BULGU: İcra ve Haciz Süreçlerinin Sağlıklı İşlememesi

2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Sosyal Güvenlik Kurumları

5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Çeşitli mali hükümler” başlıklı 37’nci maddesinde; süresi içinde ödenmeyen sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primleri, işsizlik sigortası primleri, idarî para cezaları, gecikme zamları ve katılım paylarının Kurum alacağına dönüşeceği ve bu alacakların tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 3 maddesi hariç diğer maddelerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü İcra Daire Başkanlığından alınan veriler uyarınca yapılan incelemeler sonucunda ulaşılan tespitlere başlıklar halinde aşağıda yer verilmiştir.
a) İcraya İntikal Eden Bazı Kurum Alacaklarının Tahsil Edilememesi
İcraya intikal eden Kurum alacaklarının önemli bir bölümünün tahsil edilemediği, tahsilat oranının %50’den daha az kaldığı görülmüştür.
Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü İcra Daire Başkanlığından alınan verilere göre, 20162021 yılları arasında icraya intikal ettirilen dosya sayıları, icraya intikal ettirilen alacak miktarı, icra yoluyla tahsil edilen alacak miktarı ile icra tahsilat oranları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo 5:İcraya İntikal Eden Alacaklar ve Tahsilat Tutarları

Yıl İcraya İntikal
Ettirilen
Dosya sayısı
İcraya İntikal Ettirilen
Alacak Miktarı
İcra Yoluyla Tahsil Edilen
Alacak Miktarı
İcra Tahsilat
Oranı (%)
2016 1.398.384 10.140.714.565,89 4.523.307.912,65 44,61
2017 251.199 2.279.411.593,76 3.853.242.072,08 169,05
2018 470.997 6.110.055.941,81 3.794.330.739,40 62,10
2019 3.012.567 43.238.918.540,54 5.289.082.551,46 12,23
2020 917.962 9.579.722.685,03 4.685.445.139,78 48,91
2021 154.515 2.720.344.819,92 10.659.622.094,56 391,85
TOPLAM 6.205.624 74.069.168.146,95 32.805.030.509,93 44,29

Buna göre, 2016-2021 yılları arasında toplam 74.069.168.146,95 TL alacak için icra süreci başlatılmış olmakla birlikte icraya intikal ettirilen alacakların 32.805.030.509,93 TL’si tahsil edilerek son 6 yıl için tahsilat oranı %44,29’a ulaşmıştır. İcraya intikal ettirilen alacaklara ilişkin tahsilat tutarlarının 2021 yılı içerisinde bir önceki yılın iki katından fazla gerçekleştirilmesi, tahsilat oranının gelişmesinde önemli bir etkiye sahip olmuştur. İcraya intikal ettirilen alacaklarının tahsilat miktarlarının artmasıyla birlikte halen yeterli olmadığı ve daha çok geliştirilebileceği değerlendirilmektedir.
İcraya intikal ettirilen Kurum alacaklarının tahsilini zorlaştıran temel hususların aşağıdaki şekilde olduğu düşünülmektedir.
1) Tebligata İlişkin Sorunlar: İcraya intikal ettirilen dosya sayıları ile icraya intikal ettirildiği halde tebliğ yapılamayan dosya sayıları incelendiğinde; 2020 yılında icraya intikal ettirilen dosyaların %47’sinin, 2021 yılında icraya intikal ettirilen dosyaların ise %40’ının ilgililere tebliğ edilemediği görülmüştür.
İcraya intikal ettirilen dosyaların tebligat işlemlerinin yapılamaması nedeniyle icra süreci gecikmekte ve dolayısıyla icra tahsilat oranları düşmektedir.
Kurum tarafından Sosyal Güvenlik Kurumunca Elektronik Ortamda Yapılacak Tebligata İlişkin Yönetmelik 24.09.2021 tarihinde yayımlandığı ve elektronik tebligata ilişkin bir program hazırlanarak pilot illerde uygulanmaya başlandığı ifade edilmiştir.
2) Haczedilen menkul ve gayrimenkullerin satış oranının düşük olması: Kurum alacaklarının icra yoluyla tahsilatının sağlanmasında önemli ve önleyici yöntemlerden biri olan haciz usulünün kullanılarak haciz konulan malların sayısının artmasına rağmen satış oranının düşük kalması da icra tahsilat oranlarının düşük olmasının sebeplerindendir. Son 6 yılda haczedilen ve satılan menkul ve gayrimenkullerin sayılarına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir.
Tablo 6:Haczedilen ve Satılan Menkul ve Gayrimenkul Mallar

Yıl Haczedilen
Menkul Mal
Sayısı
Haczedilen Gayrimenkul
Mal Sayısı
Satılan Menkul Mal Sayısı Satılan
Gayrimenkul
Mal Sayısı
2016 145.289 63.357 2.255 354
2017 60.314 36.943 1.359 167
2018 67.657 50.924 2.584 185
2019 130.680 85.005 2.743 339
2020 73.355 40.587 1.009 83
2021 50.873 27.701 855 80
TOPLAM 528.168 304.517 10.805 1.208

Yukarıdaki tabloya göre, 2016-2021 yılları arasında toplam 528.168 adet menkul mal için haciz işlemi uygulanmışken bu yıllar arasında toplam menkul mal satışı sayısı 10.805’de kalmıştır. Aynı durum, 2016-2021 yılları arasında toplam 304.517 adet gayrimenkul mal için haciz işlemi uygulanmışken bu yıllar arasında toplam gayrimenkul mal satışı sayısı 1.208’de kalmıştır.
3) İcra satış birimlerinin dağınık bir şekilde yapılanması: Kurum alacaklarının garanti altına alınabilmesi için icra memurları tarafından borçlunun menkul ve gayrimenkulleri üzerinde haciz işlemi uygulansa da satış aşamasında icra birimlerinin dağınık yapılanmasının ve profesyonel bir şekilde icra satış birimlerinin oluşturulmamasının icra tahsilat oranlarının düşük olmasında bir etken olduğu değerlendirilmektedir. Kaldı ki, bu süreci etkin bir şekilde yürüten bir icra biriminin İstanbul ilinde kurulduğu görülmektedir.
Tablo 7:İcra Yoluyla Elde Edilen Satış Gelirlerinin İcra Alacağına Oranı

Yıl Menkul ve Gayrimenkul
Satış Gelirleri Toplamı
İcraya İntikal Ettirilen
Toplam Alacak Miktarı
Satış Gelirlerinin
Toplam Alacağa Oranı
(%)
2016 62.207.427,46 10.140.714.565,89 0,61
2017 36.276.553,88 2.279.411.593,76 1,59
2018 48.038.040,34 6.110.055.941,81 0,79
2019 101.034.412,93 43.238.918.540,54 0,23
2020 51.053.675,45 9.579.722.685,03 0,53
2021 71.329.943,60 2.720.344.819,92 2,62
TOPLAM 369.940.053,66 74.069.168.146,95 0,50

Yukarıda yer alan tablodaki verilere göre, 2016-2021 yılları arasında icra yoluyla satışı yapılan menkul ve gayrimenkullerden 369.940.053,66 TL gelir elde edilirken bu tutarın icraya intikal ettirilen toplam alacak miktarına oranı binde 5 olarak gerçekleşmiştir.
Sonuç olarak, icraya intikal ettirilen alacakların tahsilat oranlarının düşük olmasına neden olacak hususlar bulunmakla birlikte Kurum alacaklarının tahsilatlarının artırılması için yasal ve idari tedbirlerin alınması gerekmektedir.
b) İkinci Artırmada Satılan Menkul Malların Satış Bedeli İçin Bir Alt Sınır Belirlenmemesi
İlk açık artırmada satılamayan menkul malların ikinci artırma ile satılması sırasında satış bedeli için bir alt sınır bulunmadığı ve menkul mal için belirlenen muhammen bedele oranla satış bedeli tutarı çok düşük kalan satışlar gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 81’inci maddesi uyarınca, haczedilen mallara haczi yapan memur tarafından değer biçilecek, borçlunun müracaatı üzerine veya tahsil dairesince lüzum görüldüğü takdirde yeniden bilirkişiye değer biçtirilecektir. Aynı Kanun’un 84’üncü maddesinde, menkul malların tahsil dairelerince haciz yapıldığı tarihin üçüncü gününden itibaren 3 ay içinde satışa çıkarılacağı hükmedilmiştir.
Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 87’nci maddesinde, haczedilen menkul mallara verilen bedelin 81’inci madde uyarınca tespit edilen değerin %75’inden aşağı olması veya hiç alıcı çıkmaması durumunda 15 gün içinde bu malların tekrardan satışa sunulacağı ve ikinci artırmada verilen bedelin her hâlükârda kabul edileceği belirtilmiştir. Aynı maddenin devamında bu menkul malların pazarlıkla satılabilmesi hali düzenlenmiştir. Ancak, Kanun’un “Haciz” başlıklı 62’nci maddesinin son fıkrasında; “Tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir.” hükmüne yer verilmiştir. Yani, haczedilen malın satışı sırasında satış bedelinin hem alacaklının hem de borçlunun menfaatine uygun olması gerekmektedir. Bir başka deyişle, haczedilen malın satış bedelinin hem alacaklı hem de borçlunun işine yaramayacak şekilde düşük bir bedelle satılmaması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Kurumun 30 Büyükşehirde bulunan icra birimlerince yapmış olduğu menkul mal satışları incelendiğinde, ilk açık artırmada satılamayan menkul mallardan ikinci artırmada satışı yapılanların satış bedelleri için bir alt sınır olmadığı ve satış bedellerinin menkul malın muhammen bedellerine oranının %5, %10, %20, %30 gibi oranlarda kaldığı birçok menkul satışının gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu durumda, satış bedellerinin düşük kalması veya muhammen bedelin yüksek tahmin edilmesi gibi iki muhtemel durum meydana çıkmaktadır.
Kanunda her ne kadar ikinci satışta teklifin tutarına bakılmadan satışın gerçekleştirileceği belirtilse de belirlenen muhammen bedele göre satış bedellerinin çok düşük kalması ne alacaklı kamu idaresinin ne de borçlunun menfaatine yaramaktadır.
Kurum satış ihalelerinde muhammen bedelin %40’ından aşağı bedelle satış işlemi yapılmamasına gayret edildiğini ve 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ikinci artırımlarda bir alt limit düzenlenmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığından yazıyla talepte bulunulduğunu belirtmiştir.
Bu itibarla, ikinci artırma ile yapılan menkul mal satışlarında satış bedellerinin menkul mal için belirlenen değere oranı için bir alt sınır getirilmesine ilişkin düzenleme yapılması hem Kurum alacaklarının artırılmasında hem de borçlunun menfaatlerinin korunmasında etkili olacaktır.
Haczedilen Araçların Kurumun Mülkiyetinde Bulunan ve Uygun Olan Taşınmazlarda Muhafaza Edilmesi
Kurumun haciz işlemi uyguladıktan sonra yakalanan ve yediemin otoparklarında bekleyen araçların satılması halinde Kurum alacakları için kullanılabilecekken otopark bedeli olarak ödenen tutarların satış bedellerine göre önemli bir oran tuttuğu ve otoparklarda yaşanan bazı olaylar nedeniyle Kurumun bazı hukuki sorunlarla karşılaştığı görülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 82’nci maddesi uyarınca, haczedilen para, kıymetli maden, hisse senedi gibi menkul mallar, kaybolmalarını ve değiştirilmelerini önleyecek tedbirler alınarak tahsil dairesince muhafaza edilmeli ve diğer menkul mallar uygun bir yerde muhafaza edilmeli veya güvenilir bir şahsa veyahut güvenilir şahsın kefaleti altında borçlunun veya zilyedin kendisinde bırakılmalıdır.
Belirtilen mevzuat hükmü uyarınca, haciz işlemi uygulanan ve kolluk kuvvetleri aracılığıyla yakalanan araçların kesin olarak yediemin otoparklarına çekilmesine gerek olmayıp Kurumun belirleyeceği yerlerde de muhafazası sağlanabilecektir. Sosyal Güvenlik Kurumu 81 ilde teşkilatlanmış ve ülke genelinde yaygın, mülkiyetinde bulunan binlerce taşınmazı bulunmaktadır. Haciz işleminin ve sonucunda satış işleminin yoğun olarak uygulandığı illerde Kurumun kendi otoparklarını oluşturması halinde hacizli malların Kurumca muhafazasının sağlanması, satış işlemlerinin kolaylaştırılması ve atıl konumda bulunan Kurum taşınmazlarının kullanılması suretiyle kamu kaynaklarının daha etkili ve verimli kullanılabileceği değerlendirilmektedir. Kaldı ki, İstanbul ilinde bu şekilde uygulanmakta ve etkin bir şekilde yürütülmektedir.
Kurum icra takip dosya sayısı büyüklüklerine göre belirlenen beş büyükşehirde icra satış birimi kurulması ve en az 50 araç kapasiteli otopark oluşturulması için ilgili il müdürlüklerine yazı yazıldığını belirtmiştir.
Sonuç itibariyle, haciz işlemi uygulanması sonucu satışı yapılan taşıtlardan elde edilecek bedellerin neredeyse tamamının Kurum alacaklarına karşılık tahsil edilmesini ve haczedilen araçların daha güvenilir bir şekilde muhafaza edilmesini sağlayacak bu yöntemin maliyet-fayda analizlerinin yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
Hacizli Araçlara Yakalama Şerhi Konulmasına İlişkin Uygulama Birliğinin Bulunmaması
Kurum tarafından haciz işlemi uygulanan araç sayısının yüksek olmasına rağmen yakalama şerhi konulan araç sayısının oransal olarak düşük kaldığı görülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Menkul malların satışı” başlıklı 84’üncü maddesi uyarınca, menkul mallar tahsil dairelerince haciz yapıldığı tarihin üçüncü gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılması gerekmektedir. Ancak, bu durum menkul mal olan araçlar için pek mümkün olmayıp araçlar için haciz işlemi uygulansa da yakalama şerhi uygulanmaması halinde kolluk kuvvetleri tarafından ilgili araçlar yakalanamayacak ve satış gerçekleştirilemeyecektir. Bu nedenle de, Kurum alacağını güvence altına almak için araçlara haciz işlemi uygulandığında Kurum alacağının tahsil edilebilmesi için önce yakalama şerhinin uygulanarak aracın kolluk kuvvetleri tarafından yakalanması gerekmektedir.
İcra Dairesi Başkanlığından haciz işlemi uygulanmış araçlara ilişkin listeler ile bilgiler istenilmiş ve sistematik olarak incelemeler yapılmıştır. İncelemeler sonucunda, Kurumun ülke genelinde haciz işlemi uygulamış olduğu araç listesinde 677.914 adet araç bulunduğu ve bu araçların 606.062 adedinde(%89,40) haciz şerhi, 49.087 adedinde(%7,24) yakalama şerhinin bulunduğu ve 22.765 adedinde(%3,36) satış şerhi veya kesin satış şerhinin bulunduğu tespit edilmiştir. Hacizli araçlara yakalama şerhi konulmaması nedeniyle icraya intikal edilen Kurum alacaklarının tahsil edilmesinde hacizli araçların satışının oranı düşük kalmaktadır. Bu durumun temel nedeni, hacizli araçlara yakalama şerhi konulması işleminde her il müdürlüğünde farklı uygulamaların bulunması olarak değerlendirilmektedir. Ancak, haciz işlemi uygulanan tüm araçlara yakalama şerhi konulması uygulamada pek mümkün olmamakla beraber her araç için yakalama şerhi konulup sonrasında araç satış işlemlerine başlanılmasının Kurum alacaklarının tahsilatı için etkin bir yol olmadığı açıktır.
Bu itibarla, Kurum tarafından haciz işlemi yapılmış olan araçlardan hangileri için yakalama şerhi konulması gerektiği ve hangi sürelerde yakalama şerhi konulacağı gibi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik düzenlemelerin yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Ayrıca, haciz işlemi ile yakalama işlemi arasında Kurum alacağının tahsil edilmesine yönelik mekanizmaların oluşturulması halinde bu sürecin daha az maliyetle daha etkin bir şekilde gerçekleştirilebileceği düşünülmektedir.


ÖZET: 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporları, Sosyal Güvenlik Kurumu’na ait icra ve haciz süreçlerinin etkinliğini sorgulamaktadır. İcra sürecine intikal eden alacakların tahsilat oranı %44,29 olarak belirlenmiş olup, bu durumun tebligat sorunları, düşük satış oranları ve dağınık icra birimleri gibi sebeplerle kaynaklandığı tespit edilmiştir. Ayrıca, ikinci artırmada menkul malların satış bedeli için bir alt sınır olmaması, düşük satış fiyatlarına yol açmakta ve bu durum hem alacaklı hem de borçlu açısından olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Kurumun, alacak tahsilatını artırmak için yasal ve idari tedbirler alması gerektiği vurgulanmaktadır.