|
ÖZET: İcra ve haciz süreçlerinin etkinliğine dair yapılan incelemeler, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda ortaya konmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumları Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, icraya intikal eden bazı alacakların tahsilinde ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Kurum alacaklarının düzenli olarak icraya aktarılmadığı, tebligat işlemlerinin geciktiği ve hacizli araçlara ilişkin uygulama birliğinin eksik olduğu tespit edilmiştir. 5502 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri, süresi içinde ödenmeyen primlerin Kurum alacağına dönüşeceğini belirtmesine rağmen, tahsilat oranları %50’nin altında kalmaktadır.
İcra süreçlerinde karşılaşılan zorluklar, icra memurlarının dosya yükünün fazlalığı ve hacizli malların satış oranlarının düşüklüğü gibi faktörlerden kaynaklanmaktadır. 2020-2024 yılları arasında icraya intikal eden alacakların tahsilat oranları, yıllar içinde dalgalanma göstermiştir. Özellikle, hacizli araçların yakalama şerhi olmadan satışının gerçekleşmemesi, tahsilat oranlarını olumsuz etkilemektedir. Kurumun uyguladığı otomatik icra sistemi, alacakların zamanında icraya aktarılmasını sağlamakta yetersiz kalmaktadır. Sonuç olarak, icra ve haciz süreçlerinin etkinliğini artırmak için yasal ve idari tedbirlerin alınması gerekmektedir. Otomatik icra uygulamasının düzenli çalıştırılması, tebligat süreçlerinin hızlandırılması ve hacizli araçlara yönelik uygulama birliğinin sağlanması, alacakların tahsilatını kolaylaştıracaktır. Bu önlemler, hem Kurumun alacaklarının tahsilini artıracak hem de borçluların haklarını koruyacaktır. |
BULGU: İcra ve Haciz Süreçlerinin Sağlıklı İşlememesi
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Sosyal Güvenlik Kurumları
Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünden alınan verilere göre icraya intikal eden bazı kurum alacaklarının tahsil edilemediği; kurum alacaklarının düzenli olarak icraya aktarılmadığı ve tebligat işlemlerinin geciktiği; hacizli araçlara yakalama şerhi konulmasına ilişkin uygulama birliğinin bulunmadığı görülmüştür.
5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Çeşitli Mali Hükümler” başlıklı 37’nci maddesinde; süresi içinde ödenmeyen sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primleri, işsizlik sigortası primleri, idarî para cezaları, gecikme zamları ve katılım paylarının Kurum alacağına dönüşeceği ve bu alacakların tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 3 maddesi hariç diğer maddelerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.
İcra ve haciz süreçlerine ilişkin yapılan inceleme sonucunda ulaşılan tespitlere aşağıda başlıklar halinde yer verilmiştir:
a) İcraya İntikal Eden Bazı Kurum Alacaklarının Tahsil Edilememesi
İcraya intikal eden Kurum alacaklarının önemli bir bölümünün tahsil edilemediği, tahsilat oranının %50’den daha az kaldığı görülmüştür.
Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü İcra Daire Başkanlığından alınan verilere göre, 20202024 yılları arasında icraya intikal ettirilen dosya sayıları, icraya intikal ettirilen alacak miktarı, icra yoluyla tahsil edilen alacak miktarı ile icra tahsilat oranları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:
Tablo 6: İcraya İntikal Eden Alacaklar ve Tahsilat Tutarları
| Yıl | İcraya İntikal Eden Dosya Sayısı | İcraya İntikal Ettirilen Alacak Miktarı (TL) | İcra Yoluyla Tahsil Edilen Alacak Miktarı (TL) | İcra Tahsilat Oranı (%) |
| 2020 | 917.962 | 9.579.722.685,03 | 4.685.445.139,78 | 48,91 |
| 2021 | 154.515 | 2.720.344.819,92 | 10.659.622.094,56 | 391,85 |
| 2022 | 49.858 | 38.344.828.635,68 | 10.288.790.711,96 | 26,83 |
| 2023 | 503.157 | 54.234.508.299,75 | 22.804.818.965,39 | 42,05 |
| 2024 | 905.036 | 169.689.251.928,18 | 53.828.931.545,72 | 31,72 |
| TOPLAM | 2.530.528 | 274.568.656.368,56 | 102.267.608.457,41 | 37,25 |
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Gelirlerin Toplanması Sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde, kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanların ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumlu olduğu ifade edilmektedir.
Kurum merkez ve taşra teşkilatında yapılan incelemede icraya intikal ettirilen Kurum alacaklarının tahsilini zorlaştıran bazı hususlar olduğu değerlendirilmektedir.
Temel icra ve haciz işlemlerini yürüten icra memurlarının sayısı son yılda artmış olmasına rağmen, 11 ilde icra memuru başına düşen dosya sayısının 5.000 adetten fazla olduğu, 41 ilde icra memuru başına düşen ortalama dosya sayısının 2.000 ile 5.000 dosya arasında olduğu görülmüştür.
Haciz konulan malların sayısı artmasına rağmen satış oranının düşük kalması icra tahsilat oranlarının düşük olmasının sebeplerinden biri olarak görülmektedir. 2020 yılı sonrasında toplam 679.079 adet menkul mal için haciz işlemi uygulanmışken toplam menkul mal satış sayısı 4.912 adet; 404.294 adet gayrimenkul mal için haciz işlemi uygulanmışken toplam gayrimenkul mal satış sayısı 706 adet olarak gerçekleşmiştir.
İcraya intikal ettirilen alacakların takip ve tahsilinde gerçekleştirilen malvarlığı araştırması, e-haciz uygulanması, taksitlendirme taleplerinin incelenmesi, icra tahsilatlarının borçlara mahsup edilmesi, hacizli malların satışları gibi birçok işlem dosya bazında icra memuru aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. İcra birimlerinde yapılan incelemelerde, dosya yoğunluğu nedeniyle borçlunun malvarlığı araştırmasının dosya bazında iki üç yıl gibi aralıklarda yapılabildiği, e-mevduat haczi uygulamasında mevduat hesaplarının otomatik olarak sorgulanmaması nedeniyle borçluların banka hesaplarına devamlı olarak haciz uygulaması yapılamadığı, dosya bazında e-mevduat haczi işlemlerinin sürekli yapılmadığı görülmüştür. Borçluların 6183 sayılı Kanun’un 48 ve 48A maddelerine göre taksitlendirme taleplerinin taksitlendirme şartlarına uygunluğunun dosya üzerinden yapılması, sistematik olarak denetlenmesini zorlaştırmaktadır.
İcra tahsilatlarının tarih itibarıyla zamanaşımına uğrama ihtimaline göre en eski borçlara mahsup edilmesi icra memuru eliyle yapılmaktadır. İllerde yapılan denetimlerde, icra tahsilatları borçlara mahsup edilirken icraya intikal eden en eski borçlara mahsup edilmesinde farklı örneklerle karşılaşılmıştır. Ayrıca, kamu alacağının cebren tahsilinde etkili bir yol alan hacizli malların satılmasında ilan süreçlerinin dijital ortama taşınmasına rağmen; satışa hazırlık, teminat alma, teminat iadesi ve satış işleminin icra memurları aracılığıyla icra birimi bazında manuel olarak gerçekleştirilmesinin icra tahsilatlarını olumsuz etkilediği değerlendirilmektedir.
İcraya intikal ettirilen Kurum alacaklarının takip ve tahsil sürecini yürüten icra memurları sayısında değişiklik olsa da icra memuru üzerine düşen dosya sayılarında dengenin sağlanmasının, icra memuru eliyle yürütülen malvarlığı araştırılması, e-mevduat haczi, taksitlendirmenin bozulması halinde teminatın gelir kaydedilmesi, icra tahsilatlarının borçlara işlenmesi gibi işlemlerin kaynak sistemler tarafından otomatik olarak uygulanmasının ve hacizli malın satış süreçlerinin elektronik ortama taşınmasının icra tahsilat oranlarının arttırılmasında faydalı olacağı değerlendirilmektedir.
Kamu İdaresi tarafından, icraya intikal eden prim alacaklarının etkin şekilde tahsilinin sağlanması ile icra memuru sayısı arasında doğrudan ilişkili olduğu, icra memuru sayısının artması konusunda çalışmalar yapıldığı, icra yoluyla alacak tahsilinin Kanun’da öngörülen uzun bir süreci içerdiği ve icra yoluyla yapılan tahsilatların yavaşlamasında son yıllarda yaşanan önemli doğa ve ekonomik olayların da etkisinin olduğu ifade edilmiştir.
İcraya intikal ettirilen alacakların tahsilat oranlarının düşük olmasına neden olacak hususlara yönelik olarak Kurum alacaklarında tahsilatın artırılması amacıyla bulguda belirtilen tespitler hakkında yasal ve idari tedbirlerin alınması gerekmektedir.
b) Kurum Alacaklarının İcraya Aktarılmasında Sorunlar Yaşanması ve Tebligat İşlemlerinin Gecikmesi
Vadelerinde tahsil edilemeyen Kurum alacaklarının topluca belirli dönemlerde icraya aktarılmasını sağlayan otomatik icra sisteminin yılda iki kez çalıştırıldığı ancak ikinci dönemde yıl içinde işlem yapılmasına fırsat kalmadığı, idari para cezalarının bu kapsamda icraya aktarılmadığı ve icraya aktarılan Kurum alacaklarının borçlulara tebliğ edilmesinde gecikmeler yaşandığı görülmüştür.
Kurum tarafından 2007-81 sayılı “Kurum Alacaklarının Otomatik Olarak İcra Havuzuna Aktarımı, İcra Takip Haciz ve Satış Servislerinin Yeniden Yapılandırılması” konulu yayımlanan Genelge’yle Kurum alacaklarının İcra Takip Haciz ve Satış Servislerine intikaline ilişkin işlemlerin gerçekleşmesinde ve borçların tahsilinde güçlüklerin yaşanması nedeniyle alacakların takip ve tahsilinin hızlandırılması amacıyla muaccel borçların merkez tarafından otomatik olarak topluca il müdürlüklerinin icra havuzuna atılması uygulamasına başlanılmıştır.
Yapılan incelemede vadesi geçmiş olmasına rağmen tahsil edilemeyen Kurum alacaklarının topluca icraya aktarılması amacıyla kullanılan “otomatik icra uygulamasının” son yıllarda yılda bir kez çalıştırıldığı görülmüştür. Otomatik icra uygulaması 2024 yılında ikinci kez 31.12.2024 tarihinde çalıştırılmış olmakla birlikte bu alacaklara ilişkin icra birimlerince yıl içinde işlem yapılması mümkün olmamıştır. Alacakların icraya daha kısa süreler yerine yılda bir kez yapılması icra birimlerindeki dosya yoğunluğunu ve dosya bazında yapılacak takip işlemlerini olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, Kurumca uygulanan idari para cezaları otomatik olarak icraya aktarılmamakta ve idari para cezalarının tebliğ edilmesine rağmen icraya aktarılmayıp tahsil zamanaşımına uğrama ihtimali ortaya çıkmaktadır. İdari para cezalarının icraya intikal ettirilmesinin de otomatik icra uygulaması ile yapılması alacakların takip ve tahsili açısından faydalı olacaktır.
Otomatik icra programıyla icra havuzuna aktarılan Kurum alacaklarının icra hazırlık birimleri tarafından icra havuzundan çekilerek borçlulara ödeme emri tebliğ edilmesi gerekmektedir. 2024 yılı sonu itibarıyla, icra havuzunda bekleyen ve halen icra havuzundan çekilerek ödeme emri tebliğ edilmeyen çok sayıda Kurum alacağı bulunmaktadır.
Aynı zamanda, icraya intikal ettirilen dosya sayıları ile icraya intikal ettirildiği halde tebliğ yapılamayan dosya sayıları incelendiğinde; 2023 yılında icraya intikal ettirilen dosyaların %37,27’sinin, 2024 yılında icraya intikal ettirilen dosyaların %66,65’inin aynı yıl içerisinde tebliğ edilemediği, icraya aktarılıp tebliğ edilmiş dosyaların dörtte birinin intikal tarihinden 30 günden fazla süre geçtikten sonra tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Ayrıca, Kurum alacağının vadesinin geçmiş olmasına rağmen icraya geç intikal ettirilmesi veya icraya intikal ettirilmesine rağmen ödeme emrinin geç tebliğ edilmesi nedeniyle şirketin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamından çıktığı tarihlerden sonra tebliğ işlemlerinin gerçekleştirildiği örneklerle karşılaşılmıştır. Bu durumlarda Kurum alacağının tahsil edilmesinde güçlükler yaşanacağı, icra haciz ve satış işlemlerinin gerçekleştirilmesinin pek mümkün olmayacağı açıktır.
Kamu İdaresi tarafından, icraya taşınması gereken kurum alacaklarının doğrudan icra havuzuna aktarılmasının her yıl mart ve eylül ayında çalıştırılan otomatik bir icra progrmamıyla düzenli aralıklarla yapıldığı ve tebligat işlemlerinin elektronik ortamda yapılmaya başlamasıyla birlikte tebligat süreçlerinin hızlandığı ifade edilmiştir. Otomatik icra programının düzenli çalıştırıldığı ifade edilse de 2024 yılında kurum alacakları iki kez otomatik olarak icraya aktarılmıştır. Düzenli olarak yapılmayan aktarım işlemleri sonrasında icra memurlarında oluşan ani iş yükü birikimleri nedeniyle tebligat sürecinde de aksamalar yaşanmıştır.
Muaccel hale gelmiş Kurum alacaklarının düzenli ve kısa aralıklarla icraya intikal ettirilmesinin, idari para cezalarının otomatik icra programı kapsamına alınmasının ve intikal ettirilen alacakların hızlı bir şekilde tebliğ işlemlerinin gerçekleştirilmesinin icra ve haciz süreçlerinin etkinliğini artıracağı değerlendirilmektedir.
Hacizli Araçlara Yakalama Şerhi Konulmasına İlişkin Uygulama Birliğinin Bulunmaması
Kurum tarafından haciz işlemi uygulanan araç sayısının yüksek olmasına rağmen yakalama şerhi konulan araç sayısının oransal olarak düşük kaldığı görülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Menkul Malların Satışı” başlıklı 84’üncü maddesi uyarınca, menkul mallar tahsil dairelerince haciz yapıldığı tarihin üçüncü gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılması gerekmektedir. Ancak, bu durum menkul mal olan araçlar için pek mümkün olmayıp araçlar için haciz işlemi uygulansa da yakalama şerhi uygulanmaması halinde kolluk kuvvetleri tarafından ilgili araçlar yakalanamayacak ve satış gerçekleştirilemeyecektir. Bu nedenle de Kurum alacağını güvence altına almak için araçlara haciz işlemi uygulandığında Kurum alacağının tahsil edilebilmesi için önce yakalama şerhinin uygulanarak aracın kolluk kuvvetleri tarafından yakalanması gerekmektedir.
Kurumun 2023 ve 2024 yıllarında ülke genelinde haciz işlemi uygulamış olduğu araçların %92,03’ünde haciz şerhi, %6,22’sinde yakalama şerhi ve %1,75’inde ihtiyati haciz veya satış şerhi bulunduğu tespit edilmiştir. Hacizli araçlara yakalama şerhi konulmaması nedeniyle icraya intikal edilen Kurum alacaklarının tahsil edilmesinde hacizli araçların satışının oranı düşük kalmaktadır. Bu durumun temel nedeni, hacizli araçlara yakalama şerhi konulması işleminde her il müdürlüğünde farklı uygulamaların bulunması olarak değerlendirilmektedir.
İl müdürlüklerinde yürütülen denetimler sonucunda yakalama kararları sonrasında kolluk kuvvetleri tarafından yakalanarak yediemin otoparklarına çekilen araçların haczi ve satışına ilişkin bazı tespitlere ulaşılmıştır. Kurum tarafından yakalama kararı alınan araçlar yakalandığında ilgili kolluk birimi tarafından Kuruma bildirilmekte ve bu araçlara ilişkin işlemler genellikle bekletilmeden yerine getirilmektedir. Ancak, Kurumun haciz uyguladığı araçlar hakkında diğer kamu idareleri veya üçüncü kişiler tarafından yakalama kararı aldırılması halinde araç kolluk kuvvetleri tarafından yakalansa da Kuruma bildirim yapılmamaktadır. Kurumun gerçekleştirdiği araç satış dosyaları incelendiğinde; araçların yediemin otoparklarında uzun süreler beklemesi nedeniyle aracın muhammen bedelinin %30’una kadar otopark ücreti ödenmek zorunda kalınmakta ve kişilerin Kuruma olan borçlarına sayılabilecek bu tutarlar hacze konu borca mahsup edilememektedir. Ayrıca, araçların otoparklarda uzun süre beklemesi veyahut il müdürlüğünde bulunan icra birimlerinde tespit edildiği üzere araç parçalarının alınması veya değiştirilmesi nedenleriyle Kurumun tahsil edebileceği satış bedelleri de piyasa fiyatlarına göre düşük gerçekleşmektedir.
Tespit edilen durumlar genellikle Kurumun haciz koyup ilk sırada olduğu araçların diğer kamu idareleri veya üçüncü kişiler tarafından yakalatılması ve yediemin otoparkına çekilmesi halinde ortaya çıkmaktadır. Kurumun haciz uygulayıp yakalama şerhi düşmediği araçların kolluk kuvvetlerince yakalanması halinde Kuruma hızlı bir şekilde bildirim yapılması veya Kurumun web servisi aracılığıyla yakalanan araç bilgilerine ulaşabilmesi yukarıda belirtilen aksaklıkların önüne geçilmesinde etkili bir önlem olacaktır. Yakalanan araçlardan Kurumca satılabilecek olanların hızlıca fiili hacizlerinin yapılarak borçluya bildirilmesi ve satışların yapılması hem Kurum hem de borçlu menfaatlerini koruyacaktır.
Kamu İdaresi tarafından, satışı halinde Kuruma gelir getirmeyeceği düşünülen araçlar için yakalama şerhi konulmadığı ve yakalama şerhi konulacak araçların belirlenmesi ile yakalanan araçların satışları hakkında oluşturulan bir yazıyla taşra teşkilatının talimatlandırıldığı ifade edilmiştir.
Haciz uygulanmış araçların yakalanması ve satışına ilişkin ülke genelinde uygulama birliğini sağlayacak idari ve hukuki düzenlemelerin yapılması, yakalanan araç bilgilerine Kurumca hızlıca ulaşılabilmesine yönelik uygulamaların geliştirilmesi ve haciz ile yakalama işlemi arasında Kurum alacağının tahsil edilmesine yönelik mekanizmaların oluşturulmasının Kurum alacaklarının cebren tahsili sürecinin daha etkili hale getirilmesine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.