|
ÖZET: 2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, Büyükşehir Belediyesi’nin iktisadi faaliyetleri dışında gerçekleştirdiği hizmetler için ödediği katma değer vergisinin indirim konusu yapılması, bilançoda 190 Devreden Katma Değer Vergisi Hesabı’nın gerçek durumu yansıtmadığı tespit edilmiştir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre, belediyelerin yalnızca ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetleri vergiye tabidir. Bu nedenle, kamu hizmeti üretiminde kullanılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin katma değer vergisinin indirim konusu yapılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nde de, kamu hizmeti için yapılan alımlara ilişkin ödenen katma değer vergisinin indirim konusu yapılamayacağı belirtilmiştir. Bunun yerine, bu tutarların ilgili gider veya varlık hesabının maliyetine eklenmesi gerekmektedir. Yapılan incelemelerde, belediyenin ticari olmayan alımlara ilişkin katma değer vergisinin yanlış bir şekilde indirim konusu yapıldığı ve bu durumun 630 Giderler Hesabı’nın düşük görünmesine neden olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, belediyenin iktisadi faaliyetleri dışındaki giderler için katma değer vergisinin indirim konusu yapılmaması gerektiği, aksi takdirde 190 Devreden Katma Değer Vergisi Hesabı’nda hatalı bir borç bakiyesi oluşacağı ifade edilmektedir. Bu hatalı uygulamanın sona erdirilmesi ve gerekli düzeltmelerin yapılması önem arz etmektedir. |
BULGU: İktisadi Faaliyet Konusu Olmayan Giderlere İlişkin Katma Değer Vergisinin İndirim Konusu Yapılması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Belediyesi
Kurumun iktisadi faaliyetleri dışında yürüttüğü hizmetler kapsamında yapmış olduğu giderlere ilişkin katma değer vergisinin indirim konusu yapıldığı, bu nedenle bilançoda 190 Devreden Katma Değer Vergisi Hesabının gerçek durumu yansıtmadığı görülmüştür.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun (1/3-g) maddesinde, belediyelerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetlerinin katma değer vergisine tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nin “Mükellefiyet” başlıklı bölümün verginin konusuna ilişkin “Kamu Kurum ve Kuruluşları, Dernek ve Vakıflar ile Mesleki Kuruluşların Vergilendirilmesi” başlıklı (I/B-2) kısmında ise 3065 sayılı Kanun’un (1/3-g) maddesinde sayılan idarelerin ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyet kapsamına girmeyen, kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetlerinin vergiye tabi olmadığı belirtilmiştir.
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 191 İndirilecek Katma Değer Vergisi Hesabının niteliğini düzenleyen 153’üncü maddesinde; mahalli idareler tarafından bir bedel karşılığı satmak üzere üretilen mal veya hizmetin üretim girdisi olarak satın alınan mal veya hizmete ilişkin olarak ödenmiş olan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabileceği; satışa konu olmayan, kamu hizmeti üretiminde nihai tüketici olarak kullanmak veya tüketmek üzere satın alınan mal veya hizmet için ödenen katma değer vergisinin ise indirim konusu yapılamayacağı, bu tutarların ilgili gider veya varlık hesabının maliyet bedeline ilave edileceği hüküm altına alınmıştır.
Yönetmelik’in 151’inci maddesinde; bir dönemde indirilemeyen ve izleyen döneme devreden katma değer vergisinin 190 Devreden Katma Değer Vergisi Hesabında izleneceği ve katma değer vergisinin indirilinceye kadar bu hesapta bekletileceği ifade edilmiştir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereğince; belediyelerin kuruluş amaçlarına uygun faaliyetlerinin verginin konusuna dâhil edilmemesi, ancak ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyet niteliğindeki iş ve işlemlerinin verginin konusuna dâhil edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla Kurumun satışa konu olmayan mal ve hizmet alımları ile yapım işleri için ödediği katma değer vergisinin indirim konusu yapılmaması, indirim konusu yapılmayacak bu tutarların 630 Giderler Hesabına ya da ilgili varlık veya stoklar hesabının maliyetine eklenerek kayıt altına alınması gerekmektedir.
Yapılan incelemeler neticesinde; Kurum tarafından gerçekleştirilen ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyet niteliğinde olmayan tüm alımlara ilişkin katma değer vergisinin indirim konusu yapılarak 191 İndirilecek Katma Değer Vergisi Hesabında muhasebeleştirildiği tespit edilmiştir. Söz konusu durum, faaliyet sonuçları tablosunda 630 Giderler Hesabı’nın olması gerekenden daha düşük görünmesine veya söz konusu katma değer vergisi aktifleştirilecek bir unsura ilişkin ise ilgili hesabın bilançoda eksik görünmesine sebebiyet vermektedir. Önceki yıllardan süregelen bu hatalı uygulama sonucunda 190 Devreden Katma Değer Vergisi Hesabı’nın borç bakiyesi dönem sonu itibarıyla 11.888.463.334,30 TL tutara ulaşmıştır.
Yukarıda belirtilen hatalı uygulama sonucunda, katma değer vergisinin indirim konusu yapılabileceği iktisadi faaliyet alanı oldukça dar olan Kurumda, ay sonlarında hesaplanan katma değer vergisi tutarının devreden katma değer vergisi ile indirilecek katma değer vergisi toplamından fazla olmasının imkânı kalmamakta ve böylece bazı ay sonlarında vergi dairesine ödenmesi gerekebilecek tahsil edilmiş katma değer vergisi tutarları da vergi dairesine ödenmemektedir.
Ankara Büyükşehir Belediyesinin daha önceki yıllara ilişkin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen geçmiş dönem Sayıştay denetim raporlarında söz konusu husus bulgu konusu edilmesine rağmen İdare tarafından gerekli düzeltme işlemleri yapılmamış, söz konusu hatalı uygulamaya devam edilmiştir.
Önceki yıl Sayıştay Raporunda da bulgu konusu yapılmış olan ve İdare tarafından herhangi bir düzeltici işlem yapılmayan bu hususa ilişkin Kamu İdaresi cevabında; yapılan işlemin doğru olduğu ifade edilmekte ve bu işlemin Muhasebat Genel Müdürlüğünden alınan bir görüşle desteklendiği beyan olunmaktadır. Bahsedilen görüş yazısında 15 ve 25 hesap gruplarında bulunan varlıkların edinilmesine ilişkin muhasebe kaydında, belediyenin KDV tahsilatı yaptığı faaliyetleriyle ilgili mal ve hizmet alımlarında yüklenilen KDV’nin ilgili hesaplarda gösterileceği, bunun dışında yüklenilen KDV’nin varlığın bedeline dahil edilerek muhasebeleştirileceği belirtilmektedir. Bu ifade zaten Yönetmelik düzenlemesidir. Bu şartlar altında KDV tahsilatı gerektiren durumun ne olduğunun tespiti gerekir. Yukarıya alınan gerek Kanun gerek Yönetmelik gerekse de Tebliğ düzenlemelerinde geçen ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyet dolayısıyla yapılacak teslim ve hizmetler KDV’ye tabi olup KDV tahsilatı gerektiren durumlardır. Fakat bulguya konu edilen alımlar Belediyenin mevzuatta belirtilen bu tarife uymayan ve KDV tahsilatının söz konusu olamayacağı diğer bir ifadeyle kendisine 5393 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinde ve 5216 sayılı Kanun’un 7’nci maddesinin birinci fıkrasında bir görev olarak verilen görevlerin gereği olarak yerine getirmesi gereken, kamu hizmeti sunumunda kullanmak üzere yapmış olduğu alımlardır. Kaldı ki bu durum tebliğin I/B- 2.1 ayrımında da 3065 sayılı Kanun’un (1/3-g) maddesinde sayılan belediyelerin ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyet kapsamına girmeyen, kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetlerinin vergiye tabi olmadığı ve doğal olarak bu işlemlerinde KDV tahsilatı olmayacağı şeklinde düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
Belediye tarafından yapılmakta ısrarcı olunan bu hatalı işlem faaliyet sonuçları tablosunda 630 Giderler Hesabı’nın olması gerekenden daha düşük görünmesine ve söz konusu katma değer vergisi aktifleştirilecek bir unsura ilişkin ise ilgili hesabın bilançoda eksik görünmesine sebebiyet vermektedir. Bu farklılık 190 Devreden Katma Değer Vergisi Hesabında olmaması gerektiği halde bu hesapta görünen 11.888.463.334,30 TL’lik bir tutara ulaşmıştır. Sonuç olarak, söz konusu hatalı uygulamaya son verilmeli, Kurumun iktisadi faaliyetleri dışında yürüttüğü hizmetler kapsamında yapmış olduğu giderlere ilişkin katma değer vergisi indirim konusu yapılmamalıdır.