|
ÖZET: İlama bağlı ödemelerin ve muhasebe kayıtlarının zamanında yapılmaması, 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda önemli bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Bakanlık tarafından gerçekleştirilen ilam ödemelerinde, yasal süreler içinde ödeme yapılmasında yaşanan aksaklıklar, faiz ve icra masraflarının artmasına neden olmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, tazminat tutarlarının belirli süreler içinde ödenmesini öngörmesine rağmen, uygulamada bu sürelerin aşılması sıkça görülmektedir. Ayrıca, ilam ödemeleri muhasebe kayıtlarına alınmadığı için ertesi yıla sarkan ödemeler, ilgili yılın mali tablolarına yansıtılamamaktadır.
Denetimlerde, ilam ödemeleri için ayrılan ödeneklerin yetersiz olduğu ve bu durumun ödemelerin zamanında yapılmasını engellediği tespit edilmiştir. 2019, 2020 ve 2021 yıllarında başlangıç ve yıl sonu ödenekleri arasında önemli farklar gözlemlenmiş, bu da ödenek taleplerinin karşılanmasında sürekli yazışma ve işlem gerektirmiştir. 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nda mahkeme harç ve giderlerinin ödenek belgesi aranmaksızın ödenebileceği belirtilmesine rağmen, ilama bağlı ödemeler için benzer bir istisna getirilmemiştir. Sonuç olarak, ilama bağlı ödemelerin muhasebe kayıtlarının zamanında yapılması ve bütçe ödeneklerinin daha gerçekçi belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, ilama bağlı ödemelerin mahkeme harçları gibi ödenek aranmaksızın ödenebilmesi için yasal düzenlemeler yapılması önerilmektedir. |
BULGU: İlama Bağlı Ödemelerin ve Muhasebe Kayıtlarının Zamanında Yapılmaması
2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri
Bakanlık tarafından yapılan ilama bağlı ödemelerde; ilam ödemelerinin yasal süresi içinde yapılmasında aksaklıklar olduğu, bu durumun katlanılan faiz ve icra masrafı yükünü artırdığı ve ilamda yer alan tutarların ödeme aşamasına kadar muhasebe kayıtlarına yansıtılmadığı görülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında idari davalarda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142’nci maddesinin onuncu fıkrasında ise ceza davalarında idarenin işlem tesis etmesi gereken süreler açıklanmıştır. Anılan Kanunlarda, tazminat tutarlarının idari davalarda kararın idareye tebliğinden itibaren, ceza davalarında ise kararın kesinleşmesi ve davacının banka hesap numarası bildiriminden itibaren 30 gün içerisinde ödenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 34’üncü maddesine göre de, kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderlerin muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenmesi gerekmekte olup, bu kapsamda ilama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilmesi gerekmektedir.
Yapılan incelemelerde;
– İlam ödemeleri için belirlenen ödenek tutarlarının, ödeme bekleyen ilamlar için yeterli olmaması ve ödenek temin ve gönderme işlemlerinin tamamlanmasının vakit alması nedeniyle 30 gün içerisinde ödeme yapılmasında gecikme yaşanabildiği, ödemelerin zamanında yapılamamasının, davacı tarafa yapılan faiz ödemelerinin artmasına ve davacının icraya başvurması sonucu ayrıca icra vekâlet ücreti, masraf ve faiz ödenmesine yol açtığı,
– Söz konusu ilam ödemelerinin davacıya ödeme yapılması aşamasına kadar muhasebe kaydına alınmadığı, bu durumun ertesi yıla sarkan ödemeler olması halinde bahse konu ilam giderlerinin ilgili olduğu yılda Faaliyet Sonuçları Tablosuna yansıtılamamasına yol açtığı,
tespit edilmiştir.
Her ne kadar Kamu İdaresi cevabında, ilama bağlı borç giderlerinin yılı ödenekleri çerçevesinde planlanmakta olduğu, gerekli revize işlemleri gerçekleştirilerek mevcut ödenekler dahilinde gecikmeksizin ödenek dağıtım ve ödeme işlemlerinin yapıldığı, yapılan iş ve işlemlerin MYMY’nin 247’nci maddesine uygun olduğu ifade edilmekte olsa da, uygulamada yasal süreler içerisinde ödeme yapılmasında sıkıntılar olduğu, faiz ve icra giderleri ödendiği, bekleyen ödemelerin ise muhasebe kayıtlarına alınmadığı görülmektedir.
İlam ödemelerine ilişkin ödenek kalemlerinin başlangıç ödeneği ile yıl sonu kullanılan ödenek tutarlarına bakıldığında, son üç yıllık dönemde sırasıyla 2019 yılında %152, 2020 yılında %285 ve 2021 yılında %446 oranında başlangıç ve yıl sonu ödenekleri arasında fark olduğu, dolayısıyla başlangıç ödeneğinin çok yetersiz belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu durum yıl içerisinde ödenek taleplerinin karşılanmasında devamlı olarak ödenek temini için yazışma vb. işlem yapılmasını gerektirmekte, mevzuatta öngörülen 30 günlük sürenin de aşılmasına neden olmaktadır.
Bilindiği üzere, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun “Bütçe Kanunlarının Bazı Ödeneklerin Kullanımına ve Harcamalara İlişkin Esaslar” başlıklı E Cetvelinde; mahkeme harç ve giderlerinin ödenek gönderme belgesi aranmaksızın ödenebileceği ve gerekli ödeneğin Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin Özellikli Giderleri Karşılama Ödeneği tertibinden talep edileceği belirtilmiştir. Ancak, anılan hüküm ile sadece dava giderleri için istisna tanınmış, ilama bağlı ödemeler için bu türden bir istisna öngörülmemiştir.
Bu itibarla, 2019 ve 2020 yılı Sayıştay Denetim Raporlarında da belirtildiği üzere, ilama bağlı ödemelere ilişkin muhasebe kayıtlarının ilgili olduğu dönemde mali tablolara yansıtılmasını, bütçe ödenek rakamlarının daha gerçekçi belirlenmesini veya İdare tarafından katlanılan faiz yükü ve icra masrafı da göz önünde bulundurulduğunda, ilama bağlı ödemelerin de mahkeme harç ve giderleri gibi ödenek aranmaksızın ödenebilmesini teminen yasal düzenleme yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.