ÖZET: İdari yaptırım kararlarının onaylanma ve tebliğ edilme süreçlerinde yaşanan gecikmeler, 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporları çerçevesinde incelenmiştir. Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri İl Müdürlükleri tarafından hazırlanan İdari Yaptırım Karar Tutanakları, kabahatin işlendiği tarih ile yaptırım kararının düzenlenme tarihi arasında önemli bir zaman farkı olduğunu ortaya koymaktadır. Çevre Denetimi Yönetmeliği uyarınca, çevre denetim ekipleri tarafından tespit edilen ihlallerin, ilgili belgelere eklenerek yetkili mercilere sunulması gerekmektedir. Ancak, bu süreçlerin gecikmeli işlemesi, idari yaptırımların etkinliğini azaltmaktadır.

İl Müdürlüklerinde denetimle görevli personel, tespitleri tutanak haline getirerek ilgili mercilere iletmektedir. Ancak, bu tutanakların incelenmesi ve idari yaptırım kararlarının verilmesi aşamasında yaşanan gecikmeler, yaklaşık bir yıl gibi uzun süreler alabilmektedir. Bu durum, İl Müdürlüklerinin karar verme süreçlerinde gecikmelere yol açmakta ve yaptırım uygulamalarının objektif kriterlere göre yönetilip yönetilmediği konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.

İdare, gecikmelerin yargı süreçleri veya teknik raporların hazırlanması gibi nedenlerden kaynaklandığını belirtse de, yapılan incelemeler bu gerekçelerin ötesinde de gecikmelerin yaşandığını göstermektedir. Bu nedenle, idari yaptırım süreçlerine ilişkin standart bir uygulamanın geliştirilmesi ve İl Müdürlükleri tarafından etkin bir şekilde hayata geçirilmesi önem arz etmektedir.

BULGU: İdari Yaptırım Kararlarının Gecikmeli Onaylanması ve Tebliğ Edilmesi

2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri

İl Müdürlükleri tarafından düzenlenen İdari Yaptırım Karar Tutanakları incelendiğinde, idari yaptırımların onaylanma ve tebliğ edilme tarihi ile kabahatin işlendiği tarih arasında uzun süre geçtiği görülmüştür.
31509 sayılı 12.06.2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Çevre Denetimi Yönetmeliği’nin “Çevre denetim ekibinin görev, yetki ve sorumlulukları” başlıklı 10’uncu maddesi (h) bendinde, ihlal tespit edilmesi halinde uygulanması öngörülen idari yaptırımı; çevre denetim tutanağını, varsa fotoğraf/video kayıtlarını, hava fotoğraflarını, uydu görüntülerini, numunelere ilişkin analiz sonuçlarını ilgili dokümanlar ile birlikte bağlı bulunduğu idarî yaptırım kararı vermeye yetkili makama/amirlere sunmak, denetim ekibinin görevleri arasında sayılmaktadır.
Ayrıca, Yönetmeliğin “İdarî yaptırım kararı” başlıklı 19’üncü maddesinde, yaptırım kararlarının Bakanlık, İl Müdürlükleri ve Bakanlıkça yetki verilmiş kurum ve merciler tarafından düzenleneceği, “İdarî yaptırım kararının tebliğ edilmesi” başlıklı 20 ‘inci maddesinde ise idari yaptırım kararının, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edileceği hüküm altına alınmıştır.
Belirtilen hükümlere göre, İl Müdürlüklerinde denetimle sorumlu personel tarafından tespitler yapılmakta ve bu tespitler tutanakla idari yaptırım kararı verecek mercie (İl Müdürlüklerinde genellikle İl Müdürü veya İl Müdür Yardımcısı) intikal ettirilmektedir. Sonrasında da yetkili merciler tarafından tutanaklar incelenerek gerektiğinde İdari Yaptırım Kararı verilmekte ve ilgililere tebliğ edilmektedir.
İl Müdürlüklerinde görevli denetim personeli tarafından düzenlenen Çevre Denetim Tespit Tutanakları incelendiğinde, tutanakların düzenlenme yani kabahatin işlendiğinin tespit edildiği tarih ile kabahate ilişkin İdari Yaptırım Karar Tutanağının düzenlenme ve ilgilisine tebliğ edilme tarihi arasında ciddi zaman farkları(Yaklaşık bir yıl) olduğu görülmüştür. Belirtilen hususun, idarî yaptırım kararı vermeye yetkili İl Müdürlüklerinin, kendilerine intikal ettirilen Çevre Denetim Tutanakları üzerindeki onaylama ve idari yaptırıma karar verme yetkisini gecikmeli kullanmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.
İdari Yaptırım Tutanaklarının ne kadar sürede tanzim edileceğine dair standart bir uygulamanın olmaması ve tespitlerin sistemli bir şekilde incelenip belirlenmiş süreler içerisinde yaptırıma dönüştürülmemesi, hem idari yaptırımların etkisini azaltmakta hem de İl Müdürlüklerinin yaptırım süreçlerini objektif kriterlere göre yönetip yönetmediği noktasında tereddüte neden olmaktadır.
İdare cevabında çeşitli yargı süreçleri ya da teknik rapor hazırlanmasının beklenmesi nedeniyle gecikmeler olabildiği ifade edilmektedir. Yapılan incelemede, bu tarz gerekçeler olmadan da gecikmeler olduğu tespit edildiğinden cevap yeterli görülmemiştir.
Belirtilen sebeplerle, söz konusu yaptırım süreçlerine ilişkin standart bir uygulamanın geliştirilmesi ve İl Müdürlükleri tarafından etkili ve sürekli bir şekilde uygulanmasının sağlanması gerektiği değerlendirilmektedir.