|
ÖZET: İl müdürlükleri tarafından tahsil edilen Katma Değer Vergisi (KDV) ile ilgili yapılan denetimlerde, bazı uygulama hataları tespit edilmiştir. 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporları, il müdürlüklerinin mülkiyetindeki mal ve hakların kiralanmasından elde edilen KDV’nin muhasebe kayıtlarına düzgün bir şekilde yansıtılmadığını ortaya koymaktadır. Bazı müdürlükler, tahsil ettikleri KDV’yi kaydetmeden, özel gelir kalemlerine dahil ederek Bakanlık hesaplarına göndermiştir. Ayrıca, bazı il müdürlükleri, muhasebe kayıtlarına yansıttıkları KDV’yi beyan etmemiş veya hatalı tutarlar üzerinden beyan etmiştir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre, genel ve özel bütçeli idarelerin ticari nitelikteki işlemleri KDV’ye tabidir. Ancak, il müdürlüklerinin tahsil ettikleri KDV’nin doğru bir şekilde beyan edilmesi gerekmektedir. İncelemeler, bazı müdürlüklerin tahsil ettikleri KDV’yi beyan etmemekle kalmayıp, ticari faaliyet kapsamına girmeyen işlemler için de indirim talep ettiklerini göstermektedir. Bu durum, ödenmesi gereken KDV’nin azalmasına veya hiç oluşmamasına yol açmaktadır. Kamu idaresi, il müdürlüklerine KDV işlemlerinin tahakkuku ve beyanı konusunda talimatlar vermiştir. Ancak, bu talimatların genel muhasebe işlemlerine yönelik olduğu ve hatalı uygulamaları düzeltmeye yönelik bir etkisi olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, il müdürlüklerinin tahsil ettikleri KDV’yi doğru hesap kodlarına kaydetmeleri ve beyan aşamasında vergiye tabi olmayan işlemler için ödedikleri KDV’yi indirim konusu yapmamaları önem arz etmektedir. |
BULGU: İl Müdürlükleri Tarafından Tahsil Edilen Gelirlere İlişkin Katma Değer Vergisinin Kayıtlara Alınmasında ve Ödenmesinde Hatalı ve/veya Farklı Uygulamalarda Bulunulması
2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri
İl müdürlüklerinin mülkiyetindeki mal ve hakların kiralanması sonucu ortaya çıkan Katma Değer Vergisi’nin (KDV); bazı il müdürlüklerinde muhasebe kayıtlarına yansıtılmadığı ve kira bedeline ilave edilmek suretiyle Bakanlık özel gelirine dâhil edilerek merkeze aktarıldığı, bazılarında ise beyan edilmediği veya hatalı tutarlar üzerinden beyan edildiği görülmüştür.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinin;
– Birinci fıkrasında Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin,
– Üçüncü fıkrasının (f) bendinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin,
– Aynı fıkranın (g) bendinde ise genel ve özel bütçeli idarelere ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin,
ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetlerinin, KDV’nin konusuna girdiği hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun’un istisnalara ilişkin (17/4-d) maddesi ile iktisadi işletmelere dâhil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri vergiden istisna edilmiştir.
Buna göre; genel ve özel bütçeli idarelerin ticari nitelikteki teslim ve hizmetlerinin (kiralama işlemleri gibi) KDV’ye tabi olduğu açıktır. Diğer taraftan il müdürlüklerinin mülkiyetindeki mal ve hakların kiralanması sonucu elde edilen gelirler 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun 14’üncü ve Ek 14’üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler uyarınca özel bütçeli il müdürlüklerine değil genel bütçeli Bakanlığa ait gelirlerdir. Ancak bahse konu gelirlerin tahsilatı il müdürlükleri tarafından yapıldığından bu kapsamda tahsil edilen KDV’nin de il müdürlüğü tarafından tahakkuk ettirilerek vergi dairesine beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir. İl müdürlüklerinin bu kapsamdaki işlemlerinin incelenmesi neticesinde aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.
Tahsil edilen verginin muhasebe kayıtlarına yansıtılmaması
Bazı il müdürlüklerinin tahsil ettikleri KDV’yi muhasebe kayıtlarına yansıtmadıkları ve özel gelir kalemine dâhil ederek Bakanlık hesaplarına gönderdikleri görülmüştür.
İl müdürlükleri tarafından kullanılmakta olan hesap planında “360.04.01.03 Ödenecek Katma Değer Vergisi %18” alt hesap kodu bulunmakta olup buna göre il müdürlüklerinin kiralama gibi ticari faaliyetleri dolayısıyla tahsil ettikleri KDV tutarlarını bu alt koda kaydetmeleri ve bu hesapta biriken tutarları vergi dairesine beyan ederek ödemeleri gerekmektedir.
Ancak yapılan incelemede birçok il müdürlüğünün tahsil ettikleri KDV bulunduğu halde bahse konu hesap koduna vergi için giriş kaydı yapmadıkları, tahsil ettikleri KDV tutarlarını özel gelir kalemlerinin içine dâhil ederek Bakanlık merkez hesaplarına gönderdikleri görülmüştür.
Muhasebe kayıtlarına yansıtılan verginin beyan edilmemesi
Bazı il müdürlüklerinin tahsil ettikleri KDV’yi muhasebe kayıtlarına yansıtmakla birlikte ilgili hesap kodundan yıl içerisinde hiçbir çıkış kaydı yapmadıkları görülmüştür.
İl müdürlüklerince tahsil edilen KDV tutarlarının bir sonraki ayın 26’sına kadar vergi dairesine beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir. Mevcut uygulamada il müdürlüklerince doğru hesap kodlarına kaydedilen KDV vergi tutarlarının vergi dairesine beyan edilmediği ve ilgili hesabın alacak kısmında bekletildiği görülmüştür.
Verginin beyanı esnasında indirim konusu yapılamayacak tutarların hesaplamaya dâhil edilmesi
Bazı il müdürlüklerinin tahsil ettikleri KDV’yi vergi dairesine beyan ettikleri ancak ticari faaliyet kapsamına girmeyen teslim ve hizmetlere ilişkin KDV’yi de indirim konusu yapmaları nedeniyle devreden KDV ortaya çıktığı ve buna göre ödenecek vergi oluşmadığı görülmüştür.
KDV Genel Uygulama Tebliği’nin “1.B.2 Kamu Kurum ve Kuruluşları, Dernek ve Vakıflar ile Mesleki Kuruluşların Vergilendirilmesi” başlıklı bölümünde, “3065 sayılı Kanunun (1/3-g) maddesinde sayılan; genel bütçeye dâhil idareler, özel bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, dernek ve vakıflar ile her türlü mesleki kuruluşların ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyet kapsamına girmeyen, kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetleri vergiye tabi değildir.” düzenlemesi yer almıştır.
Tebliğin “12.5. İndirim” başlıklı bölümünde ise;
“3065 sayılı Kanunun (29/1)inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin vergilerin indirim konusu yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, spor kulüplerinin iktisadi işletmelerinin, Türkiye Futbol Federasyonu ile Spor Genel Müdürlüğüne bağlı spor müdürlüklerinin vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, sadece vergiye tabi işlemler için yüklenilen KDV’nin indirilmesi mümkündür. Dolayısıyla adı geçen kurum ve kuruluşların vergiye tabi olmayan işlemleri nedeniyle ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması söz konusu olmayıp, bu vergilerin gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Ancak, vergiye tabi olan veya olmayan işlemlerin birlikte yapılması ve ayrıştırılmasının mümkün olmaması durumunda, ortak harcamalara ilişkin KDV indirim konusu yapılabilecektir.
Bu açıklamalar çerçevesinde spor kulüpleri, tamamen amatör spor faaliyetlerine ilişkin olarak yaptıkları harcamalar için ödedikleri KDV’yi indirim konusu yapamayacaklardır. Ancak, şirket olarak faaliyet gösteren ve tüm faaliyetleri ticari nitelikte sayılan spor kulüpleri böyle bir ayrım yapmaksızın, amatör spor faaliyetlerine ait yüklendikleri KDV’yi de indirebileceklerdir.
Öte yandan, Türkiye Futbol Federasyonu ile Spor Genel Müdürlüğüne bağlı Spor Müdürlükleri ise tahsil ettikleri KDV’den sadece vergiye tabi işlemleri nedeniyle yüklendikleri vergileri indirim konusu yapabileceklerdir.”
Denilmektedir.
Buna göre il müdürlüklerinin tahsil ettikleri KDV’den sadece vergiye tabi işlemleri nedeniyle yüklendikleri vergileri indirim konusu yapmaları, vergiye tabi olmayan işlemleri nedeniyle ödedikleri KDV’yi ise gider veya maliyet unsuru olarak dikkate almaları gerekmektedir.
Yapılan incelemede ise bu düzenlemelere aykırı olarak il müdürlüklerinin vergiye tabi olan ve olmayan tüm faaliyetleri nedeniyle ödedikleri vergiyi indirim konusu yaptıkları, bu nedenle ticari faaliyetleri nedeniyle tahsil edilmiş KDV bulunmasına rağmen devreden KDV ortaya çıktığı, sonuç olarak ödenmesi gereken KDV’nin oluşmadığı ya da azaldığı anlaşılmıştır.
Kamu idaresi cevabında, tüm il müdürlüklerine KDV işlemlerinin tahakkuku ve beyanı hakkında gerekli talimatların verildiği ifade edilmiştir. Ancak yapılan inceleme neticesinde bahse konu talimatların genel muhasebe işlemlerine yönelik olduğu ve buna göre bulguya konu edilen hatalı KDV uygulamalarını düzeltecek bir niteliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla; il müdürlüklerinin tahsil ettikleri KDV’yi hesap planında yer alan ilgili koda kaydetmeleri ve vergi dairesine beyan etmeleri, beyan aşamasında vergiye tabi olmayan faaliyetleri nedeniyle ödedikleri KDV’yi indirim konusu yapmamaları gerekmektedir.