| 1. İdari Dava Dairesi 2021/1483 E. 2021/2716 K. |
|
T.C. ADANA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ ÖZET : Dava; davacı tarafından, Mersin Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı olarak görev yapmakta iken hakkında yürütülen soruşturma sonucunda 2547 sayılı Kanun’un 53/b-6-c maddesi ve 657 sayılı Kanun’un 125/E-g maddesi uyarınca “Kamu görevinden çıkarma” cezası ile tecziyesine ilişkin Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ve yoksun kaldığı tüm özlük ve mali haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme sırasında “husumet” yönünden de inceleneceği ve bu hususun ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 15. maddesinin ( 1-c ) bendinde ise davanın yanlış hasım gösterilerek açılması halinde dava dilekçesinin mahkemece tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceği kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Mersin Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı olarak görev yapan davacı hakkında yürütülen idari soruşturma sonucunda 2547 sayılı Kanunun 53/b-6-c maddesi ve 657 sayılı Kanunun 125 E-g maddesi uyarınca Kamu Görevinden Çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine, anılan işlemin iptali ve mahrum kalınan özlük ve parasal hakların tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, yerel mahkeme tarafından işlemin iptaline ve davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının tazminine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, İdare Mahkemesi tarafından iptal edilen işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının davalı konumunda bulunmayan Mersin Üniversitesi tarafından tazmin edileceği anlaşıldığından, dava konusu işlem ile ilgisi bulunan Mersin Üniversitesi’nde hasım mevkiine alınması gerekirken, anılan idare hasım mevkiine alınmadan verilen kararda bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır. İSTEMİN ÖZETİ : Davacı tarafından, Mersin Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı olarak görev yapmakta iken hakkında yürütülen soruşturma sonucunda 2547 sayılı Kanun’un 53/b-6-c maddesi ve 657 sayılı Kanun’un 125/E-g maddesi uyarınca “Kamu görevinden çıkarma” cezası ile tecziyesine ilişkin 21/11/2019 tarih ve 2019/136 sayılı Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile görevden uzaklaştırıldığı 2018 yılı Aralık ayı itibariyle mahrum kaldığı özlük ve mali haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada;”dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden, üniversitenin kendi imkanlarıyla çorba-sıkma-gözleme ürünleri üretilebileceği ve satışa sunulabileceği görülmekteyken doğrudan temin yoluyla alım yapıldığı, ayrıca piyasa fiyat araştırmalarının usulüne göre yapılmadığı, dolayısıyla davacının etkililik, ekonomiklik ve verimlilik ilkelerine riayet etmediği, diğer bir deyişle davacının görevinin gereklerine aykırı hareket ederek yönetimine bırakılan kamu kaynaklarının kullanılmasında gösterilmesi gereken hassasiyeti göstermediği, mevzuatın kendisine yüklediği sorumlulukları usulüne uygun şekilde yerine getirmediği ve böylelikle kamu zararının oluşmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla birlikte; harcama yetkililerinin hizmetin ihale yoluyla veya kurumun kendi imkanlarıyla gördürülmesi noktasında takdir yetkisinin bulunduğu, bu yetki kullanılırken, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumlu oldukları fakat söz konusu harcamalarda kamu zararının meydana gelebildiği ve bunun tazminine ilişkin yasal düzenlemeler bulunduğu, salt söz konusu harcamalarda kamu zararına sebebiyet verilmiş olmasının, Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak nitelendirilemeyeceği, bu kapsamda değerlendirilebilmesi için eylemlerin menfaat karşılığı yapıldığının tespiti gerektiği, soruşturma raporunda ‘iktisadi işletme alımları esnasında sergilenen mevzuata uygun olmayan ve kamunun zararına neden olan bu davranışların herhangi bir menfaat ilişkisi olmadan sergilenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu’ belirtilmişse de, menfaat hususunun somut olarak ortaya konulması gerektiği, soruşturma raporu ile de eylemin görevi kötüye kullanma olarak nitelendirildiği, menfaat temini hususunun ise adli makamlar tarafından ortaya konulabileceği değerlendirilmişse de, disiplin cezalarına ilişkin mevzuatta yer alan fiil ve yaptırımların idareye tanınan yetki ve yükümlülükler olduğu, dolayısıyla memurun eylemi “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” kapsamında değerlendiriliyor ise, bu eylemin idari soruşturma kapsamında veya Mahkeme kararına dayalı olarak ortaya konulması gerektiği, somut olayda, gerek davacının herhangi bir kasıtla hareket ederek üniversitenin imkanlarını kullanmaktan imtina ettiğine dair herhangi bir verinin olmaması, gerekse soruşturma raporunda da ifade edildiği üzere davacının menfaat temin ettiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmaması hususları nazara alındığında davacının görev yaptığı dönemde mevzuata aykırı iş ve işlemlerle kamu zararına sebebiyet vermesinin başlıbaşına “yüz kızartıcı ve utanç verici hareket” olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla davacının izah olunan eylemlerinin dava konusu işlemde gerekçe gösterilen “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiiliyle örtüşmediği sonucuna varılmış olup, disiplin hukukunda yer alan ve yukarıda açıklanan “tipiklik” şartının gerçekleşmemiş olması hususu ile olayların yukarıda belirtilen mahiyeti ve ölçülülük ilkesi birlikte göz önüne alındığında, davacının kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişki dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, öte yandan, her ne kadar davacı tarafından görevden uzaklaştırıldığı 2018 yılı Aralık ayı itibariyle mahrum kaldığı özlük ve mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmekte ise de, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” kuralı uyarınca, yalnızca işbu davada hukuka aykırı bulunan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı mali ve sosyal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerekmekte olup, söz konusu özlük ve mali hakların işbu davanın konusunu oluşturmayan görevden uzaklaştırma tarihini kapsamayacağı açık olduğu, diğer taraftan, davacının yürütmekte olduğu görevin niteliği de dikkate alındığında yapmış olduğu hatalı iş ve işlemleri nedeniyle davalı idare tarafından yeniden bir değerlendirme yapılarak tipiklik, elverişlilik ve orantılılık ilkeleri de gözetilerek eyleminin karşılığı olan disiplin cezasının verilebileceğinin de açık olduğu” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının dava tarihi olan 03/02/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yönünde verilen Mersin 1.idare Mahkemesi’nin 03.02.2021 tarih ve E:2020/141, K:2021/106 sayılı kararının; davalı idare vekili tarafından, usule ilişkin olarak Mersin Üniversitesi Rektörlüğü hasım mevkiine alınmadan verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığı, davacının her türlü mali ve özlük haklarının çalıştığı kurum olan Mersin Üniversitesi Rektörlüğü tarafından ödenebileceğinden davacının mali ve özlük haklarına ilişkin ödemenin Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı aleyhine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, esasa ilişkin olarak ise davacı hakkında yürütülen soruşturma sonucunda davacının Kamu Görevinden Çıkarma Cezası ile cezalandırılması yönünde getirilen Üniversite teklifinin kabulüne oy birliği ile karar verildiği ileri sürülerek, davacı vekili tarafından; mahkemelerin idareye yol gösterici şekilde bir karar verme yetkisinin bulunmadığı, bu yetkinin belli koşullarda incele ve görüş bildirme şeklinde yalnızca Danıştay’a tanınmış olduğu, bu nedenle mahkeme kararında idarece yeniden soruşturma yapılabileceği yönünde açıklama yapmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum olduğu, mahkeme kararının gerekçesinin hukuka uygun olmadığı, mahkeme kararının davacının disiplin suçunu gerektiren bir eylemi olmadığı gerekçesiyle onanmasının gerektiği, ayrıca kararın davacının mali ve özlük haklarının davacının ihraç edildiği tarihten itibaren geri verilmesi şeklinde düzeltilmesi gerektiği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir. SAVUNMANIN ÖZETİ ( DAVACI ) :İktisadi işletme yönergesinin 4734 sayılı Kanundan muaf olduğu, bir ürünü sadece ucuza mal etmenin üniversite bünyesinde üretmenin o ürünün karlı olduğu, iktisadi işletmenin mevzuatına uygun olduğu anlamına gelmeyeceği, disiplin cezasını gerektiren bir fiilinin bulunmadığı ileri sürülerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddinin gerektiği savunulmaktadır. SAVUNMANIN ÖZETİ ( DAVALI ) : Soruşturma raporu sonucunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır. Karar veren Adana Bölge İdare Mahkemesi 1.İdari Dava Dairesi’nce, dava dosyası 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesi gereğince incelenerek işin gereği görüşüldü: KARAR : Dava; davacı tarafından, Mersin Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı olarak görev yapmakta iken hakkında yürütülen soruşturma sonucunda 2547 sayılı Kanun’un 53/b-6-c maddesi ve 657 sayılı Kanun’un 125/E-g maddesi uyarınca “Kamu görevinden çıkarma” cezası ile tecziyesine ilişkin 21/11/2019 tarih ve 2019/136 sayılı Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ve yoksun kaldığı tüm özlük ve mali haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme sırasında “husumet” yönünden de inceleneceği ve bu hususun ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 15. maddesinin ( 1-c ) bendinde ise davanın yanlış hasım gösterilerek açılması halinde dava dilekçesinin mahkemece tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceği kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Mersin Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı olarak görev yapan davacı hakkında yürütülen idari soruşturma sonucunda 2547 sayılı Kanunun 53/b-6-c maddesi ve 657 sayılı Kanunun 125 E-g maddesi uyarınca Kamu Görevinden Çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine, anılan işlemin iptali ve mahrum kalınan özlük ve parasal hakların tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, yerel mahkeme tarafından işlemin iptaline ve davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının tazminine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, İdare Mahkemesi tarafından iptal edilen işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının davalı konumunda bulunmayan Mersin Üniversitesi tarafından tazmin edileceği anlaşıldığından, dava konusu işlem ile ilgisi bulunan Mersin Üniversitesi’nde hasım mevkiine alınması gerekirken, anılan idare hasım mevkiine alınmadan verilen kararda bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Nitekim; benzer yöndeki bir uyuşmazlıkta Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 31/10/2016 tarih ve E:2015/8739, K:2016/8125 sayılı kararı da bu yöndedir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; 1- Davalı idarenin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE, 2- Mersin 1. İdare Mahkemesinin 03/02/2021 tarih ve E:2020/141, K:2021/106 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davalı idarenin istinaf başvurusu kabul edilerek dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine iadesine karar verildiğinden davacının yapmış olduğu istinaf başvurusunun dayanağı kalmadığından davacının istinaf başvurusunun reddine, 5- Yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6- 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 22.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. menu
|
| ÖZET: Dava, Mersin Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı olan davacının, hakkında yürütülen soruşturma sonucunda kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı kararının iptali ve yoksun kaldığı özlük ile mali haklarının tazmini talebiyle açılmıştır. Yerel mahkeme, davacının haklarını tazmin etme kararı vermiş, ancak Mersin Üniversitesi’nin davalı konumda olmaması nedeniyle hukuka aykırılık tespit edilmiştir. Adana Bölge İdare Mahkemesi, davalı idarenin istinaf başvurusunu kabul ederek yerel mahkeme kararını kaldırmış ve dosyanın yeniden değerlendirilmesi için mahkemeye iade edilmesine karar vermiştir. |