ÖZET: İşçilerin yıllık ücretli izin haklarının zamanında ve yeterli şekilde kullandırılmadığı, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda tespit edilmiştir. Çeşitli üniversite birimlerinde çalışan işçilerin, iş akitlerinin sona ermesi durumunda izin haklarını ekonomik değere dönüştürerek biriktirdikleri gözlemlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 50. maddesi, dinlenme hakkının çalışanların vazgeçilmez bir hakkı olduğunu belirtmektedir. Yıllık izin, hafta tatili ve bayram tatili gibi dinlenme haklarının tam olarak kullanılması, işçilerin ruhsal ve bedensel sağlığını korumak, iş kazalarını önlemek ve iş verimini artırmak açısından son derece önemlidir.

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, işçilerin yıllık ücretli izin hakları, işe başladıkları günden itibaren tanınmakta ve bu izinlerin işveren tarafından belirlenen süreler içinde verilmesi zorunludur. Denetim raporlarında, 2024 yılı itibarıyla yaklaşık yetmiş işçinin 30 günden fazla yıllık izin biriktirdiği tespit edilmiştir. Kullanılmayan izinlerin toplam maliyetinin 4,5 milyon TL civarında olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı’nın yayımladığı genelgelerde, işçilerin hak kazandıkları yıllık izin sürelerinin ilgili yıl içinde kullandırılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Kamu İdaresi, işçilerin sürekli çalıştığı ve personel sayısının az olması nedeniyle fazla mesai uygulandığını, bu nedenle izinlerin biriktiğini ifade etmiştir. Ancak, Toplu İş Sözleşmelerinde gerekli düzenlemelerin yapılmaması, bu birikimin önüne geçilmesini engellemektedir. 2025-2027 yıllarını kapsayan yeni sözleşmede, bu konuda düzenlemelere yer verileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak, işçilerin yıllık izinlerini hak ettikleri yılda kullanmaları ve geçmiş yıllardan kalan izinlerin biriktirilmeden kullandırılması gerekmektedir.

BULGU: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite

Üniversitenin çeşitli birimlerinde kadrosu olan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin zamanında ve yeterli olarak kullandırılmadığı, iş akitlerinin herhangi bir nedenle sona ermesinden sonra izin haklarının ekonomik değere dönüştürülecek şekilde biriktirildiği görülmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50’nci maddesinde “dinlenmek çalışanların hakkıdır” ifadesine yer verildikten sonra, yıllık izin hakkı ile hafta tatili ve bayram tatili hakları ayrıca vurgulanmış olduğundan Anayasal bir hak olan dinlenme hakkından vazgeçilemez. Ayrıca yasal zorunluluğun ötesinde; çalışanları yorgunluk ve onun beraberinde getireceği dikkatsizlik sonucu uğrayabilecekleri iş kazalarından korumak, işçinin bedensel ve ruhsal olarak iyiliğinin devamını sağlamak, iş tatminini artırmak, işçinin sosyal yaşama katılımını sağlamak, iş veriminin azalmasına engel olmak, işin kalitesinin düşmesini önlemek vb. birçok nedenle işçinin yıllık izin, hafta tatili, bayram tatili haklarını ve gün içinde ara dinlenmelerini tam olarak kullanabilmesi gereklidir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 53, 56, 57 ve 58’inci maddeleri gereğince işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de dahil olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Kanun’un “Yıllık ücretli izin hakkı ve izin süreleri” başlıklı 53’üncü maddesine göre yıllık ücretli izinden vazgeçilemez ve “Yıllık ücretli iznin uygulanması” başlıklı 56’ncı maddesine göre bu iznin Kanun’da gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur.

Denetimlerde, 2024 yılı sonu itibarıyla sayıları yüze yaklaşan işçinin yetmiş kadarının 30 gün ve daha fazla sayıda yıllık ücretli izin biriktirdiği tespit edilmiştir. Yaklaşık yüz elli-yüz altmış güne kadar izni birikmiş işçiler olduğu göz önüne alındığında ortalama en az 5-6 yıllık kullanılmayan izinlerin olduğu anlaşılmaktadır.

Hukukî anlamda çalışanların çalışma hayatından kaynaklanan yorgunluğu atabilmek, sağlıklarını koruyabilmek için ihtiyaç duydukları bir hak olan dinlenme hakkı, kullanılmadığı takdirde, işçinin ruhsal ve bedensel açıdan yorulması ve çalışma verimini düşürmesinin yanı sıra, işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretler, herhangi bir nedenle iş akdinin sona ermesi durumunda sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kurumun aleyhine de ek mali külfet doğurmaktadır. Bugünkü ücretler üzerinden hesaplandığında, kullanılmayan yıllık ücretli izinlerin 2024 yılı sonu itibarıyla karşılığı yaklaşık olarak 4,5 milyon TL civarındadır.

Diğer yandan Cumhurbaşkanlığı’nın 30 Haziran 2021 ve 17 Mayıs 2024 tarihinde kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması amacıyla yayımlanan Tasarruf Tedbirleri konulu Genelgelerinde; 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içerisinde hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin ilgili yıl içerisinde kullandırılacağı, ilgililerin önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık ücretli izin sürelerinin yürütülen hizmetlerde aksamaya neden olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılacağı belirtilmiştir.

Kamu İdaresi cevabında; işçilerin günün her saati çalışmayı gerektiren işlerde çalıştığı, personel sayısının az, yürütülecek faaliyetlerin çok olması nedeniyle fazla mesaiye ihtiyaç duyulduğu, fazla mesai karşılığında ücret yerine izin tahakkuk ettirildiği, bu yüzden izinlerin biriktiği ifade edilmiştir. Bununla beraber, Toplu İş Sözleşmelerinde İş Kanunu’na İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği 5’inci madde ile belirtilen “Denkleştirme Esasına Göre Çalışma” ya ilişkin herhangi bir düzenlemeye gidilmediği için fazla çalışmaların izin olarak verildiği belirtilmiştir. 2025-2027 yıllarını kapsayan Toplu Sözleşmede “Denkleştirme Esasına Göre Çalışma” hususuna yer verilmiş olup düzenlemenin uygulamaya geçmesi halinde belirtilen birikmenin önüne geçileceği ve kullanılmayan yıllık izinlerin kullandırılacağı belirtilmiştir.

Sonuç olarak; yukarda açıklanan gerekçelerle hem işçinin dinlenme hakkının bir gereği olarak ve aynı zamanda İdareye ek mali bir külfet getirmemesi için, işçilere yıllık ücretli izinlerini hak ettikleri yılda kullandırılması ve Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgelerinde de öngörüldüğü üzere, geçmiş yıllardan kalan izinlerin de daha fazla biriktirilmeden, yüksek miktarda izin hakkı olanlara öncelik verilerek belli bir plan dâhilinde kullandırılması gerekmektedir.