ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, bir belediye şirketinin müteselsil kefil olma yoluyla tek taraflı yükümlülük altına girdiğini ortaya koymaktadır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 581. maddesine göre, kefalet sözleşmesi, kefilin borçlunun borcunu ifa etmemesi durumunda alacaklıya karşı sorumluluk üstlendiği bir anlaşmadır. Müteselsil kefalet, kefilin borçlunun takibi olmaksızın doğrudan alacaklı tarafından takip edilebilmesini sağlar. Ayrıca, kefalet sözleşmesinden dönme şartları ve kefilin yükümlülükleri de bu kanunda düzenlenmiştir.

Denetim bulgularına göre, şirketin %39,1 pay sahibi olduğu iştirakinin bankalardan teminat mektubu alabilmesi için 10.000.000 TL tutarında müteselsil kefalet verilmesi amacıyla 24.01.2022 tarihinde Yönetim Kurulu kararı alınmış ve 03.02.2022 tarihinde kefalet sözleşmesi imzalanmıştır. Şirket, bu durumun Türk hukukuna uygun olduğunu ve menfaatlerine aykırı olmadığını savunsa da, müteselsil kefaletin şirket için mali risk oluşturduğu belirtilmiştir.

Sonuç olarak, kamu kaynaklarını kullanan bir şirketin menfaatlerinin korunması ve tek taraflı yükümlülük altına sokan borçlandırıcı işlemlerden kaçınılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu tür işlemler, şirketin mali sağlığını tehlikeye atabilir.

BULGU: Kefil Olmak Suretiyle Şirketi Tek Taraflı Yükümlülük Altına Sokan İşlem Yapılması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

Şirket tarafından müteselsil kefil olmak suretiyle Şirketi tek taraflı yükümlülük altına sokan işlem yapıldığı görülmüştür.

Kefalet sözleşmesine ilişkin esaslar 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 581 ve müteakip maddelerinde yer almaktadır. Anılan Kanun’un “Tanımı” başlıklı 581’inci maddesine göre, kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.

Anılan Kanun’un “Müteselsil kefalet” başlıklı 586’ncı maddesinde, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklının, borçluyu takip etmeden kefili takip edebileceği; “Sona ermesi” başlıklı 598’inci maddesinde ise, kefilin, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebileceği; “Kefaletten dönme” başlıklı 599’uncu maddesinde de, gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefilin alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceği, bu durumda kefilin, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğu hükümleri yer almaktadır.

Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Tacir olmanın hükümleri” başlıklı 18’inci maddesinde her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği belirtilmiştir. Aynı Kanun’un “Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı” başlıklı 626’ncı maddesinde ise müdürler ve yönetimle görevli kişilerin görevlerini özen göstererek yerine getirmesi gerektiği ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü oldukları belirtilmiştir.

Yapılan incelemede, Şirketin %39,1 oranında pay sahibi olduğu iştirkakinin özel veya kamu bankalarından teminat mektubu alabilmesi amacıyla 10.000.000,00 TL tutarında gayri nakdi krediye müteselsil kefalet verilmesi için 24.01.2022 tarihli ve 11 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile Genel Müdüre yetki verildiği, bu yetki ile Şirket tarafından 03.02.2022 tarihinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalanan genel kredi sözleşmesi ile, anılan Şirketin bu tarihten sonra doğacak kredi borçlarına 10.000.000,00 TL tutarında müteselsil kefil olunduğu tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine Şirket tarafından özetle, Türk hukukundaki yerleşik uygulamaya göre ticari şirketlerin, ticari faaliyetlerinin icabı olarak kefalet ve garanti sözleşmeleri yapmaları yönünden ehil oldukları, Şirketin pay sahibi olduğu iştirakine kefil olmasının Şirket menfaatine aykırı bir duruma neden olmadığı ifade edilmiştir. Ancak, müteselsil kefalet doğabilecek borçların Şirket tarafından karşılanması taahhüdüdür ve Şirket açısından mali risk içermektedir.

Bu itibarla, kamu kaynağı kullanan Şirketin menfaatlerinin korunması ve Şirketi tek taraflı yükümlülük altına sokan borçlandırıcı işlemlerden kaçınılması gerektiği değerlendirilmektedir.