|
ÖZET: 2023 yılı Sayıştay Denetim Raporları, iş avansları ve kredi tutarlarının sürekli olarak ihtiyaçların çok üzerinde belirlendiğini ortaya koymuştur. Bu durum, verilen avans ve kredilerle yapılan harcamalar arasında büyük farklılıklar yaratmakta ve önemli bir kısmının iade edilmesiyle sonuçlanmaktadır. Sonuç olarak, kamu kaynaklarının belirli bir süre atıl kalmasına neden olmaktadır. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na göre, harcama yetkilileri, avans ve kredi tutarlarını ihtiyaç doğrultusunda belirlemekle yükümlüdür.
Yapılan incelemelerde, bazı iş avans ve kredilerinin %50’sinden fazlasının iade edildiği, bazı durumlarda ise bu oranın %80, %90 veya %100 seviyelerine ulaştığı gözlemlenmiştir. Bu durum, kamu kaynaklarının etkili ve verimli kullanılmadığını göstermektedir. 5018 sayılı Kanun, kamu kaynaklarının etkin bir şekilde yönetilmesini ve kötüye kullanılmamasını zorunlu kılmaktadır. Sonuç olarak, iş avans ve kredi tutarlarının ihtiyaçlara uygun şekilde belirlenmesi, kamu kaynaklarının atıl kalmasını önleyecek ve bu kaynakların daha etkili bir şekilde kullanılmasına katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda, harcama yetkililerinin belirlenen sınırlar içinde kalmaları ve gereksiz iade oranlarını azaltmaları büyük önem taşımaktadır. |
BULGU: İş Avans ve Kredi Tutarlarının Sürekli Olarak İhtiyacın Çok Üzerinde Belirlenmesi
2023 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Özel Bütçeli İdare
Verilen bazı iş avans ve kredi tutarları ile bunlara ilişkin harcamaları gösteren mahsup tutarları arasında büyük fark olduğu, bu avans ve kredilerden önemli bir kısmının iade edilmek suretiyle kapatıldığı, dolayısıyla da ihtiyacın çok üzerinde kullandırılan kamu kaynağının belli bir süre atıl kalmasına sebebiyet verildiği tespit edilmiştir.
10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Ön ödeme” başlıklı 35’inci maddesinde; harcama yetkilisinin uygun görmesi ve karşılığı ödeneğin saklı tutulması kaydıyla, ilgili kanunlarda öngörülen haller ile gerçekleştirme işlemlerinin tamamlanması beklenilemeyecek ivedi veya zorunlu giderler için avans vermek veya kredi açmak suretiyle ön ödeme yapılabileceği, her mutemedin ön ödemelerden harcadığı tutara ilişkin kanıtlayıcı belgeleri, ilgili kanunlarında belirtilmemiş olması halinde avanslarda bir ay, kredilerde üç ay içinde muhasebe yetkilisine vermek ve artan tutarı iade etmekle yükümlü olduğu, süresi içinde mahsup edilmeyen avanslar hakkında 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı,
21.01.2006 tarihli ve 26056 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ön Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in; “Ön ödeme şekilleri ve uygulaması” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; verilecek avanslara ilişkin üst sınırların yılları merkezi yönetim bütçe kanununda gösterileceği,
Anılan Yönetmelik’in 15’inci maddesine dayanılarak hazırlanıp 25.02.2017 tarihli ve 29990 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 55 sıra nolu Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği’nin “Ön ödeme uygulaması” başlıklı 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında da; harcama yetkilisi mutemetlerine verilecek avans sınırlarının, gider türleri ve idareler itibarıyla her yıl Maliye Bakanlığınca yayımlanan Parasal Sınırlar ve Oranlar Hakkında Genel Tebliği ile belirleneceği,
hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, 08.03.2007 tarihli ve 26456 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ön Ödeme Usul ve Esasları Hakkında Genel Tebliğ’in;
“Genel esaslar” başlıklı 2’nci maddesinde;
“(1) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümleri gereğince, kamu kaynağının kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak kullanılmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludurlar.
(2) Ön ödeme, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde kesin ödeme öncesi avans veya kredi şeklinde yapılan geçici bir ödemedir. Ön ödeme uygulamasında kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak kullanılması ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınması zorunludur.
“Diğer hususlar” başlıklı 11’inci maddesinde de;
“(1) … Harcama yetkilileri, harcama yetkilisi mutemetlerine verilecek avanslarda;
a) Belirlenen sınırlar dahilinde olmak şartıyla, ihtiyaç tutarında avans verilmesine,
özen gösterecekler, kamu idaresine ait paranın gereksiz yere mutemetler üzerinde kalmasına izin vermeyeceklerdir.
(2) … Belirtilen sürede mahsup edilmeyen avanslar, mahsup edilmesi gereken tarihten itibaren, 6183 sayılı Kanunun değişik 51 inci maddesi hükmüne göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte, anılan Kanun hükümlerine göre ilgili mutemetten tahsil edilir.
denilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; ön ödemelerden harcanan tutarlara ilişkin kanıtlayıcı belgelerin, ilgili kanunlarında belirtilmemiş olması halinde avanslarda bir ay, kredilerde üç ay içinde muhasebe yetkilisine verilmesi ve artan tutarların iade edilmesi gerektiği, süresi içinde mahsup edilmeyen avanslar hakkında 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanarak gecikme zammı hesaplanacağı, harcanmayıp mahsup süresi içinde iade edilen tutarlar için ise gecikme zammı gibi bir yaptırım öngörülmediği, dolayısıyla da kamu kaynağının atıl kalmasının ve enflasyonist bir ortamda değer kaybına uğramasının önüne geçilmesi için avansların ihtiyaç tutarında verilmesine dikkat edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Nitekim, 5018 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde yer alan; “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.” hükmü ile de kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması kamu görevlileri açısından bir yükümlülük olarak öngörülmüştür.
Ancak yapılan incelemelerde bazı iş avans ve kredilerinden harcanmayıp iade edilen tutarların oransal olarak yüksek olduğu, %50’sinden fazlasının iade edildiği çok sayıda iş avans ve kredisinin bulunduğu, bazılarında bu iadenin %80, %90 veya %100 gibi oranlara dahi çıktığı görülmüştür.
Sonuç olarak, İdarece verilen iş avans ve kredi tutarları ile bunlara ilişkin harcamaları gösteren mahsup tutarları arasında büyük fark olmaması, harcanmayıp iade edilen tutarların oransal olarak düşük kalması için iş avans ve kredilerinin ihtiyaç tutarına uygun verilmesi, böylelikle de kamu kaynağının belli bir süre atıl kalmasının önüne geçilerek etkili, ekonomik ve verimli kullanılması önem arz etmektedir.