ÖZET: İdarenin sorumlulara rücu işlemlerinde eksiklikler tespit edilmiştir. 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporları, idarenin yargıya taşınan ve aleyhine sonuçlanan davalarda, mahkeme tarafından kusurlu bulunması durumunda tazminat, mahkeme harçları ve avukatlık ücretleri gibi yargılama giderlerini ödediğini ancak bu masraflar için sorumlulara rücu etme girişiminde bulunmadığını ortaya koymuştur. Kamu personelinin mali sorumluluğu, Anayasa ve ilgili yasal düzenlemelerle belirlenmiştir. Anayasa’nın 40. maddesi, resmi görevlilerin haksız işlemleri sonucunda uğranılan zararların Devlet tarafından tazmin edileceğini, ancak Devletin sorumlu görevliye rücu hakkının saklı olduğunu belirtmektedir.

Kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, yalnızca idare aleyhine açılabilmektedir. Bu düzenleme, kamu hizmetinin aksamadan yürütülmesini sağlamak ve zarara uğrayan kişilerin daha güçlü bir muhatapla karşılaşmasını temin etmek amacı taşımaktadır. İncelemeler, idarenin aleyhine açılan ve kesinleşen davalarda yargılama giderlerinin ödendiğini, ancak bu giderler için rücu işlemlerinin başlatılmadığını göstermektedir. Rücu alacakları için zamanaşımı süresi dolmamış olsa da, gerekli işlemlerin bir an önce gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

BULGU: İdarenin Sorumlulara Rücu İşlemlerinde Eksiklikler Olması

2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite ve Üniversite Döner Sermayesi

İdarenin işlem ve eylemleri nedeniyle yargıya konu olan ve idare aleyhine sonuçlanan davalarda, idarenin mahkemece kusurlu bulunduğu durumlarda, tazminat ve mahkeme harçları ya da avukatlık ücreti gibi yargılama giderleri, idare tarafından ödenmiş, ancak idarenin sorumlulara bu masraf ve harçlar hususunda rücu etme yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığı görülmüştür.
Kamu personelinin mali sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler öncelikle Anayasa olmak üzere ilgili kanunlarında yer almaktadır. Anayasa’nın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinin ek fıkrası; “.Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” hükmünü içermektedir.
Kamu görevlilerinin görev ve sorumluluklarını düzenleyen Anayasa’nın 129’uncu maddesinin beşinci fıkrası da; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabildiğini ifade etmektedir.
Anayasa’nın bu hükümleri ile amaçlanan, memur ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu davrandıklarından bahisle haklı ya da haksız olarak yargı mercileri önüne çıkarılmasını önlemek, kamu hizmetinin kesintiye uğratılmadan yürütülmesini sağlamak ve aynı zamanda zarara uğrayan kişi yönünden de memur veya diğer kamu görevlisine oranla ödeme gücü daha yüksek olan devlet gibi bir sorumluyu muhatap kılarak, kamu düzenini korumaktır.
Kamu görevlisinin eylem ve işlemleri sonucunda yalnızca tazminat davası değil işlemin yarattığı sonuçların ortadan kaldırılması içinde çeşitli hukuk ve idari yargı davaları da açılmaktadır. Dava açanın tazminat isteminde bulunmadığı ya da bu hakkı saklı tuttuğu bu davalar sonucunda idarenin haksız bulunduğu takdirde avukatlık ücreti ya da diğer yargılama giderlerine idarenin katlanmak zorunda kaldığı görülmektedir.
Yapılan incelemelerde, kurum aleyhine açılan ve kesinleşen davalar neticesinde, yargılama ve avukatlık ücreti gibi giderlerin idare tarafından ödendiği ancak bu giderler için ilgili kamu görevlilerine rücu işlemlerinin başlatılmadığı görülmüştür. Her ne kadar bu rücu işlemlerinden doğacak alacaklar için zamanaşımı süresi dolmamış ve henüz kamu zararı meydana gelmemiş olsa da, gerekli işlemlerin bir an evvel yerine getirilmesi önem arz etmektedir.