ÖZET: Üniversite bünyesinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin düzenli bir şekilde kullandırılmadığı tespit edilmiştir. Anayasa’nın 50. maddesi, dinlenme hakkının çalışanlar için önemli olduğunu vurgularken, 4857 sayılı İş Kanunu da yıllık izinlerin verilmesi ve bu hakların korunması konusunda net düzenlemeler içermektedir. İşverenlerin, izinlerin belirli dönemlerde kullandırılması gerektiği belirtilmiş olup, kullanılmayan izinlerin iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda işçiye ödenmesi gerektiği ifade edilmektedir.

Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği, işverenlerin izinlerin planlanması konusunda esneklik sağlasa da, uygulamada bazı aksaklıklar yaşandığı görülmektedir. Özellikle, 46 işçinin üç yıl ve üzeri kullanılmayan izin süreleri bulunmaktadır. Bu durum, ileride işçilerin emekli olması veya sözleşmelerinin sona ermesi halinde, yüksek miktarda izin ücreti ödemesi gerektireceğinden, üniversitenin mali yükünü artırma riski taşımaktadır.

İdare, yıllık izinlerin hak edilen yıl içinde kullandırılması ve geçmiş yıllara ait izinlerin birikmesini önlemek amacıyla gerekli planlamaların yapılacağını belirtmiştir. Ancak, özellikle yoğun iş dönemlerinde izin kullandırılmasında yaşanan zorlukların aşılması için daha etkili bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği açıktır.

BULGU: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite

Üniversite bünyesinde istihdam edilen işçilerin yıllık izinlerinin düzenli olarak kullandırılmadığı görülmüştür.

Anayasanın 50’nci maddesinde, dinlenmenin çalışanların bir hakkı olduğu ve bu hakların kullanımının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği, 56’ncı maddesinde yılık iznin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde yıllık iznin işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu, 59’uncu maddesinde ise iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.

Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinde; işverenlerin 15’inci maddede belirtilen izin kurulu veya 18’inci maddeye dayanılarak kurul yerine geçenlere danışmak suretiyle yürütülen işlerin niteliğine göre ücretli izinlerin her yılın belli bir döneminde veya dönemlerinde verileceğini tayin edebileceği belirtilmiştir. Bahsedilen Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde, işverenin nisan ayı ile ekim ayı sonu arasındaki süre içinde işçilerin tümüne veya bir kısmına toplu izin uygulayabileceği ile ilgili düzenleme yer almaktadır.

Ayrıca 2021/14 sayılı tasarruf tedbirlerine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nde, 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içerisinde hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin, ilgili yıl içerisinde kullandırılacağı, ayrıca, ilgililerin önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık ücretli izin sürelerinin, yürütülen hizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılacağı belirtilmiştir.

Kullanılmayan izinler; işçi emekli olduğunda veya iş sözleşmesi son bulduğunda ücrete dönüşmektedir. Ödeme son ücret üzerinden yapılacağından, işçinin eline çok yüksek miktar geçebilmektedir. Bu nedenle, işçiler emekli olunca kullanmadığı izinlerin de parasını alacağı için, izin kullanmamakta, idare de buna izin vermektedir. Kurumun mali yükünü ileriki dönemlerde arttıracak olan bu uygulamanın, gerek Anayasa’ya gerekse İş Kanunu’nun emredici düzenlemelerine aykırılık oluşturduğu açıktır.

Yapılan incelemelerde Üniversitede görevli 46 işçinin 3 yıl ve üzeri kullanılmayan izin sürelerinin bulunduğu görülmektedir. Üniversite bünyesinde çalışan işçilerin izinlerinin yukarıdaki hükümlere istinaden belli bir dönem belirlenerek kullandırılmaması, izinlerin birikmesine yol açmaktadır. Biriken bu izinler gelecekte işçilerin emekli olması veya iş sözleşmesinin son bulması durumunda işçilerin son ücreti esas alınarak hesaplanacak toplu izin ücreti ödemelerine dönüşeceğinden Üniversitenin bir mali yük ile karşı karşıya kalması riskini doğuracaktır.

Yukarıda yer verilen tespitlere istinaden idare tarafından verilen cevapta; 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak çalışmakta olan 4-D sürekli işçilerin yıllık izinlerinin hak edilen yıl içerisinde kullandırılması ve geçmiş yıllara ait izinlerin birikmeye yol açmayacak şekilde, hizmet gereklerine göre izinlerin planlanıp kullandırılması hususunda tüm harcama birimlerine yazı yazıldığı, üniversitenin ziraat fakültesinde ise ürün yetiştiricilik faaliyetleri Nisan-Eylül ayları arasında devam ettiğinden işçilerin çalışmaları yoğun bir şekilde sürdüğü dolayısıyla büyükbaş ve küçükbaş hayvan bakım işleri ise belirli işçilerce yerine getirildiğinden dolayı işçilere izin kullandırılması konusunda zaman zaman aksaklıkların yaşanabildiği, söz konusu durumlar ile ilgili gerekli tüm planlamalar yapılarak işçilere hak hazanmış oldukları yıllık izinlerin kullandırılması ile alakalı sürecim hassasiyetle takip edilmeye devam edileceği beyan edilmiştir.

Bu itibarla bulgunun esasını teşkil eden hususa idarece iştirak edilmekte olup işçilerin yıllık izinlerinin hak kazandıkları yıl içinde kullandırılması esastır. Geçmiş yıllara ait izinlerinin ise birikmeye yol açmayacak şekilde, hizmet gereklerine göre planlanıp en kısa sürede kullandırılarak bitirilmesi gerekmektedir.