ÖZET: İşçilerin yıllık ücretli izinlerinin yasal çerçevede kullanılmaması, 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda belirgin bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Üniversite bünyesindeki çalışanların, izin haklarını zamanında ve yeterli şekilde kullanmadıkları, iş akitlerinin sona ermesinin ardından bu hakların ekonomik değere dönüştürülerek biriktirildiği tespit edilmiştir. Anayasa’nın 50. maddesi, dinlenme hakkını güvence altına alırken, yıllık izin, hafta tatili ve bayram tatili gibi hakların da önemini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, işçilerin dinlenme haklarını kullanmaları, hem sağlıklarını korumaları hem de iş verimliliğini artırmaları açısından kritik öneme sahiptir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili maddeleri, işçilerin yıllık ücretli izin haklarının korunmasını ve kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Yapılan denetimlerde, 65 işçiden yarısının 30 günden fazla yıllık izin biriktirdiği gözlemlenmiştir. Kullanılmayan izin süreleri, işçilerin ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz etkileyerek verimliliği düşürmekte, ayrıca iş akdinin sona ermesi durumunda Kurum için ek mali yükler doğurmaktadır. 2021 yılı itibarıyla kullanılmayan izinlerin mali karşılığı yaklaşık 317 bin TL olarak hesaplanmıştır.

Cumhurbaşkanlığı’nın 30 Haziran 2021 tarihli genelgesi, yıllık izinlerin yıl içinde kullandırılmasını ve geçmiş yıllara ait izinlerin de azami üç yıl içinde kullandırılmasını öngörmektedir. Bu nedenle, işçilerin yıllık izin haklarının zamanında kullandırılması, hem dinlenme hakkının bir gereği hem de Kurumun mali yükümlülüklerini azaltması açısından büyük önem taşımaktadır.

BULGU: İşçilerin Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmaması

2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite ve Üniversite Döner Sermayesi

Üniversitenin çeşitli birimlerinde kadrosu olan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin zamanında ve yeterli olarak kullandırılmadığı, iş akitlerinin herhangi bir sebeple sona ermesinden sonra izin haklarının ekonomik değere dönüştürülecek şekilde biriktirildiği görülmüştür.
“Dinlenme Hakkı” Anayasa ile güvence altına alınmış haklardandır. Anayasamızın 50’nci maddesi “Dinlenmek çalışanların hakkıdır” ifadesine yer verdikten sonra, yıllık izin hakkı ile hafta tatili ve bayram tatili haklarını ayrıca vurgulamıştır. Bu sebeple Anayasal bir hak olan dinlenme hakkından vazgeçilemez. Ayrıca yasal zorunluluğun ötesinde; çalışanları yorgunluk ve onun beraberinde getireceği dikkatsizlik sonucu uğrayabilecekleri iş kazalarından korumak, işçinin bedensel ve ruhsal olarak iyiliğinin devamını sağlamak, iş tatminini artırmak, işçinin sosyal yaşama da katılımını sağlamak, iş veriminin azalmasına engel olmak, işin kalitesinin düşmesini önlemek vb. birçok sebeple, işçinin yıllık izin, hafta tatili ve bayram tatili haklarını ve gün içinde ara dinlenmelerini tam olarak kullanabilmesi gereklidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 53, 56, 57 ve 58’inci maddeleri gereğince işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Kanun’un 53’üncü maddesine göre yıllık ücretli izinden vazgeçilemez ve 56’ncı maddeye göre de bu iznin Kanun’da gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur. Ancak 53’üncü maddede öngörülen izin süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere bölümler hâlinde kullanılabilir.
Üniversite’de yapılan denetim ve incelemelerde, 65 işçinin yaklaşık yarısının 30 gün ve daha fazla sayıda yıllık ücretli izin biriktirdiği görülmüştür. Yaklaşık yüz güne kadar izni birikmiş işçiler olduğu göz önüne alındığında ortalama en az 2-3 yıllık kullanılmayan izin olduğu anlaşılmaktadır.
Hukukî anlamda çalışanların çalışma hayatından kaynaklanan yorgunluğu atabilmek, sağlıklarını koruyabilmek için ihtiyaç duydukları bir hak olan dinlenme hakkı, kullanılmadığı takdirde, işçinin ruhsal ve bedensel açıdan yorulması ve çalışma verimini düşürmesinin yanı sıra, işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretler, herhangi bir nedenle iş akdinin sona ermesi durumunda sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden Kurumun aleyhine ek mali külfet de doğurmaktadır. Bugünkü ücretler üzerinden hesaplandığında, kullanılmayan yıllık ücretli izinlerin 2021 yılı sonu itibariyle karşılığı üç yüz on yedi bin TL dolayındadır. Nitekim Cumhurbaşkanlığı’nın 30 Haziran 2021 tarihinde, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması amacıyla yayımlanan Tasarruf Tedbirleri konulu Genelgesinde aynen, “4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içerisinde hak kazandıkları yıllık ücretli izin süreleri, ilgili yıl içerisinde kullandırılacaktır. Ayrıca, ilgililerin önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık ücretli izin süreleri, yürütülen hizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılacaktır.” denilmektedir.
Sonuç olarak, yukarda açıklanan gerekçelerle hem işçinin dinlenme hakkının bir gereği olarak ve aynı zamanda Kuruma bir ek mali bir külfet getirmemesi için, işçilere yıllık ücretli izinlerinin hak ettikleri yılda kullandırılması ve Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesinde de belirtildiği üzere, geçmiş yıllardan kalan izinlerin de daha fazla biriktirilmeden belli bir plan dâhilinde hak sahibi işçilere kullandırılması gerekmektedir.