|
ÖZET: Şirketin, İş Kanunu’nun 29. maddesine aykırı olarak toplu işten çıkarma gerçekleştirmesi sonucunda ek mali yükümlülüklere maruz kaldığı tespit edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili maddeleri, iş sözleşmelerinin feshi öncesinde gerekli bildirimlerin yapılmasını zorunlu kılmakta ve bu yükümlülüklere uyulmaması durumunda ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmektedir. İşverenin, fesih bildirimini yazılı olarak yapması ve geçerli bir sebep sunması gerektiği de vurgulanmaktadır.
Yapılan denetimlerde, şirketin 2024 yılı Mayıs ayında 202 işçinin iş sözleşmesini feshettiği, ancak bu işlemi gerçekleştirmeden en az 30 gün öncesinde ilgili birimlere bildirimde bulunmadığı belirlenmiştir. Bu durum, şirkete 1.112.212,00 TL idari para cezası uygulanmasına neden olmuştur. Şirketin, Türk Ticaret Kanunu’na tabi bir limited şirket olarak, ticari faaliyetlerinde özen göstermesi ve mevzuat hükümlerine uygun hareket etmesi beklenmektedir. Sonuç olarak, iş sözleşmelerinin feshi sürecinde yasal bildirim sürelerine uyulması, fesih sebeplerinin açıkça belirtilmesi ve toplu işçi çıkarma işlemlerinin İş Kanunu’na uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, işveren çeşitli mali yükümlülüklerle karşılaşabilir. |
BULGU: İş Kanunu Hükümlerine Aykırı Olarak Toplu İşten Çıkarma Yapılması Nedeniyle Şirketin Ek Mali Külfete Katlanması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi
Şirketin, toplu işçi çıkarma hususunda İş Kanunu’nun 29’uncu maddesinde belirtilen yasal süreler içerisinde ilgili birimlere bildirimde bulunmaması sebebiyle ek mali külfete katlandığı görülmüştür.
4857 sayılı İş Kanunu’nun “Süreli fesih” başlıklı 17’nci maddesinde ihbar tazminatı düzenlenmiştir. Buna göre belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerektiği belirtilmiş ve iş sözleşmesinin süresine göre bildirim sürelerine yer verilmiştir. Bildirim şartlarına uymayan tarafın, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat (ihbar tazminatı) ödemek zorunda olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun’un “Sözleşmenin feshinde usul” başlıklı 19’uncu maddesinde; işverenin fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorunda olduğu, 20’nci maddesinde ise feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğünün işverene ait olduğu ifade edilmiştir.
Mezkûr Kanun’un “Toplu işçi çıkarma” başlıklı 29’uncu maddesinde ise;
“İşveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az otuz gün önceden bir yazı ile, işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirir.
(■■■)
Birinci fıkra uyarınca yapılacak bildirimde işçi çıkarmanın sebepleri, bundan etkilenecek işçi sayısı ve grupları ile işe son verme işlemlerinin hangi zaman diliminde gerçekleşeceğine ilişkin bilgilerin bulunması zorunludur.
Bildirimden sonra işyeri sendika temsilcileri ile işveren arasında yapılacak görüşmelerde, toplu işçi çıkarmanın önlenmesi ya da çıkarılacak işçi sayısının azaltılması yahut çıkarmanın işçiler açısından olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi konuları ele alınır. Görüşmelerin sonunda, toplantının yapıldığını gösteren bir belge düzenlenir.
Fesih bildirimleri, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini bölge müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün sonra hüküm doğurur.
(■■■)
İşveren toplu işçi çıkarılmasına ilişkin hükümleri 18, 19, 20 ve 21 inci madde hükümlerinin uygulanmasını engellemek amacıyla kullanamaz; aksi halde işçi bu maddelere göre dava açabilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Nitekim aynı Kanun’un “Toplu işçi çıkarma ile ilgili hükümlere aykırılık” başlıklı 100’üncü maddesinde ise toplu işçi çıkarmayla ilgili 29’uncu maddesindeki hükümlere aykırı hareket eden işveren veya işveren vekiline işten çıkardığı her işçi için idari para cezası verileceği açıkça belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri bir arada değerlendirildiğinde; iş sözleşmesini fesih etmek isteyen tarafın feshi yazılı olarak ve çalışma süresinin gerektirdiği bildirim süresine bağlı kalarak diğer tarafa iletmekle yükümlü olduğu, bildirim sürelerine uymaksızın işveren tarafından sözleşmenin feshedilmesi durumunda ise söz konusu sürenin ücretini ihbar tazminatı olarak diğer tarafa ödemek zorunda kalınacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca işveren tarafından yapılan fesih için geçerli bir neden sunulmaması veya gösterilen sebebin mahkemece geçerli olmadığına karar verilmesi durumunda, işçi işverene başvurduğu anda, işveren tarafından yapılan fesih hükümsüz olacak ve iş akdi başından beri hiç feshedilmemiş gibi hüküm ifade edecektir.
Diğer yandan işveren ekonomik, teknolojik veya benzeri nedenlerle toplu işçi çıkarmayı planladığında, bunu en az 30 gün önceden işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumu’na yazılı olarak bildirmek zorundadır. İşveren, bildirimde çıkarma sebeplerini, etkilenecek işçi sayısını ve zaman dilimini belirtmeli ve sonrasında sendika temsilcileriyle görüşmeler yaparak çıkarma işleminin etkilerini azaltmaya çalışmalıdır.
Yapılan incelemede; Van Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce 29.08.2024 tarihinde Şirkete yapılan tebligatla, Şirket tarafından 2024 yılı Mayıs ayında bir aylık süre içerisinde toplam 202 işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshedildiği, ancak toplu işten çıkarma yapılmasına rağmen en az 30 (otuz) gün önceden bir yazı ile işyeri sendika temsilcilerine ve ilgili Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne bildirimde bulunulmadığı gerekçesiyle Şirkete 1.112.212,00 TL idari para cezası verildiği görülmüştür.
Bu kapsamda Şirket, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na tabi bir limited şirket olup, Kanun’un 16 ve 18’inci maddesinde belirtildiği üzere, belediye tarafından ticari şekilde işletilmek üzere kurulan kuruluşlar da tacirdir ve her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir.
Kanun’un “Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı” başlıklı 626’ncı maddesinde ise müdürler ve yönetimle görevli kişilerin görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmesi gerektiği ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
Şirket tarafından, bulguda belirtilen hususlara yönelik bundan sonraki süreçte mevzuat hükümleri doğrultusunda işlem tesis edileceği ifade edilmiştir.
Sonuç olarak, işçi sözleşmelerine ilişkin fesih bildirimlerinin haklı fesihler hariç olmak üzere, yazılı olarak yapılması ve fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtmesi, sözleşmelerin feshinden önce bildirimde bulunulması, yapılan toplu fesihlere ilişkin İş Kanunu’nun “Toplu işçi çıkarma” başlıklı 29’uncu maddesinde belirlenen usullere riayet edilmesi, feshin mahkeme veya özel hakem tarafından geçersizliğine karar verilmesi durumunda ise ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücretleri ve avukatlık vekalet ücretleri gibi mali külfetle karşılaşılmaması adına mevzuat hükümlerine riayet edilmesi gerekmektedir.