|
ÖZET: Üniversitede çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin düzenli bir şekilde kullandırılmadığı tespit edilmiştir. Anayasa’nın 50. maddesi, dinlenme hakkının çalışanlar için önemli olduğunu vurgularken, 4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili maddeleri, işçilere yıllık izin verilmesi ve bu hakların korunması gerektiğini belirtmektedir. İşverenlerin, yıllık izinlerin belirli dönemlerde kullandırılması için gerekli düzenlemeleri yapması zorunludur. Ayrıca, iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda kullanılmayan izin sürelerinin, işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi gerektiği de hüküm altına alınmıştır.
Yıllık izinlerin birikmesi, işçilerin dinlenme hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Yapılan denetimlerde, bazı işçilerin 60 ile 250 gün arasında kullanılmayan izin sürelerine sahip olduğu belirlenmiştir. Bu durum, ileride işçilerin emeklilik veya iş sözleşmesinin sona ermesi halinde üniversitenin mali yükümlülüklerini artırma riski taşımaktadır. Kamu idaresi, izinlerin kullandırılması için gerekli önlemlerin alınacağını ifade etmiştir. Sonuç olarak, işçilerin yıllık izinlerinin hak kazandıkları yıl içinde kullandırılması esastır. Geçmiş yıllara ait izinlerin ise hizmet gerekliliklerine göre planlanarak kullandırılması, birikmelerin önlenmesi açısından önemlidir. |
BULGU: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite
Üniversitede istihdam edilen işçilerin bir kısmının yıllık izinlerinin düzenli olarak kullandırılmadığı tespit edilmiştir.
Anayasa’nın 50’nci maddesinde, dinlenmenin çalışanların bir hakkı olduğu ve bu hakların kullanımının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği, 56’ncı maddesinde yılık iznin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde yıllık iznin işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu, 59’uncu maddesinde ise iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinde; işverenlerin 15’inci maddede belirtilen izin kurulu veya 18’inci maddeye dayanılarak kurul yerine geçenlere danışmak suretiyle yürütülen işlerin niteliğine göre ücretli izinlerin her yılın belli bir döneminde veya dönemlerinde verileceğini tayin edebileceği belirtilmiştir. Bahsedilen Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde, işverenin nisan ayı ile ekim ayı sonu arasındaki süre içinde işçilerin tümüne veya bir kısmına toplu izin uygulayabileceği ile ilgili düzenleme yer almaktadır.
Ayrıca 2024/7 sayılı tasarruf tedbirlerine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nde, 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içerisinde hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin, ilgili yıl içerisinde kullandırılacağı, ayrıca, ilgililerin önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık ücretli izin sürelerinin, yürütülen hizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılacağı belirtilmiştir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinde dinlenmenin bir anayasal hak olduğu, bu haktan vazgeçilemeyeceği, işveren tarafından sürekli yıllık iznin verilmesi gerektiği, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçilerin hak kazanıp da kullanmadığı izinlerinin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden yıllık izin ücreti olarak kendisine veya hak sahiplerine ödenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla yıllık izinlerin yıllar itibarıyla kullanılmayarak biriktirilmesi yıllık iznin amacına aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca yıllık izin sürelerine ait ücretin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği hükmü yıllık izin sürelerinin kullanılmayarak biriktirilmesine yönelik bir esneklik olarak görülemez. Bu hükmün amacı, izin kullanılamadan iş akdinin feshedilmiş olması gibi zaruri durumlarda işçilerin mağduriyetinin önlenmesidir.
Yapılan incelemede, Üniversitede 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre istihdam edilen işçilerden 32 kişinin 60 ile 100 gün arası, 6 kişinin ise 100 ile 250 gün arası kullanılmayan izin sürelerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Üniversite bünyesinde çalışan işçilerin izinlerinin yukarıdaki hükümlere istinaden belli bir dönem belirlenerek kullandırılmaması, izinlerin birikmesine yol açmaktadır. Biriken bu izinler gelecekte işçilerin emekli olması veya iş sözleşmesinin son bulması durumunda işçilerin son ücreti esas alınarak hesaplanacak toplu izin ücreti ödemelerine dönüşeceğinden Üniversitenin mali yük ile karşı karşıya kalması riskini doğuracaktır.
Kamu idaresi cevabında, izinlerin kullandırılmasını sağlamak amacıyla gerekli önlemlerin alınacağını belirtmiştir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve açıklamalara göre, işçilerin yıllık izinlerinin hak kazandıkları yıl içinde kullandırılması esas olup, geçmiş yıllara ait izinlerinin ise birikmeye yol açmayacak şekilde, hizmet gereklerine göre planlanıp kullandırılması gerekmektedir.