|
ÖZET: İşçilerin yıllık ücretli izinlerinin mevzuata uygun şekilde kullandırılmaması, emeklilik döneminde idareye ek mali yükler getirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 50. maddesi, dinlenme hakkını güvence altına alırken, 4857 sayılı İş Kanunu da yıllık ücretli izinlerin işveren tarafından düzenli olarak verilmesini zorunlu kılmaktadır. İşçilerin hak kazandıkları yıllık izin sürelerinin, iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, yapılan denetimlerde bazı işçilerin 90 ile 300 gün arasında kullanılmamış izinlerinin bulunduğu tespit edilmiştir.
İdare, izinlerin kullandırılması için gerekli bilgilendirmeleri yapmış olsa da, işçilerin yıllık izinlerini zamanında kullanmaları sağlanamamıştır. Bu durum, emeklilik aşamasında yüksek miktarda izin ücreti ödenmesi gerekliliği doğurmakta ve idareyi ciddi bir mali yükümlülük altına sokmaktadır. İş Kanunu’ndaki düzenlemelere aykırı hareket edilmesi halinde, idarelerin idari para cezasıyla karşılaşabileceği de vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, işçilerin yıllık izin haklarının, hak kazandıkları yıl içinde kullandırılması esastır. Geçmiş yıllara ait izinlerin birikmesini önlemek için, hizmet gerekliliklerine göre planlama yapılmalı ve izinlerin en kısa sürede kullandırılması sağlanmalıdır. |
BULGU: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite
İdarede çalışmakta olan işçilerin bir kısmının yıllık izinlerinin mevzuata uygun olarak kullandırılmaması nedeniyle biriktirilen izinlerin emeklilik aşamasında toplu izin ücreti olarak ödendiği ve bu ödemelerin İdareye ek mali külfet oluşturduğu görülmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50’nci maddesinde; dinlenmenin çalışanların hakkı olduğu, ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartlarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun “Yıllık ücretli izin hakkı ve izin süreleri” başlıklı 53’üncü maddesinde; en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verileceği ve bu izin hakkından vazgeçilemeyeceği, “Yıllık ücretli iznin uygulanması” başlıklı 56’ncı maddesinde; yıllık ücretli izin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu, “Sözleşmenin sona ermesinde izin ücreti” başlıklı 59’uncu maddesinde iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği, “İzinlere ilişkin düzenlemeler” başlıklı 60’ıncı maddesinde; yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ile işverence tutulması zorunlu kayıtların şekline ilişkin hususların ilgili Bakanlık tarafından hazırlanacak bir Yönetmelik ile gösterileceği belirtilmiştir.
Bu Kanun hükmüne istinaden 03.03.2004 tarih ve 25391 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde de yıllık izinlerin kullanımı ile ilgili olarak İş Kanunu’na benzer düzenlemeler yapılmıştır.
Aynı Kanun’un “Yıllık Ücretli İzin Hükümlerine Aykırılık” başlıklı 103’üncü maddesinde ise; yıllık ücretli izni bu Kanunun 56’ncı maddesine aykırı olarak bölen veya izin ücretini 57’nci maddenin üç ve dördüncü fıkralarında belirtilen usule aykırı olarak ödeyen veya eksik ödeyen veya 59’uncu maddedeki hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya 60’ıncı maddede belirtilen Yönetmelik’in esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde; yasa koyucunun dinlenme hakkına önem verdiği, işçinin yıllık ücretli izin hakkından vazgeçemeyeceği, işverenin de yıllık izinleri kullandırmak zorunda olduğu, emeklilik veya herhangi bir nedenle iş sözleşmesi sona ermiş olan işçinin hak kazandığı halde kullanmamış olduğu yıllık izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödeneceği, bu ücretin yüksek olması sebebiyle idarenin böyle bir ödeme yükümlülüğü altına girmemesi için izinlerin zamanında kullandırılması gerektiği, 4857 sayılı İş Kanunu’nda yer alan yıllık ücretli izin hükümlerine aykırı davranılması durumunda ise idarelerin idari para cezasıyla karşı karşıya kalacağı anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede; İdarede görev yapmakta olan işçilerden 206’sının 90 ile 200 gün arasında, 22’sinin 201 ile 300 gün arasında, 4’ünün ise 300 gün üzerinde kullanılmayan izinlerinin bulunduğu görülmüştür. Bu işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde, mevzuat hükümleri gereği; yıllık izin haklarının karşılığı işçinin son ücreti dikkate alınarak ödeneceğinden İdarenin ciddi bir ödeme yükümlülüğü altına girmesine neden olacaktır.
Kamu idaresince; izinlerin kullandırılması için birimlerin bilgilendirildiği ve tüm birimlere izinlerin kullandırılmasına ilişkin olarak tamim yazılarının gönderildiği belirtilmiştir.
Sonuç olarak; işçilerin yıllık izinlerinin hak kazandıkları yıl içinde kullandırılması esas olup, geçmiş yıllara ait izinlerinin ise birikmeye yol açmayacak şekilde, hizmet gereklerine göre planlanıp en kısa sürede kullandırılarak bitirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.