ÖZET: Karbon emisyon azaltım kredisi satışından elde edilen gelirlerin alınmaması, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda önemli bir bulgu olarak öne çıkmaktadır. Büyükşehir Belediyesi, evsel katı atıkların depolandığı tesislerde oluşan depo gazının (LFG) toplanması ve bu gazdan elektrik enerjisi üretilmesi konularında, sözleşmelerinde gerekli düzenlemeleri yapmadığı için bu satışlardan mahrum kalmıştır. 2002 yılında yapılan ihale, gelir elde edilmeden gerçekleştirilmiş ve karbon emisyon azaltım kredisi satışıyla ilgili herhangi bir hüküm de sözleşmeye eklenmemiştir.

Karbon emisyon azaltım kredisi, bir ton karbondioksit veya eşdeğer sera gazı salma hakkı sağlayan ticareti yapılabilir bir sertifikadır. Türkiye, uluslararası alanda henüz zorunlu karbon piyasasında yer almazken, gönüllü karbon kredileri üretmektedir. 2018 yılında yapılan düzenlemelerle karbon ticareti imkânı sağlanmış olup, bu durumun sözleşme kapsamına alınması gerektiği ifade edilmektedir. Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunları çerçevesinde, belediyelerin kamu kaynaklarını etkili ve verimli bir şekilde yönetme sorumluluğu bulunmaktadır.

Sonuç olarak, Büyükşehir Belediyesi’nin tesislerinden elde edilen gelirlerden pay alması, kamu menfaatine uygun bir durumdur. Bu nedenle, yüklenici firma ile gerekli görüşmelerin yapılarak karbon emisyon azaltım kredisi satış bedellerinden pay alınması, kurumun mali kaynaklarının artırılması açısından önem taşımaktadır.

BULGU: Karbon Emisyon Azaltım Kredisi Satışından Pay Alınmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Belediyesi

Kurum tarafından, evsel katı atıkların düzenli olarak depolandığı katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesislerinde oluşan depo gazının (LFG) toplanması ve toplanan gazdan elektrik enerjisi elde edilmesi ile atık yakma ve enerji üretim tesisinin işletilmesi işlerinde, sözleşmelerinde yer verilmemesi sebebiyle karbon emisyon azaltım kredisi satış bedellerinden mahrum kalındığı görülmüştür.

Ankara İli genelinde toplanan evsel nitelikteki katı atıkların depolandığı ve bertarafının yapıldığı Mamak Katı Atık ve Sincan Entegre Katı Atık tesislerinde, atıklardan kaynaklanan depo gazından (LFG) elektrik enerjisi üretilmesi ve satışına ilişkin gerekli tesislerin kurulması işleri 2002 yılında, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında herhangi bir gelir elde edilmeyecek şekilde ihale edilmiştir.

Karbon emisyon azaltım kredisi, kredi sahibine bir ton karbondioksit veya eşdeğeri sera gazı salma hakkı sağlayan, ticareti yapılabilir bir izin veya sertifikadır. Karbon emisyon azaltım kredisi kavramı tüm dünyada Kyoto protokolü ile gündeme gelmiştir. Karbon piyasası ise, emisyon izinlerinin alınıp satıldığı bir piyasa olup emisyon ticareti mekanizması çerçevesinde, belirli bir emisyon hedefi olan ülkelerin kendi aralarında emisyon izinlerinin alınıp satılabilmelerini sağlamaktadır.

Uluslararası alanda, zorunlu ve gönüllü olmak üzere iki tür karbon piyasası mevcuttur. Türkiye, henüz bir yükümlülük altına girmediğinden zorunlu pazarda bulunmamakla beraber “Gönüllü Karbon Kredileri” üretmektedir.

Karbon piyasası, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının günümüzde öneminin artması ve yaygınlaşması sonucu piyasa hacmi her geçen yıl artmakta olan bir alandır.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde 29.11.2018 tarihinde yapılan değişiklikle karbon ticareti yapılmasının önü açılmıştır.

Yüklenici ile 2002 yılında yapılan sözleşmede, yüklenicinin Kuruma herhangi bir ödeme yapacağına ilişkin hüküm konulmamıştır. Sözleşmeye göre, bu tesislerde üretilen ve satılan tüm faaliyetlerin geliri yükleniciye ait olacaktır. Bunun yanında sözleşmede, karbon emisyon azaltım kredisi satışı yapılmasına ilişkin herhangi bir hüküm de yoktur. Yüklenici 2002 yılında imzaladığı bu sözleşmeden dolayı işlettiği tesislerde, Kanun’un uygulanmaya başlamasından sonra, 2019 yılında 871 tCO2, 2020 yılında 666.440 tCO2 ve 2021 yılında 268.388 tCO2 satışı yapmıştır.

Bir sözleşme yapılırken olmayan bir durumun sonradan ortaya çıkması, taraflardan birine, sözleşmenin kurulduğu anda olmayan bir gelir getiriyorsa sözleşmenin diğer tarafının bu sözleşmenin uyarlanmasını talep etme hakkı vardır. Dolayısıyla 2018 yılında Çevre Kanunu’na eklenen hüküm gereğince de Kurumun sözleşmenin uyarlanmasını ve ortaya çıkan gelirden pay talep etmesi gerekmektedir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ‘Tanımlar’ başlıklı 3 üncü maddesinde, kamu kaynağı; borçlanma suretiyle elde edilen imkânlar dâhil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değer olarak ifade edilmiştir. Aynı Kanun’un ‘Hesap verme sorumluluğu’ başlıklı 8 inci maddesinde; her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların; kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu oldukları hüküm altına alınmıştır.

5018 sayılı Kanun, üst yöneticilere de önemli sorumluluklar yüklemiş olup, bu itibarla belediyelerde üst yönetici olan belediye başkanının, sorumluluğu altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden belediye meclisine karşı sorumluluğu bulunmaktadır.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ‘Belediye başkanının görevleri’ başlıklı 38 inci maddesinde belediyenin hak ve menfaatlerini korumak başkanın görevleri arasında sayılmış, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 18 inci maddesinde de; diğer kanunların belediye başkanlarına verdiği görev ve yetkilerden büyükşehir belediyesi görevlerine ilişkin olan hizmetleri yerine getirmek, yetkileri kullanmak ve büyükşehir belediyesinin hak ve menfaatlerini izlemek sorumluluğu büyükşehir belediye başkanına tanımlanmıştır.

Kamu idaresi cevabında bulgu konusu hususa iştirak edildiği ve gelir elde edilmesi için gerekli çalışmaların başlatıldığı belirtilmiştir.

Sonuç olarak Kurumun, yukarıda bahsi geçen tesislerden elde edilen her türlü gelirden, pay alması beklenen ve kamu menfaati gereği olması gereken bir durumdur. Kurumun, kendi mülkiyetinde veya tasarrufunda bulunan bu tesisler sayesinde yaratılan bir gelir kaynağından pay almaması kamu kaynaklarının etkili, verimli ve ekonomik kullanılması ilkeleri ile örtüşmediği gibi hakkaniyetle ve kamu menfaatleri ile de bağdaşmamaktadır. Bu nedenle yüklenici firma ile gerekli görüşmelerin yapılarak karbon emisyon azaltım kredisi satış bedellerinden pay alınmasının sağlanması, Kurum gelirlerinin geleceğe yönelik olarak artırılması gerekmektedir.