|
ÖZET: İşçilerin yıllık ücretli izin haklarının zamanında ve yeterli şekilde kullandırılmadığı, Sayıştay denetim raporlarında belirlenmiştir. Üniversitenin çeşitli birimlerinde çalışan 1255 işçiden 640’ının otuz günden fazla izin biriktirdiği, 316’sının yıl içinde hiç izin kullanmadığı ve 275’inin de beş günden az izin kullandığı tespit edilmiştir. Bu durum, çalışanların dinlenme hakkının ihlaline ve iş verimliliğinin düşmesine yol açmaktadır. Anayasa’nın 50. maddesi, dinlenme hakkını güvence altına alırken, 4857 sayılı İş Kanunu da yıllık izinlerin kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.
Yıllık izinlerin kullanılmaması, işçilerin ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz etkileyerek iş kazalarına ve verim kaybına neden olabilir. Ayrıca, kullanılmayan izinlerin ekonomik değeri, iş akdinin sona ermesi durumunda Kuruma ek mali yük getirmektedir. Cumhurbaşkanlığı’nın 17 Mayıs 2024 tarihli genelgesi, kamu kaynaklarının etkin kullanımı amacıyla, işçilerin hak kazandıkları yıllık izinlerin ilgili yıl içinde kullandırılmasını ve geçmiş yıllara ait izinlerin de üç yıl içinde kullandırılmasını öngörmektedir. Bu bağlamda, işçilerin yıllık izinlerini hak ettikleri yılda kullanmaları, hem dinlenme haklarının bir gereği hem de Kuruma ek mali yük getirmemesi açısından önem taşımaktadır. Kamu idaresinin bu konuda gerekli düzenlemeleri yaparak, izinlerin zamanında kullandırılmasına yönelik çalışmalara başladığı ve bu süreçlerin Temmuz 2025 sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiği ifade edilmiştir. |
BULGU: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına ilişkin Tedbirlerin Alınmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite
Kadrosu Üniversitenin çeşitli birimlerinde olan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin zamanında ve yeterli olarak kullandırılmadığı, iş akitlerinin herhangi bir sebeple sona ermesinden sonra izin haklarının ekonomik değere dönüştürülecek şekilde biriktirildiği görülmüştür.
“Dinlenme Hakkı” Anayasa ile güvence altına alınmış haklardandır. Anayasanın 50’nci maddesinde “Dinlenmek çalışanların hakkıdır” ifadesine yer verdikten sonra, yıllık izin hakkı ile hafta tatili ve bayram tatili haklarını ayrıca vurgulamıştır. Bu sebeple Anayasal bir hak olan dinlenme hakkından vazgeçilemez. Ayrıca yasal zorunluluğun ötesinde; çalışanları yorgunluk ve onun beraberinde getireceği dikkatsizlik sonucu uğrayabilecekleri iş kazalarından korumak, işçinin bedensel ve ruhsal olarak iyiliğinin devamını sağlamak, iş tatminini artırmak, işçinin sosyal yaşama da katılımını sağlamak, iş veriminin azalmasına engel olmak, işin kalitesinin düşmesini önlemek, vb. birçok sebeple, işçinin yıllık izin, hafta tatili ve bayram tatili haklarını ve gün içinde ara dinlenmelerini tam olarak kullanabilmesi gereklidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 53, 56, 57 ve 58’inci maddeleri gereğince işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Anılan Kanun’un 53’üncü maddesine göre yıllık ücretli izinden vazgeçilemez ve 56’ncı maddesine göre de bu iznin Kanun’da gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur. Ancak, Kanun’un 53’üncü maddesinde öngörülen izin süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere bölümler hâlinde kullanılabilir.
Üniversitede yapılan denetim ve incelemelerde, toplam 1255 işçi personelden, 640 işçinin otuz gün ve daha fazla sayıda yıllık ücretli izninin biriktiği, 316 işçinin yıl içerisinde hiç izin kullanmadığı ve 275 işçi personelin de beş ve daha az gün izin kullandığı tespit edilmiştir.
Yaklaşık yüzelli güne kadar izni birikmiş işçiler olduğu göz önüne alındığında ortalama en az beş yıllık kullanılmayan izin olduğu anlaşılmaktadır.
Hukukî anlamda çalışanların çalışma hayatından kaynaklanan yorgunluğu atabilmek, sağlıklarını koruyabilmek için ihtiyaç duydukları bir hak olan dinlenme hakkı, kullanılmadığı takdirde, işçinin ruhsal ve bedensel açıdan yorulması ve çalışma verimini düşürmesinin yanı sıra, işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretler, herhangi bir nedenle iş akdinin sona ermesi durumunda sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden Kuruma ek mali külfet doğurmaktadır. Nitekim Cumhurbaşkanlığı’nın 17 Mayıs 2024 tarihinde, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması amacıyla yayımlanan Tasarruf Tedbirleri konulu Genelgesinde aynen, “4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içerisinde hak kazandıkları yıllık ücretli izin süreleri, ilgili yıl içerisinde kullandırılacaktır. Ayrıca, ilgililerin önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık ücretli izin süreleri, yürütülen hizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılacaktır.” denilmektedir.
Kamu İdaresince söz konusu hususun düzeltilmesine ilişkin işlemlere başlanıldığı ve çalışmaların Temmuz 2025 sonuna kadar bitirilmesinin planlandığı ifade edilmiştir.
Sonuç olarak, yukarıda açıklanan gerekçelerle işçinin dinlenme hakkının bir gereği olarak ve aynı zamanda Kuruma bir ek mali bir külfet getirmemesi için işçilere yıllık ücretli izinlerini hak ettikleri yılda kullandırılması gerekmektedir. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesinde’de belirtildiği üzere; geçmiş yıllardan kalan izinlerin de daha fazla biriktirilmeden belli bir plan dâhilinde hak sahibi işçilere kullandırılması gerekmektedir.