İdarenin atama işlemlerinde takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu ve yargı denetimine tabi olduğu değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, davacının İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ndeki uzmanlık atamasının iptali istemiyle açtığı davada, Bölge İdare Mahkemesi’nin kararını temyiz incelemesine tabi tutmuştur. Mahkeme, davacının daire başkanı olarak görev yaptığı süre zarfında hakkında herhangi bir disiplin cezası veya soruşturma bulunmadığını, dolayısıyla idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde kullanmadığını belirterek, […]

→

Kamu görevlisinin görevden alınmasının kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bulunarak Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırılığı (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, kamu görevlilerinin atama işlemlerinin, kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Davacı, İtfaiye Daire Başkanı olarak görev yaparken, herhangi bir disiplin cezası veya olumsuz bir değerlendirme olmaksızın Zabıta Daire Başkanlığı emrine uzman olarak atanmıştır. Danıştay, davacının geçmiş hizmetlerinin ve kariyerinin, atandığı görevle uyumlu olduğunu, dolayısıyla görevden alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. […]

→

İdarenin takdir yetkisi kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olup, görevden alma işlemi hukuka aykırı bulundu. (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, davacının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Raylı Sistem Daire Başkanı olarak görev yaptığı süre zarfında hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma açılmadığını, disiplin cezası almadığını ve görevinde başarısız olduğuna dair nesnel bilgi bulunmadığını belirterek, davacının görevden alınmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. İdareye, personel atamalarında takdir yetkisi tanınmış olsa da, bu yetkinin […]

→

Sosyal denge tazminatında tavan tutarın aşılması kamu zararına yol açar mı ve imzalanan sözleşmelerin hukuka aykırılığı sorumluluğu üst yöneticiye mi yükler (Sayıştay)

ÖZET: Sayıştay kararı, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile kamu görevlileri arasında imzalanan sosyal denge sözleşmelerinin hukuka uygunluğunu incelemektedir. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca, sosyal denge tazminatının ödenebileceği tavan tutar, en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’ü ile sınırlıdır. Ancak, yapılan sözleşmelerde bu tavan tutarın aşılması ve […]

→

Davacının meslekten çıkarma cezası ve memuriyetin sona erdirilmesi işlemlerinin iptali talebinin net olmaması nedeniyle idare mahkemesi kararının hukuka aykırı bulunması (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Daire, davacının meslekten çıkarma cezası ve memuriyetinin sona erdirilmesi işlemlerinin iptali talebinin net ve anlaşılır olmadığını belirterek, İdare Mahkemesi’nin davayı açıktan atama koşulları çerçevesinde inceleyerek reddetmesini hukuken isabetsiz bulmuştur. Davacı, meslekten çıkarma cezasının ve memuriyetinin sona erdirilmesi işlemlerinin iptali için başvuruda bulunmuş, ancak İdare Mahkemesi, adli mahkumiyetin kaldırılmasının disiplin cezasını etkilemeyeceği gerekçesiyle […]

→

Görevde yükselme sınavında önceki hizmet sürelerinin dikkate alınmaması ve başvurunun reddinin hukuka uygunluğu (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, Ordu Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığında şef olarak görev yapan davacının, şube müdürü kadrosu için yapılan görevde yükselme sınavına başvurusunun reddedilmesine ilişkin kararı incelemiştir. Davacı, 6360 sayılı Kanun gereği İçişleri Bakanlığına atandığı için, daha önceki hizmet sürelerinin değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Ancak, Danıştay, İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği […]

→

Danıştay’ın bozma kararına uygun Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı temyiz başvurusunun hukuki geçerliliği ve imara aykırılık iddiaları (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, temyiz başvurusunu değerlendirirken, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50/4. maddesi çerçevesinde, Bölge İdare Mahkemesi kararlarının Danıştay tarafından bozulması durumunda, yeniden verilecek kararlara karşı yapılacak temyiz başvurularının incelenebileceğini belirtmiştir. Bu bağlamda, Bölge İdare Mahkemesi’nin Danıştay Onuncu Dairesi’nin bozma kararına uygun hareket ettiği tespit edilmiştir. Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin, […]

→

Kamu zararının tespiti sonrası alacakların rızaen veya sulhen ödenmesi gerektiği ve maaştan kesinti için yasal süreçlerin izlenmesinin zorunluluğu (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, Atakum Belediyesi adına kesilen para cezasının, davacıya herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın ve bildirim yapılmadan maaşından kesilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. İdare Mahkemesi, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde, kamu zararının tespit edilmesi durumunda, ilgili alacakların rızaen veya sulhen ödenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, davacının […]

→

6292 sayılı Kanun kapsamında taşınmazın satın alınıp alınmadığına göre ecrimisil yükümlülüğünün belirlenmesi ve eksik inceleme nedeniyle dosyanın iadesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, 6292 sayılı Kanun kapsamında doğrudan satın alma talebinde bulunan davacıların, ecrimisil ödemekle yükümlü olup olmadıklarını belirlemek için taşınmazın satın alınıp alınmadığını araştırılması gerektiğine hükmetmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak 2010 yılı için belirlenen ecrimisil bedelinin 2,38 TL/m² olarak tespit edilmesinin, emsal bedellerin çok altında kaldığını belirtmiştir. 6292 sayılı Kanun gereği, satın alma […]

→

Ecrimisil talebinde 6292 sayılı Kanun’un dikkate alınması ve taşınmazın satın alınıp alınmadığının araştırılması gerektiği (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, İstanbul ili Eyüp ilçesinde Hazineye ait bir taşınmazın işgali nedeniyle ecrimisil talep edilmesine ilişkin bir davayı incelemiştir. Dava, 6292 sayılı Kanun çerçevesinde taşınmazın bir firmaya satıldığı iddiasıyla, ecrimisil talebinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle açılmıştır. Mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak ecrimisilin bir kısmını iptal etmiş, ancak diğer kısmını reddetmiştir. Danıştay, ecrimisilin hesaplanmasında 6292 […]

→

Ecrimisil talebinde hukuki süre ve emsal rayiç dikkate alınmadan verilen kararın eksik inceleme ile bozulması gerekliliği (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, 6292 sayılı Kanun kapsamında mülkiyeti Hazineye ait taşınmazın işgali nedeniyle ecrimisil talebini değerlendirmiştir. Davacı, taşınmazın işgalinden dolayı 22/11/2002-22/11/2007 tarihleri arasında ecrimisil talep etmiştir. Ancak, davacının 16/07/2012 tarihinde bu taşınmaz için satın alma başvurusunda bulunduğu ve bu tarihten itibaren son beş yıl için ecrimisil alınamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla, 16/07/2007-16/07/2012 tarihleri arasındaki dönem için […]

→

Tavan tutar uygulamasının hukuka aykırılığı ve kamu zararına neden olması nedeniyle sorumluların tazminat ödemesi gerekliliği üzerine hukuki değerlendirme (Sayıştay)

ÖZET: Sayıştay’ın 44807 sayılı kararında, … Belediye Başkanlığı ile … Sendikası arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesi’nin mevzuata aykırı hükümler içerdiği ve 2017 yılında personele mevzuatın öngördüğü tutardan fazla sosyal denge tazminatı ödendiği belirtilmiştir. Bu durumun kamu zararına yol açtığı gerekçesiyle, tazmin hükmü verilmiş ve bu karar Temyiz Kurulu tarafından tasdik edilmiştir. Dilekçede, tavan tutar uygulamasının […]

→

Hazine taşınmazının satın alınmayan kısmı için ecrimisil talep edilebileceği ve iptal edilen ihbarnamenin hukuka aykırı olduğu değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, davacıların Hazineye ait bir taşınmazı 6292 sayılı Kanun’un 11/6. maddesi gereğince satın almış olmaları nedeniyle, bu taşınmaz için ecrimisil talep edilemeyeceğine karar vermiştir. Dava konusu taşınmazın tamamı 249,67 m² olup, davacılar tarafından sadece 187,25 m²’sinin satın alındığı, geriye kalan 62,42 m²’lik kısmın ise Hazine mülkiyetinde kaldığı belirtilmiştir. Bu durumda, satın alınmayan kısım için […]

→

Ecrimisil talebinin hukuka uygunluğu ve taşınmazın işgalinin varlığı durumunda yapılması gereken bilirkişi incelemesi gerekliliği (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, davacı tarafından işgal edilen Hazine taşınmazı ile ilgili ecrimisil talebinin hukuka uygunluğunu değerlendirmiştir. İdare Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak taşınmazın kullanılmadığını ve davacının herhangi bir yarar sağlamadığını belirlemiş, bu nedenle ecrimisil talebini iptal etmiştir. Ancak Danıştay, taşınmazın etrafının tel örgü ile çevrili olmasının, davacının zilyetliğini gösterdiğini ve bu durumun ecrimisil talebini gerektirdiğini vurgulamıştır. Dava […]

→

İdari yaptırım niteliğindeki işyeri ruhsat iptallerine itirazın adli yargıda yapılması gerektiği ve sürecin ihlalinin hukuki değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu kapsamında işyeri ruhsatının iptaliyle ilgili uyuşmazlıkta, idari yaptırım niteliğindeki işlemlere karşı itirazın adli yargıda yapılması gerektiğine hükmetmiştir. İlgili kanunda, idari yaptırım kararlarına itiraz için özel bir mahkeme gösterilmediği, dolayısıyla 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Dava konusu olayda, davacının işyerinin ruhsatı, kanuna aykırı davranışlar nedeniyle iptal […]

→