|
ÖZET: İşçilerin yıllık ücretli izinlerinin mevzuata uygun bir şekilde kullandırılmaması, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda tespit edilmiştir. Bu durum, işçilerin izinlerini kullanmak yerine emekli olduklarında son ücretleri üzerinden karşılığını almayı tercih etmeleriyle sonuçlanmakta ve idareye ek mali yük getirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 4857 sayılı İş Kanunu, çalışanların dinlenme hakkını güvence altına almakta ve yıllık izinlerin düzenli bir şekilde kullandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Ancak, mevcut uygulamalar bu yükümlülükleri yerine getirmemekte ve işçilerin haklarının ihlaline yol açmaktadır.
Yapılan incelemelerde, bazı işçilerin 30 günün üzerinde birikmiş yıllık izin sürelerine sahip olduğu görülmüştür. Bu durum, hem anayasal bir hak olan dinlenme hakkının ihlaline neden olmakta hem de idarelerin mali yükümlülüklerini artırmaktadır. İdare, geçmişteki uygulama eksikliklerini gidermek amacıyla çeşitli tedbirler alındığını belirtse de, işçilerin kullanılmamış izinlerinin hala mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, yıllık izinlerin zamanında kullandırılması ve birikmiş izinlerin planlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, işverenlerin yıllık izinleri düzenli olarak kullandırma yükümlülüklerini yerine getirmeleri, hem çalışanların haklarını korumak hem de idarelerin mali yükümlülüklerini azaltmak açısından büyük önem taşımaktadır. İdarelerin bu konuda gerekli adımları atarak, izin süreçlerini etkin bir şekilde yönetmeleri beklenmektedir. |
BULGU: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Diğer Kamu İdareleri
İdarece işçilerin yıllık izinlerinin mevzuata uygun şekilde kullandırılmaması nedeniyle yıllık izinlerinin biriktiği ve söz konusu kişilerin yıllık izinlerini kullanmak yerine emekli olduklarında son ücretleri üzerinden karşılığını almayı tercih etmeleri sonucu İdareye ek mali külfet oluşturabileceği tespit edilmiştir.
18.10.1982 tarih ve 2709 Kanun numaralı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “B. Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50’nci maddesinde; dinlenmenin çalışanlar için bir hak olduğu, ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartlarının kanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
4857 sayılı İş Kanununun 53’üncü maddesinde işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği; 56’ncı maddesinde yıllık iznin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu; 59’uncu maddesinde iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği; 60’ıncı maddesinde yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık iznin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ve işverence tutulması zorunlu kayıtların şekli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikte gösterileceği belirtilmiştir.
4857 sayılı Kanunun yukarıda bahsedilen 60’ncı maddesindeki hükmüne dayanılarak hazırlanan, 03.03.2004 tarih ve 25391 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinde de yıllık ücretli iznin uygulanması hususunda 4857 sayılı Kanuna paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 4857 sayılı Kanunun 103’üncü maddesinde; yıllık ücretli izni bu Kanunun 56’ncı maddesine aykırı olarak bölen veya 59’uncu maddesindeki hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya 60’ıncı maddesinde belirtilen yönetmeliğin esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için maktu tutarda idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; işverenin yıllık izinleri kullandırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve işçinin de izin hakkından feragat etmesi mümkün değildir. İdarelerin de düzenli olarak yıllık izinleri kullandırmaları gerekmektedir. İşçilerin emekli olmaları halinde veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuatı gereği yıllık izin hakları ücrete dönüşmektedir. Kullanılmayan yıllık izinlerin karşılığı olarak yapılacak ödeme en son ücreti üzerinden olacağı için, işçiye yüksek miktarda ücret ödemesi yapılacaktır. Bu uygulama da işçilerin yıllık izinlerini kullanmak yerine son ücretleri üzerinden karşılığını almayı tercih etmelerine neden olmaktadır. Ancak belirtilen uygulama, idarelerin daha fazla mali külfet yüklenmeleri anlamına gelmektedir: Zira, anayasal bir hak olan yıllık izinlerin kullandırılmaması durumunda idareler, 4857 sayılı İş Kanununun 103’üncü maddesi gereğince idari para cezası ödeyebilecek; ayrıca, biriken yıllık izinlerin ücrete dönüşmesi halinde idareler açısından yüksek miktarda ödeme yapılması durumu söz konusu olacaktır.
Yapılan incelemede; işçilerin yıllık izinlerinin mevzuata uygun şekilde kullandırılmadığı, kurumda görevli 68 adet işçinin bir kısmının 30 günün üzerinde 40-50 gün civarında kalan yıllık izinlerinin olduğu görülmüştür. İşçilere ait yıllık ücretli izinlerin bu şekilde biriktirilmesi, gerek anayasal bir hak olan dinlenme hakkının zamanında kullanılmamasına neden olması, gerekse İdareye yükleyebileceği mali külfet sonucu kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasının engellenmesi açısından mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
İdare cevabında özetle; bulgu üzerine geçmiş dönemde bazı görevlerde yetersiz personel sayısı nedeniyle hem iş yoğunluğundan, hem de işçilerin kendi inisiyatifleriyle izin kullanmaktan imtina etmeleri sebebiyle yaşanan uygulama eksikliklerinin giderilmesi amacıyla gerekli adımların atılmış olduğu; bu çerçevede İdarece son dönemde işçi personelin yıllık iznini devrettirmek suretiyle biriktirilmesi durumunun önüne geçilmesi amacıyla gerekli tedbirlerin alındığı; izin takip sistemi geliştirmek adına mevcut personelin toplam yıllık izinlerinin değerlendirilerek periyodik kontrol mekanizmaları ile kullanılmasının sağlanmaya başlandığı; birikmiş izinlerin kullandırılması yönünde iş programları oluşturulduğu ve ilgili personelin yıllık izinlerinin zamanında ve düzenli olarak kullandırılması konusunda titizlikle hareket edildiği, ifade edilmiştir.
Her ne kadar Kamu İdaresi cevabında işçilerin birikmiş yıllık izinleri ile alakalı uygulama eksikliklerinin giderilmesi amacıyla gerekli adımların atılmış olduğunu belirtmiş olsa da, söz konusu hususa ilişkin uygulamanın tam olarak düzeltilmediği, işçilerin kullanılmamış yıllık izinlerinin hala mevcut olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle, Kurumda çalışan işçilere ait yıllık ücretli izinlerin, biriktirilmeden, zamanında ve düzenli olarak kullandırılması, bunun yanısıra birikmiş izinlerin de planlama dahilinde kullandırılması gerektiği değerlendirilmektedir.