ÖZET: İdarenin, diğer kamu kurumlarının görev alanına giren iş ve hizmetleri üstlenmesi, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda ele alınmıştır. Rapor, idarenin, asli görevlerini yerine getirmek için tahsis edilen ödenekleri, Devlet Su İşleri (DSİ) ve Sulama Birlikleri tarafından yürütülmesi gereken tarımsal sulama tesislerinin bakım ve işletilmesi gibi alanlarda kullandığını ortaya koymaktadır. 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu, sulama tesislerinin işletme ve bakım sorumluluğunu sulama birliklerine vermekteyken, idare, bu görevleri devralarak bütçe imkanlarını zorlamaktadır.

İdare, 13.04.2023 tarihinde DSİ ile imzalanan bir protokol ile 50 gölet sulama tesisinin işletme ve bakım sorumluluğunu üstlenmiş, ancak tesislerin mülkiyeti DSİ’de kalmıştır. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Kanunu’na göre, idarenin görevleri belirlenmiş olup, bu görevlerin dışında herhangi bir yükümlülük verilmemiştir. İdarenin, sınırlı bütçesiyle diğer kurumların görevlerini üstlenmesi, hem kendi asli görevlerini yerine getirmesini hem de devraldığı görevleri yerine getirmesini imkansız hale getirmektedir.

Sonuç olarak, idare, yalnızca kendisine yasal olarak verilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Diğer kamu kurumlarının görevlerini üstlenmesi, Anayasa’nın 123. maddesinde belirtilen kanunilik ilkesine aykırılık teşkil etmekte ve bu durum, idarenin etkinliğini ciddi şekilde etkilemektedir.

BULGU: İdarece Başka Kamu Kurumlarının Görev Alanına Giren İşlerin ve Hizmetlerin Yüklenilmesi

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Bağlı İdaresi

İdarenin, diğer kamu kurum ve birliklerin görev alanına giren faaliyetlerde yer aldığı ve Kanun’la verilen asli görevlerini yerine getirmek amacıyla kendisine tahsis edilen ödenekleri Devlet Su İşleri (DSİ) ve Sulama Birlikleri tarafından yerine getirilmesi gereken tarımsal sulama tesislerinin bakımı ve işletilmesi gibi kendi görev alanı dışındaki işlerde kullandığı görülmüştür.

6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde;

“Bu Kanunun amacı; ülkenin su varlık ve kaynaklarının rasyonel kullanımı maksadıyla umumi sulardan faydalanmak üzere Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilmiş veya halen inşa edilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama tesislerini gayelerine uygun şekilde kullanmak, işletmek, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün onayını almak suretiyle işlettirmek, bu tesislerin bakım, onarım ve yönetim sorumluluğunu yürütmek, tesisi geliştirmeye yönelik yeni projeler yapmak, yaptırmak veya tesisi yenilemekle görevli sulama birliklerinin kuruluşu, organlar ile görev ve yetkilerini düzenlemektir.”

Hükmü uyarınca DSİ Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilen sulama tesislerini gayelerine uygun şekilde kullanmak, işletmek, bu tesislerin bakım, onarım ve yönetim sorumluluğunu yürütmek veya tesisi yenilemek gibi görevler Sulama Birliklerinin görev alanı olarak sayılmıştır.

Ancak İdare ile DSİ ve Balıkesir Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı arasında 13.04.2023 tarihinde yapılan bir protokol ile DSİ tarafından işletmesi ve bakımı üstlenilen 50 adet gölet sulama tesisi ile çeşitli sulama birlikleri tarafından işletmesi ve bakımı yapılan 17 adet gölet sulama tesisinin sadece işletme ve bakım onarım sorumluluğu devralınmıştır. Söz konusu göletlerin mülkiyeti DSİ’de kalmıştır.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un Ek 4’üncü maddesinde yer alan;

“Bu Kanun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanır.” hükmü gereğince BASKİ faaliyetleri 2560 sayılı Kanun’da belirtilen esaslar dahilinde yürütülmektedir. Mezkûr Kanun’un “Görev ve yetkiler” başlıklı 2’nci maddesinde:

İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yerüstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüd ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak ve kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek.

Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüd ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak yada kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek.

Bölge içindeki su kaynaklarının deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularla ve endüstri atıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek ve bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak. Su ve Kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki Belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak.

Her türlü taşınır ve taşınmaz malı satın almak, kiralamak, ekonomik değeri kalmamış araç ve gereçleri satmak, İ.S.K.İ. “nin hizmetleriyle ilgili tesisleri doğrudan doğruya yahut diğer kamu veya özel kuruluşlarla ortak olarak kurmak ve işletmek, bu maksatla kurulmuş veya kurulmakta olan tesislere iştirak etmek.

Kuruluş amacına dönük çalışmaların gerekli kılması halinde her türlü taşınmaz malı kamulaştırmak veya üzerinde kullanma hakları tesis etmek.”

Denilmek suretiyle İdare’nin yapmakla yükümlü olduğu görevler sıralanmıştır.

Kanun’la veya başka herhangi bir mevzuat hükmüyle yukarıda belirtilenler haricinde herhangi bir görev İdare’ye verilmemiştir. İdare’den beklenilen kendisine Kanun’la tevdi edilen bu görevleri bütçe imkanları doğrultusunda yerine getirmesidir. Ancak İdarece, kendisine verilen görevleri yerine getirmek için bile yetersiz olan bütçe imkanları göz ardı edilerek, DSİ Genel Müdürlüğü ve Sulama Birlikleri tarafından yerine getirilmesi gereken ve işletme, bakım ve onarımı için çok ciddi bütçe gerektiren tarımsal sulama tesisleri devralınmıştır.

Bu durum ise Anayasa’nın 123’üncü maddesinde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.” denilmek suretiyle ifade edilen İdarenin Kanuniliği ilkesine aykırılık taşımaktadır.

Söz konusu tesislerin devralınmasından hemen önce İdare bünyesinde bahse konu sulama tesislerinin yönetiminin sağlanması amaçlı Su Tesisleri Daire Başkanlığı kurulmuştur.

Adı geçen Daire Başkanlığının 2023 yılı bütçe gideri toplamı 20.946.904,70 TL, 2024 bütçe gideri toplamı (22.11.2024 itibarıyla) 72.218.110,56 TL olarak gerçekleşmiştir.

İmzalanan protokol ile devralınan tesislerin işletme, bakım ve onarım sorumluluğu İdare’ye aktarılmıştır. Ancak özellikle boru içindeki su basıncının işletme talimatında belirtilen düzeyde sabit tutulması prensibine dayanan kapalı sistem sulama şebekelerinin iş sonu (as- built) projeleri yapılan devir sürecinde İdare’ye teslim edilmemiştir. Bu durum ise kapalı boru sisteminin nerden geçtiğinin ve boru sisteminde patlaklar oluşması halinde yapılacak müdahalenin belirlenmesini ciddi şekilde zorlaştırmaktadır.

Yapım İşleri Genel Şartnamesi (YİGŞ)’nin “Projelerin yükleniciye teslimi” başlıklı 11’inci maddesinin 7’nci bendi hükmüne göre nihai projelerin DSİ’nin ilgili biriminde bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla devralınan her bir sulama sistemine ait nihai projelerin İdare ile paylaşılması sağlanmalıdır.

Diğer yandan DSİ Genel Müdürlüğü ve Sulama Birliklerinden devralınan özellikle kapalı sistem (boru ile) sulama tesislerinde sık sık boru patlamaları yaşanmaktadır. Bahse konu sulama tesisleri DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 4734 sayılı Kanuna göre ihale edilmekte olup 4735 sayılı Kanun ve imzalanan Sözleşme hükümlerine göre inşası yapılmaktadır. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun “Yapım işlerinde yüklenicilerin ve alt yüklenicilerin sorumluluğu” başlıklı 30’uncu maddesi ile Sözleşme eki YİGŞ’nin “Alt yüklenicilerin çalıştırılması ve sorumlulukları” başlıklı 20’nci maddesinde;

“Yapım işlerinde yüklenici ve alt yükleniciler, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, yapının tamamı için işe başlama tarihinden itibaren kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi, kesin kabul onay tarihinden itibaren de onbeş yıl süreyle müteselsilen sorumludur. Bu zarar ve ziyan genel hükümlere göre yüklenici ve alt yüklenicilere ikmal ve tazmin ettirilir. Ayrıca haklarında 27 nci madde hükümleri uygulanır.”

Denilmektedir.

Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için sulama sisteminde yaşanan arızanın kullanım hatasından mı kaynaklandığı yoksa işin yapımının teknik şartnamede belirtilen hususlara uygun olmamasından mı kaynaklandığının ciddi bir şekilde tespiti hayati önem arz etmektedir. Ancak İdarece yukarıda yer alan Kanun hükmünün işletilebilmesi için gerekli olan teknik tespitin yapılmadığı görülmektedir.

Sonuç olarak İdarenin Kanuniliği ilkesi gereğince İdare sadece kendisine Kanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile verilen görevleri yapmakla mükelleftir. İdare’nin sahip olduğu çok sınırlı bütçe imkanlarıyla, diğer kurumların görevlerini de yüklenmesi hem kendi görevlerini yerine getirmesi hem de diğer görevlerin yerine getirilmesini imkansız kılmaktadır.