ÖZET: İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin zamanında kullandırılmaması, belediye bünyesindeki çalışanlar için önemli bir sorun teşkil etmektedir. Anayasa’nın 50. maddesi, dinlenme hakkının çalışanların temel haklarından biri olduğunu belirtirken, 4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili maddeleri, yıllık izinlerin düzenli verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İşverenlerin, işçilerin yıllık izinlerini kullanmalarını sağlaması ve bu konuda gerekli tedbirleri alması zorunludur. Aksi takdirde, işverenler idari para cezası ile karşılaşabilir.

Belediyede yapılan denetimlerde, 186 kadrolu işçiden 58’inin 100-200 gün, 34’ünün 201-300 gün ve 13’ünün ise 301 gün ve üzeri birikmiş yıllık izin süresine sahip olduğu tespit edilmiştir. Toplamda, kullanılmayan yıllık izin süresi 26.032 gün olarak belirlenmiştir. Bu durum, işçilerin emeklilik veya iş akitlerinin sona ermesi halinde, yüksek tutarlarda izin ücreti ödemeleri gerektireceğinden, belediye için ek mali yükümlülükler doğuracaktır.

Sonuç olarak, belediye yönetimi, işçilerin yıllık ücretli izinlerini mevzuata uygun bir şekilde zamanında kullandırarak, hem çalışanların haklarını korumalı hem de ek mali yükümlülüklerden kaçınmalıdır. Bu bağlamda, ilgili müdürlükler aracılığıyla gerekli bilgilendirmelerin yapılması önem arz etmektedir.

BULGU: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – İl Belediyesi

Belediye bünyesindeki işçilerin yıllık ücretli izinlerinin zamanında düzenli olarak kullandırılmaması nedeniyle birikmiş yıllık izin süreleri bulunmaktadır.

Anayasa’nın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50’nci maddesinde; dinlenmenin çalışanların hakkı olduğu ve bu haklar ile şartlarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği; 56’ncı maddesinde yıllık iznin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu; 59’uncu maddesinde iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği; 60’ıncı maddesinde yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ile işverence tutulması zorunlu kayıtların şekline ilişkin hususların ilgili Bakanlık tarafından hazırlanacak bir Yönetmelik ile gösterileceği belirtilmiştir. Bu Kanun hükmüne istinaden 03.03.2004 tarihli ve 25391 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde yıllık izinlerin kullanımı ile ilgili olarak düzenlemeler yapılmıştır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 103’üncü maddesinde ise yıllık ücretli izni bu Kanun’un 56’ıncı maddesine aykırı olarak bölen veya hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya belirtilen Yönetmelik’in esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası (2024 yılında 2.666 TL) idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca Cumhurbaşkanlığının 17.05.2024 tarihli ve 32549 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tasarruf Tedbirleri konulu 2024/7 sayılı Genelge’sinde, 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içinde kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin ilgili yıl içerisinde, önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık izin sürelerinin de yürütülen hizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılması gerektiği belirtilmiştir.

Bahse konu düzenlemelere göre; işverenin yıllık izinleri kullandırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve işçinin de izin hakkından feragat etmesi mümkün değildir. Diğer taraftan işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları ücrete dönüşmekte ve yıllık izin karşılığı yapılacak olan bu ücret ödemesi de işçinin son ücreti üzerinden yapılacağından yüksek tutarlarda ödeme yapılmasına neden olmaktadır. Ayrıca Anayasal bir hak olan yıllık izinlerin kullandırılmaması durumunda idareler, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 103’üncü maddesi gereğince idari para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir. Ayrıca bu husus işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları için işçinin son ücreti dikkate alınarak izin ücreti ödeneceğinden idareler açısından öngörülemeyen giderlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Belediyede görevli 186 kadrolu işçinin yıllık izin kullanımları incelendiğinde 58 işçinin 100-200 gün arası, 34 işçinin 201-300 gün arası ve 13 işçinin 301 ve üzeri yıllık izin süresinin mevcut olduğu görülmüştür. Toplamda 186 işçinin kullanılmayan yıllık izin süresi 26.032 gündür. Mevcut durum itibarıyla, olası emeklilik veya iş akdinin sonlandırılması hallerinde işçinin son ücreti dikkate alınarak izin ücreti ödeneceğinden, belediye açısından ek bir mali külfet söz konusu olacaktır.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından özetle; söz konusu Tasarruf Genelgesi hakkında müdürlüklere bilgilendirme yapıldığı ifade edilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde Belediyede çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin, mevzuata uygunluk ve Belediyeye ek mali külfet getirmemesi amacıyla zamanında ve düzenli olarak kullandırılması gerekmektedir.