| ÖZET: 2022 yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesindeki işçilere ait yıllık izinlerin zamanında kullandırılmadığı tespit edilmiştir. Anayasa ve İş Kanunu’na göre, yıllık izinlerin düzenli olarak verilmesi zorunludur. İşçilerin biriken izinleri, hem dinlenme hakkının ihlali hem de kamu kaynaklarının verimli kullanılmaması açısından sorun teşkil etmektedir. Bu nedenle, yıllık izinlerin zamanında kullandırılması gerekmektedir. |
BULGU: İşçilerin Kanunda Belirtilen Yıllık İzinlerinin Kullandırılmaması
2022 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Özel Bütçeli İdare
Vakıflar Genel Müdürlüğü Merkez Teşkilatı ile Bölge Müdürlükleri bünyesinde istihdam edilen bazı işçilere ait yıllık ücretli izinlerin zamanında ve düzenli olarak kullandırılmaması nedeniyle birikmiş olduğu tespit edilmiştir.
18.10.1982 tarihli ve 2709 Kanun numaralı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “B.Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50’nci maddesinde; dinlenmenin çalışanlar için bir hak olduğu, ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartlarının kanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde; işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği, 56’ncı maddesinde; yıllık ücretli iznin işveren tarafından bölünemeyeceği, 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu, ancak, 53’üncü maddede öngörülen izin sürelerinin, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere bölümler hâlinde kullanılabileceği, 59’uncu maddesinde; iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği, 60’ıncı maddesinde; yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ile işverence tutulması zorunlu kayıtların şekline ilişkin hususların ilgili Bakanlık tarafından hazırlanacak bir yönetmelik ile gösterileceği belirtilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un yukarıda bahsedilen 60’ncı maddesindeki hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 03.03.2004 tarihli, 25391 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde de yıllık ücretli iznin uygulanması hususunda 4857 sayılı Kanun’a paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 4857 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesinde; yıllık ücretli izni bu Kanun’un 56’ncı maddesine aykırı olarak bölen veya 59’uncu maddesindeki hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya 60’ıncı maddesinde belirtilen yönetmeliğin esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için maktu tutarda idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 30.06.2021 tarihli ve 31527 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Tasarruf Tedbirleri” konulu 2021/14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nin “Personel Giderleri” başlıklı bölümünde; 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içerisinde hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin ilgili yıl içerisinde, önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık ücretli izin sürelerinin de yürütülen hizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılması gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; işverenin yıllık izinleri kullandırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve işçinin de izin hakkından feragat etmesi mümkün değildir. Diğer taraftan işçilerin emekli olmaları veya herhangi bir şekilde iş akitlerinin sona ermesi halinde, yıllık izin hakları ücrete dönüşmekte ve yıllık izin karşılığı yapılacak olan bu ödeme de işçinin son ücreti üzerinden hesaplanacağından yüksek tutarlarda mali külfete neden olmaktadır. Ayrıca, Anayasal bir hak olan yıllık izinlerin kullandırılmaması durumunda idareler, 4857 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesi gereğince idari para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir.
10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 8’inci maddesinde yer alan; “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.” hükmü ile kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması kamu görevlileri açısından bir yükümlülük olarak öngörülmüştür.
Ancak, yapılan incelemelerde; Vakıflar Genel Müdürlüğü Merkez Teşkilatı ile Bölge Müdürlüklerinde görevli olup 30 gün yıllık izin hakkı bulunan kadrolu işçilerden 110’unun 3040 gün, 88’inin 40-50 gün, 53’ünün 50-60 gün, 26’sının 60-70 gün, 19’unun 70-80 gün, 10’unun 80-90 gün, 9’unun 90-100 gün arasında ve 11’inin de 100 günün üzerinde kullanmadığı izinlerinin olduğu görülmüştür. İşçilere ait yıllık ücretli izinlerin bu şekilde biriktirilmesi, gerek anayasal bir hak olan dinlenme hakkının zamanında kullanılmamasına neden olması gerekse İdareye yükleyeceği mali külfet sonucu kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasını engellemesi açısından mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Bu itibarla, işçilere ait yıllık ücretli izinlerin, biriktirilmeden, zamanında ve düzenli olarak kullandırılması zorunluluğuna riayet edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.