ÖZET: İşçilerin yıllık ücretli izinlerinin zamanında kullandırılmaması, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda tespit edilen önemli bir sorundur. Büyükşehir İlçe Belediyesi’nde çalışan işçilerin sosyal hakları olan yıllık izinlerin düzenli bir şekilde verilmediği ve bu nedenle birikmiş izin sürelerinin oluştuğu gözlemlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 50. maddesi, dinlenme hakkının çalışanların bir hakkı olduğunu belirtirken, 4857 sayılı İş Kanunu da yıllık izinlerin verilmesi ve kullanımı ile ilgili detaylı düzenlemeler içermektedir. İşverenlerin, işçilerin yıllık izinlerini zamanında kullandırma yükümlülüğü bulunmaktadır; aksi takdirde idari para cezası ile karşılaşabilirler.

Yapılan incelemelerde, Kamu İdaresinde çalışan 29 işçinin 60 günden fazla birikmiş izne sahip olduğu ve toplamda 534 gün izin biriktiği tespit edilmiştir. İşçilerin emeklilik veya iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda, bu birikmiş izin sürelerinin ücrete dönüşmesi, idare için beklenmedik mali yükler doğurabilir. Ayrıca, toplu iş sözleşmesi ile belirlenen yıllık izin sürelerinin yasal sınırların üzerinde olması, idarenin ek mali külfetler ile karşılaşmasına yol açmaktadır.

Kamu idaresi, işçilerin yıllık ücretli izinlerini mevzuata uygun bir şekilde, biriktirilmeden ve zamanında kullandırmayı taahhüt etmiştir. Bu yaklaşım, hem işçilerin haklarının korunması hem de idarenin mali yükümlülüklerinin azaltılması açısından büyük önem taşımaktadır.

BULGU: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi

Kamu İdaresi tarafından istihdam edilen işçilerin sosyal hakları olan yıllık ücretli izinlerinin zamanında düzenli olarak kullandırılmadığı ve bu nedenle birikmiş yıllık izin sürelerinin bulunduğu görülmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50’nci maddesinde; dinlenmenin çalışanların hakkı olduğu ve bu haklar ile şartların kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği; 56’ncı maddesinde, yıllık iznin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu; 59’uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği; 60’ıncı maddesinde, yıllık ücretli izinlerin yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ile işverence tutulması zorunlu kayıtların şekline ilişkin hususların ilgili Bakanlık tarafından hazırlanacak bir yönetmelik ile gösterileceği belirtilmiştir.

Bu Kanun hükmüne istinaden 03.03.2004 tarihli ve 25391 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde de yıllık izinlerin kullanımı ile ilgili olarak İş Kanunu’na benzer düzenlemeler yapılmıştır.

Mezkûr Kanun’un 103’üncü maddesinde ise yıllık ücretli izni, bu Kanun’un 56’ncı maddesine aykırı olarak bölen veya hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya belirtilen Yönetmelik’in esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için 2.666,00 TL idari para cezası uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Yukarıda yer alan düzenlemelere göre işverenin yıllık izinleri kullandırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve işçinin de izin hakkından feragat etmesi mümkün değildir. Diğer taraftan işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları ücrete dönüşmekte, yıllık izin karşılığı ödenecek olan bu ücret işçinin son ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğinden yüksek tutarlarda ödeme yapılmasına neden olmaktadır. Ayrıca Anayasal bir hak olan yıllık izinlerin kullandırılmaması durumunda idareler, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 103’üncü maddesi gereğince idari para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Yapılan incelemede, Kamu İdaresinde görevli olup 4857 sayılı Kanuna tabi olan 29 işçinin 60 günden fazla birikmiş izni olduğu ve aşan kısımların toplamda 534 gün olduğu tespit edilmiştir. Bu işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin haklarının karşılığında işçinin son ücreti dikkate alınarak izin ücreti ödeneceğinden İdare açısından öngörülemeyen giderlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.

İdare ile yetkili Sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirlenen yıllık ücretli izin süreleri artırılmıştır. Toplu iş sözleşmesi ile yıllık izin sürelerinin yasal sürelerin üzerinde belirlenmesi idarenin ilave mali külfete katlanmasına sebebiyet vermektedir.

Kamu idaresi cevabında istihdam edilen işçilerin yıllık ücretli izinlerinin mevzuata uygunluğun sağlanması amacıyla biriktirilmeden, zamanında ve düzenli olarak kullandırılacağı böylece ek mali külfet getirilmesinin önleneceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak istihdam edilen işçilerin yıllık ücretli izinlerinin, ek mali külfet getirmemesi ve mevzuata uygunluğun sağlanması amacıyla biriktirilmeden, zamanında ve düzenli olarak kullandırılması gerekmektedir.