ÖZET: 2022 yılı Sayıştay Denetim Raporları, Hazine geri ödeme garantisi kapsamında dış finansman kullandırılan kuruluşların nakit akışlarına ilişkin kontrol ve değerlendirmelerde eksiklikler olduğunu ortaya koymuştur. İlgili mevzuat hükümleri gereği, kuruluşların nakit akış projeksiyonları ve bu projeksiyonların dayandırıldığı varsayımlarını sunma yükümlülüğü bulunmakta; ancak bu süreçte yeterli bilgi ve belgelerin sağlanmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, kredi riskinin etkin takibini zorlaştırmaktadır.

BULGU: Hazine Geri Ödeme Garantisi Altında Dış Finansman Kullandırılması Kararı Verilen Kuruluşların Nakit Akışlarına İlişkin Kontrol ve Değerlendirmelerde Eksiklikler Bulunması

2022 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri

Hazine geri ödeme garantisi kapsamında kullandırılan kredilerin temin edilmesi süreçlerinde kuruluşların öngörülen nakit akışlarına ilişkin ilgili mevzuat kapsamında yapılması gereken kontrol ve değerlendirmelerde eksiklikler olduğu görülmüştür.
Hazine geri ödeme garantileri, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde, kanun ile belirlenmiş olan idareler lehine bu idarelerin dış finansman kaynağından sağladıkları finansmanın geri ödenmesi hususunda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından verilen garantiler olarak tanımlanmıştır.
4749 sayılı Kanun Kapsamında Dış Finansman Sağlanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Dış finansman temininde uygulanacak usul ve esaslar” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince Bakanlık tarafından yapılacak olan dış finansman temini izin taleplerinin değerlendirilmesi, ilgili kuruluşlar tarafından sunulan bilgi ve belgeler üzerinden yapılacaktır.
Yine anılan Yönetmelik’in “Uygulanacak usul ve esaslar” başlıklı 15’inci maddesinde yer alan hükümlere göre; sağlanacak garantili finansmanın geri ödeme döneminde, kuruluşun öngörülen tüm nakit akışlarının; geri ödeme garantisine konu borç servislerini, kuruluşun Bakanlığa olan mevcut borçlarından kaynaklanan yükümlülüklerini, mevcut garantili finansman ve ikrazlı kredilerinin borç servisini ve sair tüm yükümlülüklerini karşılayacak düzeyde olması gerekmekte olup, bu kapsamda ilgili kuruluş, bahsi geçen kriterleri karşıladığını ortaya koyacak projeksiyonları ve bu projeksiyonların dayandırıldığı varsayımları gösteren raporları Bakanlığa sunmakla yükümlüdür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
– Hazine geri ödeme garantisine konu finansmanın temin edilme sürecinde ilgili kuruluşların mevcut tüm nakit akışlarının, kuruluşun tüm yükümlülüklerini karşılayacak düzeyde olduğunun kredi ödeme projeksiyonları ve bu projeksiyonların dayandırıldığı varsayımları gösteren raporlar ile tevsik edilmesi,
– Bakanlıkça bu raporların incelenerek ilgili kuruluşun talep edilen dış finansmanı ödeme kabiliyetinin değerlendirilmesi,
gerekmektedir.
Uygulamada, 2022 yılı içerisinde Bakanlık tarafından çeşitli gerekçelerle beş farklı kuruma temin ettikleri krediler için hazine garantisi verildiği görülmüştür. Bu garantilerden, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği kapsamında proje destekli ve nakit açık pozisyonlarının finansmanı gerekçeleri ile temin ettikleri iki krediye ilişkin, kuruluşlarca ibraz edilen nakit akış projeksiyonlarıyla ilgili olarak;
– Kurumların sunmuş olduğu nakit akış tablolarında yer alan parasal değerlere temel oluşturacak herhangi bir hesaplama, ölçme veyahut mali tablonun esas alınmadığı, hazine geri ödeme garantisine konu finansmanın temin edilme sürecinde ilgili kuruluşların mevcut tüm nakit akışlarının, kuruluşun tüm yükümlülüklerini karşılayacak düzeyde olduğunun kredi ödeme projeksiyonları ve bu projeksiyonların dayandırıldığı varsayımları gösteren raporlar ile tevsik edilmediği, dolayısıyla 4749 sayılı Kanun Kapsamında Dış Finansman Sağlanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 15’nci Maddesinin 2 (e) bendi ve 3’ncü fıkralarının gereğinin yerine getirilmediği, Bakanlığın da sadece nakit akış tablolarını değerlendirmeye alarak, bu tablolarda yer alan parasal değerlere nasıl ulaşıldığını yazılı olarak sorgulamadığı,
– Sunulan bir nakit akış tablosunda yer alan tüm parasal değerlerin bu değerlere en yakın olabilecek küsuratsız değerlere yuvarlandığı ( Örneğin; 935.000 ABD dolarının, 1.000.000.000 ABD olarak yazılması), dolayısıyla nakit akış tablosunun bu haliyle tam olarak gerçeği yansıtmadığı,
– Kuruluşlarca ibraz edilen tablo, belge ve raporlarda uygulama birliği olmadığı, görülmüştür.
Kuruluşlarca bu kapsamda sunulan raporların mevzuatta belirtilen çerçevede sunulmamasının sebeplerinin bazılarının banka olması nedeniyle geri ödeme performansını ölçmek için nakit akış projeksiyonlarının uygun nitelikte olmamasından, bazılarının ise ödenek kullanan ve/veya aktarılan kamu kuruluşu olmasından ve teknik verilerinin projeksiyon yapmaya elverişli olmamasından kaynaklandığı görülmektedir.
Geri ödeme garantisinin dış finansman kaynağından döviz cinsi borçlanma için düzenlenmiş bir yöntem olduğu düşünüldüğünde işlemin özünde döviz kuru riskinin, kuruluşça kredi kullanımında hali hazırda değerlendirilmesi elzem olan bir risk olduğunun açık olduğu değerlendirilmektedir.
Buna ilaveten nakit akışlarına ilişkin projeksiyonların hazırlanmasında kurumların güçlük yaşamasının, mevzuattaki gerekliliklerin yerine getirilememesine bir gerekçe olarak gösterilemeyeceği de değerlendirilmektedir. Nitekim Yönetmelik’te yer verilen gerekliliklerin kuruluşlarca teknik açıdan karşılanmasının mümkün olmadığı durumlarda ilgili hükümlerin değiştirilmesi yönünde çalışma yapılması da Bakanlığın görev ve yetkisi dâhilindedir.
Bununla birlikte yukarıda yer verildiği üzere, projeksiyona esas raporlamaların mevzuatta belirtilen formatta sunulmaması veya bazı kurumların kredi geri ödeme döneminde nakit akışlarının yükümlülüğü karşılayamaması durumlarıyla ilgili olarak Bakanlığın değerlendirme kriterinin ne olacağı ve kuruluşların finansman durumunun nasıl değerlendirileceği hususlarında belirsizlik bulunmaktadır.
Borçlunun geri ödeme yükümlülüğünü yerine getirip getiremeyeceği konusunda yapılacak ön değerlendirmeye esas raporlamalar Bakanlığın garantör olması sebebiyle karşı karşıya olduğu kredinin üstlenilmesi riskinin ölçülmesi açısından önem arz etmektedir. Yönetmelik hükümlerinde de yer aldığı üzere garantili finansmana ilişkin bütün süreçlerin etkin bir şekilde işletilmesi ve Bakanlık bütçesine yansıyacak olan yükümlülüklerin en aza indirgenmesi amacıyla belirlenen kontroller esas itibarıyla kuruluşlar tarafından sunulacak olan belgeler üzerinden yapılmaktadır. Ancak söz konusu belgeler belirtilen çerçevede sunulmadığından veyahut amacına hizmet edecek nitelikte kuruluşların nakit akışlarını tam olarak yansıtmadığından kredi riskinin takip edilmesine ilişkin önlem alınamamasına yol açabilecektir.
Kamu idaresi cevabında, Eylül 2022 tarihinden sonra gerçekleştirilen işlemlerde nakit akış tablolarında uygulama birliği sağlanması kapsamında çalışmaların gerçekleştirildiği ve benzer formatta nakit akış tabloları ile projeksiyonların dayandırıldığı varsayımlara yönelik raporların da kuruluşlardan temin edilmeye başlandığı, kuruluşlar ile nakit akışlarındaki tutarların yuvarlanmaması konusunda görüşüldüğü, bu hususa dair kontrollerle ilgili personel bilgilendirildiği ve nihayetinde nakit akış tablolarının tam olarak gerçeği yansıtmasının sağlandığı ifade edilmiştir.
Ancak, her ne kadar projeksiyonların dayandırıldığı varsayımlara yönelik raporların da kuruluşlardan temin edilmeye ve kontrol mekanizmasının kurulmaya başlandığı ifade edilsede, nakit akış tablolarında yer alan parasal değerlere temel oluşturacak hesaplama, ölçme veyahut mali tablo içeren ve hazine geri ödeme garantisine konu finansmanın temin edilme sürecinde ilgili kuruluşların mevcut tüm nakit akışlarının, kuruluşun tüm yükümlülüklerini karşılayacak düzeyde olduğunu gösteren kredi ödeme projeksiyonları ve bu projeksiyonların dayandırıldığı varsayımları gösteren raporların tarafımıza sunulmadığı görülmüştür.
Sonuç olarak; hazine geri ödeme garantisi verilmesi süreçlerinde anılan bilgi ve belgelerin ilgili kuruluşlar tarafından mevzuatta belirtilen kriterleri karşılayacak biçimde sağlanması Bakanlıkça yapılacak kontrol ve değerlendirilme mekanizmalarının işletilmesine ve ileride oluşabilecek risklerin tespiti ile buna ilişkin önlem alınması anlamında bir gereklilik olduğundan, mevzuatta çerçevesi çizilen raporlamalarda ve buna ilişkin değerlendirmelerdeki eksikliklerin giderilmesi gerektiği düşünülmektedir.