|
ÖZET: 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporları, KDV iadesi sürecinde tapu harcı ve diğer vergilerin değerlendirilmediğini ortaya koymaktadır. 150 m²’nin altındaki konut teslimlerine ilişkin KDV iadelerinde, yapı müteahhitleri tarafından düzenlenen fatura bedellerinin tapu harcı esas bedelleri ve banka kredi tutarlarıyla uyumsuz olduğu tespit edilmiştir. Bu uyumsuzluk, vergi ve harç kayıplarına yol açmakta, bazı vergi daireleri ise bu durumu araştırmamaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre, gayrimenkul alım satımında beyan edilen değerler üzerinden harç ve vergi hesaplanması gerekmektedir.
İncelemeler, KDV iadesi işlemlerinde vergi daireleri arasında uygulama birliği sağlanmadığını göstermektedir. Çoğu vergi dairesi, konut satışlarına ilişkin fatura bedellerini tapu harcıyla karşılaştırmamaktadır. Bazı daireler ise yalnızca tapu harcı açısından değerlendirme yapmaktadır. Bu durum, konut satışlarının değer artışı ve ticari kazanç yönünden göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Kamu İdaresi, KDV iadesi işlemlerinde uygulama birliğinin sağlanması için gerekli kontrollerin yapıldığını belirtmiştir. Sonuç olarak, KDV iadesi sürecinin hızlandırılması için Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) ile bankaların bilişim sistemleri arasında entegrasyon sağlanması önem arz etmektedir. Mevcut yazışma süreçleri, zaman kaybına yol açmakta ve iade sürecini uzatmaktadır. Bu nedenle, vergi daireleri arasındaki koordinasyonun artırılması ve sistemlerin entegrasyonu, vergi kayıplarının önlenmesi açısından kritik bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır. |
BULGU: KDV İadesi Kapsamında Elde Edilen/Edilmesi Gereken Verilerin Tapu Harcı ve Diğer Vergiler Açısından Değerlendirmeye Alınmaması
2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri
150 m2 altındaki konut teslimlerine ilişkin KDV iadeleri kapsamında yapı müteahhidince düzenlenen fatura bedelleri ile tapu harcına esas bedeller ve varsa konutun alımı için kullanılan banka kredi tutarlarının uyumlu olmadığı, söz konusu uyumsuzluğa bağlı vergi ve harç kayıplarının telafisi amacıyla ek vergilendirme işlemlerinin tesis edilmediği, bazı vergi dairelerince ise söz konusu uyumsuzluğun tespitine yönelik olarak banka kredi kullanım bilgileri ile tapu harcına esas bedellerin teminine yönelik araştırma yapılmadığı görülmüştür.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun Üçüncü Bölümünün “Kayıtlı değer, emlak vergisi değeri” başlıklı 63’üncü maddesinde; gayrimenkul devir ve iktisaplarında tapu ve kadastro harcının, emlak vergisi değerinden az olmamak üzere, beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden hesaplanacağı, kat irtifaklı gayrimenkul devir ve iktisaplarında ise harcın, devir ve iktisap bedelinin tamamı üzerinden hesaplanacağı, aynı Kanun’un Beşinci Bölümünün “Gönderilecek listeler ve sorumluluk” başlıklı mükerrer 69’uncu maddesi ile de; gayrimenkul alım satımına taraf olan kurum ve belediyelerin GİB’i bilgilendirme konusunda mükellefiyetlerinin olduğu hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) “Ticari kazancın tarifi” başlıklı 37’nci maddesinin ikinci fıkrasının dördüncü bendi ve “Değer artışı kazançları” başlıklı mükerrer 80’inci maddesinin birinci fıkrasının altıncı bendi gereğince; gayrimenkul alım satımıyla devamlı uğraşılması halinde elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi ayrıca KDV mükellefiyeti tesis edilmesi ve sahip olunan gayrimenkullerin iktisap tarihinden itibaren 5 yıl içinde satılması ve elde edilen gelirin belli bir tutarı aşması halinde, değer artış kazancı olarak yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.
Ancak yapılan incelemelerde;
– KDV iadesini gerçekleştiren vergi dairelerince çoğunlukla iadeye esas konut satışlarına ilişkin fatura bedellerinin, tapu harcına esas satış bedeli tutarları ve varsa banka kredi miktarları ile karşılaştırılmadığı,
– Bazı vergi dairelerinin ise söz konusu çapraz kontrolü yapmakla birlikte ilgili kurum ve bankalardan temin edilen veriler doğrultusunda yaptıkları kontroller sonucunda konut satış bedeli yönünden ortaya çıkan farklılıkları sadece tapu harcı yönünden değerlendirdikleri, konut sahiplerince iktisap tarihinden sonraki beş yıllık sürecin altında elden çıkarılan ve iadeye konu edilen konut satışlarının değer artışı ve/veya ticari kazanç ve KDV mükellefiyeti yönünden değerlendirilmediği,
tespit edilmiştir.
Kamu İdaresi cevabında, KDV iadesi işlemlerine yönelik olarak vergi daireleri arasında uygulama birliğinin sağlanması amacıyla gerekli kontrollerin yapılarak, söz konusu bilgilerin KDVİRA Kontrol Raporları aracılığıyla vergi dairelerine bildirildiği ifade edilmiştir.
Bu itibarla, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları Sayıştay Denetim Raporlarında da yer verildiği üzere, ödenmesi gereken her türlü verginin doğruluğunun tespitine yönelik olarak vergi daireleri arasında uygulama birliğinin sağlanmaması harç ve vergiler açısından vergi kaybına, ayrıca KDV iadesi sürecini hızlandırmak üzere son dönemlerde yapılan çok sayıdaki kanuni düzenlemeye rağmen Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) ve bankalarca oluşturulan bilişim sistemleri entegrasyonun sağlanmaması, iadeyi kontrolle yetkili vergi dairesi personelinin çok sayıda yazışma yapmasına veya hiç yapmamasına, yazışma sürecinde yaşanan zaman kayıpları ise KDV mevzuatı ile belirlenmiş olan iade sürecinin uzamasına neden olmaktadır.