ÖZET: İdare tarafından tahsis edilen binek araçların, resmi tatil günleri ve hafta sonları gibi kamu hizmeti dışındaki zamanlarda kullanılması, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda tespit edilmiştir. Yapılan incelemeler, bu araçların herhangi bir görev emri olmaksızın şehir dışına çıkarıldığını ortaya koymuştur. 237 sayılı Taşıt Kanunu’na göre, belediyelere bağlı kuruluşlara ait araçların kullanımına ilişkin katı kurallar bulunmaktadır. Bu kanun, yalnızca belirli unvanlara sahip kişilere araç tahsisini öngörmekte ve bu araçların şahsi işlerde kullanılmasını yasaklamaktadır.

Denetim sonuçları, kurumun müdür ve üst pozisyonlarındaki çalışanların şahsına araç tahsis edildiğini, bu araçların şoförsüz olarak kullanıldığını ve resmi tatil günlerinde garaja bırakılmadığını göstermektedir. Ayrıca, bazı araçların akaryakıt giderlerinin idare bütçesinden karşılandığı ve bazı personelin izinli olduğu dönemlerde bu araçlarla seyahat ettiği belirlenmiştir. Bu durum, kamu hizmeti dışında kullanımın yaygın olduğunu ve idarenin bu kullanımları yeterince takip etmediğini göstermektedir.

Sonuç olarak, araçların kamu hizmeti dışında kullanımlarının engellenmesi ve bu tür durumların tespiti halinde maliyetlerin ilgili kişilerden tahsil edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. İdare, denetim bulgularına ilişkin gerekli düzeltici işlemleri yapacağını belirtmiştir. Bu tür suiistimallerin önlenmesi için etkin bir takip mekanizması oluşturulması önem arz etmektedir.

BULGU: İdarece Taşıt Kanunu’na Aykırı Tahsis Yapılması ve İlgililere Tahsis Olunan Araçların Personel Tarafından Tatil Günlerinde ve Kamu Hizmeti Dışında Kullanılması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Bağlı İdaresi

İdarece ilgililere tahsis olunan binek araçların yakıt, hızlı geçiş sistemi (HGS) ve otomatik geçiş sistemi (OGS) giderleri ile görev kâğıtlarının incelenmesi sonucunda gerek hafta içi gerekse resmî tatiller ile hafta sonlarında söz konusu araçların herhangi bir görev emri olmaksızın şehir dışına çıkarıldığı görülmüştür.

237 sayılı Taşıt Kanunu’nun “Kanunun şümulü” başlıklı 1’nci maddesinde, belediyelere bağlı kuruluşlara ait araçların bu Kanun kapsamında değerlendirileceği, “Taşıt verilecekler” başlıklı 4’ncü maddesinde ise, emirlerine ve zatlarına binek otomobili verilenlerin (1) sayılı cetvelde, makam hizmetlerine tahsis edilen taşıtların (2) sayılı cetvelde gösterildiği belirtilmiştir.

Mezkûr Kanun’un “Cezalar” başlıklı 16’ncı maddesinde aynen;

“Bu Kanunun şümulüne giren taşıtları her ne suretle olursa olsun tahsis olunduğu işin gayrisinde veya şahsî hususlarda kullananlar veya kullanılmasına müsaade edenler veya kanunda yazılı olduğu şekilde kullanılmış gibi gösterenler veya kanunen bir makama veya işe tahsis olunmadığı hâlde hakikati tağyir ile bu taşıtlardan istifade eden ve ettirenler, bunların gidiş gelişine müsaade edenler veya kanuna aykırı olarak numara ve plaka verenlerle kullananlar veya kullanılmaya elverişli olduğu hâlde ekonomik ömrünü doldurduğu bahanesiyle yenileyen veya yeniletenler veya bu hususlar için masraf tahakkuk evrakını hazırlayan veya tasdik veya bunlara ait ita emirlerini vize edenler hakkında bir seneye kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu yüzden hasıl olan masraf ve zararlar genel hükümlere göre tazmin ettirilir. Tekerrürü halinde verilecek hapis cezası iki aydan aşağı olamaz.” denilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Resmî belge, araç ve gereçlerin yetki verilen mahaller dışına çıkarılmaması ve iadesi” başlıklı 16’ncı maddesinde aynen;

“Devlet memurları görevleri ile ilgili resmî belge araç ve gereçleri, yetki verilen mahaller dışına çıkaramazlar, hususi işlerinde kullanamazlar. Devlet memurları görevleri icabı kendilerine teslim edilen resmî belge, araç ve gereçleri görevleri sona erdiği zaman iade etmek zorundadırlar. Bu zorunluluk memurun mirasçılarına da şamildir.” hükmü yer almaktadır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kendisine araç tahsis edilecek kişilerin 237 sayılı Kanun’da çok sınırlı olarak sayıldığı, mezkûr Kanunda belirtilen unvanlar dışında kimsenin emrine ve zatına araç tahsis edilemeyeceği açıkça anlaşılmaktadır.

Yapılan incelemede, Kurumun müdür ve üzeri pozisyonlarında bulunan herkesin şahsına araç tahsis edildiği, söz konusu araçların ilgililerince şoförsüz olarak kullanıldığı, araçların resmî tatil ve hafta sonlarında İdare garajına bırakılması gibi bir uygulamanın bulunmadığı, araçların kişisel kullanımının olup olmadığına ilişkin herhangi bir takibin yapılmadığı tespit edilmiştir.

Her ne kadar yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine aykırı olsa da bir an için söz konusu kişilerin emir ve zatlarına araç tahsis edilmesinin İdare hizmetlerinin devamlılığı gereği doğru olduğu düşünülse bile, araçların herhangi bir görev emri olmaksızın özellikle hafta sonları ve resmî tatillerde il dışında kullanılmasının hiçbir izahı bulunmamaktadır.

İdareden alınan akaryakıt giderleri, araç görev kağıtları, bankalardan alınan HGS ve OGS geçiş bilgileri, geçici görevlendirme yazıları ile kurum personelinin izinli olduğu tarihlerin incelenmesi sonucunda; 2024 yılı içerisinde çeşitli tarihlerde İdarece ilgililere tahsis olunan binek araçların bazılarının herhangi bir görevlendirme bulunmaksızın İstanbul ili dışında bulunan gişelerden geçiş yaptığı tespit edilmiştir.

Ayrıca, bazı araçların şehir dışına çıkmadan önce akaryakıtlarının İdare kaynakları ile karşılandığı, bazı kişilerin yıllık izinde oldukları dönemlerde araçlar ile birlikte il dışına seyahat ettikleri, OGS ve HGS giderlerinin de İdare bütçesinden ödendiği görülmüştür. İdarece ilgililere tahsis olunan araçların kamu hizmeti dışında kullanımlara açık olduğu, araçların kullanımının İdare tarafından takip edilmediği anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, İdarece ilgililere tahsis olunan araçların bu şekilde şahsi amaç doğrultusunda kullanılmasının mevzuata aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmektedir.

Denetim tespitimiz üzerine, İdare tarafından; bulguda yer alan hususa iştirak edilmiş ve gerekli düzeltici işlemlerin tesis edileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, söz konusu suiistimallerin önlenmesi adına araçların kamu hizmeti dışında kullanımları engelleyecek şekilde takip edilmesi, yıllık izin gibi durumlarda personel tarafından kullanımının önüne geçilmesi, tüm bunlara rağmen kamu hizmeti dışında kullanımlar tespit edilir ise maliyetlerin ilgililerden tahsil edilmesi ve gerekli müeyyidelerin uygulanması gerektiği değerlendirilmektedir.