ÖZET: Üniversite bünyesinde çalışan işçilerin yıllık izinlerinin düzenli olarak kullandırılmadığı tespit edilmiştir. Anayasa’nın 50. maddesi, dinlenme hakkının çalışanlar için bir hak olduğunu belirtirken, 4857 sayılı İş Kanunu’nda yıllık izinlerin verilmesi ve bu hakların kullanımının zorunlu olduğu vurgulanmaktadır. İş Kanunu’nun 53. maddesi, işçilere yıllık izin verilmesini, 56. maddesi ise bu izinlerin belirli süreler içinde işveren tarafından sağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Ayrıca, kullanılmayan izinlerin iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda ücret olarak ödenmesi gerektiği de belirtilmiştir.

Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği, işverenlerin izinlerin verilme dönemlerini belirleyebileceğini ifade ederken, toplu izin uygulamalarının da belirli tarihler arasında yapılabileceğini düzenlemektedir. Ancak, yapılan denetimlerde, üniversitede görevli 86 işçinin üç yıl ve üzeri kullanılmayan izin sürelerine sahip olduğu görülmüştür. Bu durum, işçilerin emekliliklerinde veya iş sözleşmelerinin sona ermesinde yüksek miktarda izin ücreti almasına yol açarak, üniversitenin mali yükünü artırma riski taşımaktadır.

İdare, bu konuyla ilgili gerekli çalışmaların yapıldığını belirtmiş olsa da, işçilerin yıllık izinlerinin hak kazandıkları yıl içinde kullandırılması gerektiği ve geçmiş yıllara ait izinlerin birikmesini önlemek amacıyla hizmet gerekliliklerine göre planlanarak en kısa sürede kullandırılması gerektiği önem arz etmektedir.

BULGU: İşçilerin Kanunda Belirtilen Yıllık İzinlerinin Kullandırılmaması

2023 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite ve Üniversite Döner Sermayesi

Üniversite bünyesinde istihdam edilen işçilerin yıllık izinlerinin düzenli olarak kullandırılmadığı görülmüştür.
Anayasanın 50’nci maddesinde, dinlenmenin çalışanların bir hakkı olduğu ve bu hakların kullanımının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği, 56’ncı maddesinde yılık iznin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde yıllık iznin işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu, 59’uncu maddesinde ise iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinde; işverenlerin 15’inci maddede belirtilen izin kurulu veya 18’inci maddeye dayanılarak kurul yerine geçenlere danışmak suretiyle yürütülen işlerin niteliğine göre ücretli izinlerin her yılın belli bir döneminde veya dönemlerinde verileceğini tayin edebileceği belirtilmiştir. Bahsedilen Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde, işverenin nisan ayı ile ekim ayı sonu arasındaki süre içinde işçilerin tümüne veya bir kısmına toplu izin uygulayabileceği ile ilgili düzenleme yer almaktadır.
Ayrıca 2021/14 sayılı tasarruf tedbirlerine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde, 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içerisinde hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin, ilgili yıl içerisinde kullandırılacağı, ayrıca, ilgililerin önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık ücretli izin sürelerinin, yürütülen hizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılacağı belirtilmiştir.
Kullanılmayan izinler; işçi emekli olduğunda veya iş sözleşmesi son bulduğunda ücrete dönüşmektedir. Ödeme son ücret üzerinden yapılacağından, işçinin eline çok yüksek miktar geçebilmektedir. Bu nedenle, işçiler emekli olunca kullanmadığı izinlerin de parasını alacağı için, izin kullanmamakta, idare de buna izin vermektedir. Kurumun mali yükünü ileriki dönemlerde arttıracak olan bu uygulamanın, gerek Anayasa’ya gerekse İş Kanunu’nun emredici düzenlemelerine aykırılık oluşturduğu açıktır.
Yapılan incelemelerde Üniversitede görevli 86 işçinin 3 yıl ve üzeri kullanılmayan izin sürelerinin bulunduğu görülmektedir. Üniversite bünyesinde çalışan işçilerin izinlerinin yukarıdaki hükümlere istinaden belli bir dönem belirlenerek kullandırılmaması, izinlerin birikmesine yol açmaktadır. Biriken bu izinler gelecekte işçilerin emekli olması veya iş sözleşmesinin son bulması durumunda işçilerin son ücreti esas alınarak hesaplanacak toplu izin ücreti ödemelerine dönüşeceğinden Üniversitenin bir mali yük ile karşı karşıya kalması riskini doğuracaktır. İdare cevabında bu hususla ilgili olarak gerekli çalışmaların yapıldığı ve ilgili birimlerin bilgilendirdiği ifade edilmiştir.
Bu itibarla işçilerin yıllık izinlerinin hak kazandıkları yıl içinde kullandırılması esas olup, geçmiş yıllara ait izinlerinin ise birikmeye yol açmayacak şekilde, hizmet gereklerine göre planlanıp en kısa sürede kullandırılarak bitirilmesi uygun olacaktır.