|
ÖZET: İlçe belediyesinde çalışan kadrolu işçilerin yıllık ücretli izinlerinin zamanında kullandırılmadığı ve bu durumun birikmiş izin sürelerine yol açtığı tespit edilmiştir. Anayasa’nın 50. maddesi, dinlenme hakkının çalışanların temel hakları arasında olduğunu belirtirken, 4857 sayılı İş Kanunu da yıllık izinlerin düzenli olarak verilmesini zorunlu kılmaktadır. İşverenlerin, işçilerin yıllık izin haklarını kullanmalarını sağlaması ve bu izinlerin belirli süreler içinde kullandırılması gerekmektedir. Ayrıca, kullanılmayan izinlerin ücrete dönüşmesi, işverenler için beklenmedik mali yükler oluşturabilir.
Yapılan denetimlerde, 35 kadrolu işçiden 9’unun 40-100 gün, 11’inin 100-200 gün, 9’unun 200-300 gün ve 3’ünün 300 gün üzerinde kullanılmamış izinleri olduğu belirlenmiştir. Bu birikim, işçilerin emekli olmaları veya iş akitlerinin sona ermesi durumunda, yüksek tutarlarda ödeme yapılmasına neden olabilir. İşverenlerin, yıllık izinlerin zamanında kullandırılmaması halinde 4857 sayılı Kanun’un 103. maddesi gereğince idari para cezası ile karşılaşmaları söz konusudur. Bu bağlamda, işçilerin yıllık ücretli izinlerinin mevzuata uygun bir şekilde, biriktirilmeden ve zamanında kullandırılması, hem çalışanların haklarının korunması hem de idarelerin mali yükümlülüklerinin azaltılması açısından büyük önem taşımaktadır. |
BULGU: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Olmayan İl Kapsamında Yer Alan İlçe Belediyesi
İdarede çalışan kadrolu işçilerin sosyal hakları olan yıllık ücretli izinlerinin zamanında düzenli olarak kullandırılmadığı ve bu nedenle birikmiş yıllık izin sürelerinin bulunduğu görülmüştür.
Anayasa’nın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50’nci maddesinde; dinlenmenin çalışanların hakkı olduğu ve bu haklar ile şartlarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği; 56’ncı maddesinde yıllık iznin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu; 59’uncu maddesinde iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği; 60’ıncı maddesinde yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ile işverence tutulması zorunlu kayıtların şekline ilişkin hususların ilgili Bakanlık tarafından hazırlanacak bir Yönetmelik ile gösterileceği belirtilmiştir.
Bu Kanun hükmüne istinaden 03.03.2004 tarih ve 25391 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde de yıllık izinlerin kullanımı ile ilgili olarak İş Kanunu’na benzer düzenlemeler yapılmıştır.
Aynı Kanun’un 103’üncü maddesinde ise yıllık ücretli izni bu Kanun’un 56’ncı maddesine aykırı olarak bölen veya hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya belirtilen Yönetmelik’in esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası (2024 yılında 2.666,00 TL) idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, Cumhurbaşkanlığının 17.05.2024 tarih ve 32549 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tasarruf Tedbirleri konulu 2024/07 sayılı Genelge’sinde; 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içinde kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin ilgili yıl içerisinde, önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık izin sürelerinin de yürütülenhizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılması gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıda yer alan düzenlemelere göre, işverenin yıllık izinleri kullandırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve işçinin de izin hakkından feragat etmesi mümkün değildir. Diğer taraftan, işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları ücrete dönüşmekte ve yıllık izin karşılığı yapılacak olan bu ücret ödemesi de işçinin son ücreti üzerinden yapılacağından yüksek tutarlarda ödeme yapılmasına neden olmaktadır. Ayrıca Anayasal bir hak olan yıllık izinlerin kullandırılmaması durumunda idareler, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 103’üncü maddesi gereğince idari para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir.
Yapılan incelemede, İdarede görev alan 35 kadrolu işçiden, 9’unun 40 ile 100 gün arasında, 11’inin 100 ile 200 gün arasında, 9’unun 200 ile 300 gün arasında ve 3’ünün 300 gün üzerinde kullanılmayan izinleri olduğu tespit edilmiştir. Bu işçilerin emekli olması halinde veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde izin ücretleri mevzuat hükümleri gereği işçinin son ücreti dikkate alınarak ödeneceğinden idare açısından öngörülemeyen giderlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, Kurumda çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin, mevzuata uygunluk ve kuruma ek mali külfet getirmemesi amacıyla biriktirilmeden, zamanında ve düzenli olarak kullandırılması sağlanmalıdır.