|
ÖZET: İş Kanunu çerçevesinde istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılmadığı, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda ortaya konmuştur. Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri, her tacirin mali durumunu ve borç-alacak ilişkilerini açık bir şekilde kaydetmesini zorunlu kılmaktadır. Ayrıca, Vergi Usul Kanunu’nun 288. maddesi, gerçekleşmesi muhtemel zararlar için karşılık ayrılabileceğini belirtmektedir. Bu bağlamda, işletmelerin, bilançolarında kıdem tazminatı karşılıklarını doğru bir şekilde göstermeleri gerekmektedir.
Muhasebe sisteminin temel ilkeleri, işletmelerin muhtemel gider ve zararları için karşılık ayırmalarını, gelir ve kârlar için ise muhasebe işlemi yapmamalarını öngörmektedir. İşletmeler, bilanço gününde faaliyetlerinin sona ereceği varsayımıyla kıdem tazminatı hesaplaması yaparak gerekli karşılıkları ayırmakla yükümlüdür. Ancak, söz konusu şirketin kıdem tazminatı karşılıklarını ayırmaması, hem Vergi Usul Kanunu hem de muhasebe ilkeleri açısından bir ihlal teşkil etmektedir. Bu durum, şirketin gelecekteki yükümlülüklerini doğru bir şekilde yansıtmayarak mali tabloların yanıltıcı görünmesine yol açmaktadır. Kamu idaresinin bağımsız denetim raporu sonrasında kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla, İş Kanunu kapsamında çalışan işçilerin kıdem tazminatı karşılıklarının zamanında ayrılması gerekmektedir. |
BULGU: İş Kanunu Kapsamında İstihdam Edilen İşçiler İçin Kıdem Tazminatı Karşılıklarının Ayrılmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi
Şirkette İş Kanunu kapsamında istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılmadığı tespit edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Defter tutma ve envanter” başlıklı 64/1’inci maddesinde; her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 288’inci maddesinde; gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel olan fakat miktarı net olarak saptanamayan ve teşebbüs için bir borç niteliği taşıyan belli bazı zararları karşılamak amacıyla karşılık ayrılabileceği ifade edilmiştir.
1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nin bilanço ilkelerinin “Yabancı Kaynaklara İlişkin İlkeler” başlıklı (b) alt bölümünün 3’üncü fıkrasında; tutarları kesinlikle saptanamayanlar veya durumları tartışmalı olanlar dâhil, işletmenin bilinen ve tutarları uygun olarak tahmin edilebilen bütün yabancı kaynaklarının kayıt ve tespit edilmesi ve bilançoda gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Aynı Tebliğin “V-Tekdüzen Hesap Çerçevesi, Hesap Planı ve Hesap Planı Açıklamaları” bölümünde yer alan “Hesap planı açıklamaları” başlıklı (c) bendinde; hesaplanan kıdem tazminatı karşılık tutarlarının ilgili gider hesaplarına borç, 472 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabına alacak kaydedilmek suretiyle muhasebeleştirileceği; izleyen dönemde ödenmesi beklenen kıdem tazminatı karşılık tutarlarının 472 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabına borç, 372 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabına alacak kaydedileceği belirtilmiştir.
Tebliğde açıklanan muhasebenin temel kavramlarından olan “İhtiyatlılık Kavramı”na göre ise, muhasebe olaylarında temkinli davranılması ve işletmenin karşılaşabileceği risklerin göz önüne alınarak işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Bu kavramın gereği olarak, işletmeler, muhtemel giderleri ve zararları için karşılık ayırmakta, muhtemel gelir ve kârlar için ise gerçekleşme dönemlerine kadar herhangi bir muhasebe işlemi yapmamaktadırlar.
İşletmeler, Vergi Usul Kanunu’nun 288’inci maddesi, muhasebenin ihtiyatlık kavramı ve bilanço ilkeleri çerçevesinde, bilanço gününde işletme faaliyetleri sona erecekmiş gibi düşünüp, böyle bir durum halinde ödemeleri gerekecek kıdem tazminatlarını hesaplayarak karşılık ayırmak durumundadırlar.
İş Kanunu kapsamında istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılmaması ve muhasebe kayıtlarında gösterilmemesi; hem Vergi Usul Kanunu’nun 288’inci maddesi hükümlerine, hem de muhasebenin ihtiyatlılık kavramına ve bilanço ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. Bu durum, Şirketin ileride ödenmesi muhtemel yükümlülüklerini, karşılık ayırarak ilgili dönemlerde giderleştirmemesine, dolayısıyla yükümlülüklerin mali tablolarda olması gerekenden az, ticari kârın ise olması gerekenden fazla görünmesine neden olmaktadır.
Kamu idaresi tarafından bağımsız denetim firmasından gelecek rapor sonrasında kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılacağı belirtilmiştir.
Yukarıda izah edilen açıklamalar çerçevesinde, Şirkette İş Kanunu kapsamında istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılması gerekmektedir.