ÖZET: 2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, Büyükşehir Bağlı İdaresi tarafından gerçekleştirilen yapım işlerinde, geçici kabul işlemlerinin ardından uzun bir süre geçmesine rağmen kesin kabulün yapılmadığı tespit edilmiştir. Kesin kabul, yüklenicinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve işin fen kurallarına uygun olarak tamamlandığını gösterir. Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’na göre, yükleniciler, yapım işinin tamamlanmasından sonra belirli bir süre boyunca sorumluluk taşımaktadır. Bu durum, geçici kabul ile kesin kabul arasındaki sürenin teminat süresi olarak kabul edilmesini gerektirir.

Kesin kabul işlemlerinin zamanında yapılmaması, yüklenicinin kusurlarının gizlenmesine ve ileride ortaya çıkabilecek eksikliklerin tespit edilmesinde zorluklara yol açabilir. Ayrıca, yüklenicinin iflası veya ölümü gibi durumlar, tespit edilen eksikliklerin giderilmesini imkânsız hale getirebilir. Bu nedenle, kesin kabul işlemlerinin gerçekleştirilmesi, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve sözleşme hükümlerine uyum açısından büyük önem taşımaktadır.

Yapılan incelemelerde, 2007 yılından itibaren kesin kabulü yapılmayan 84 yapım işi olduğu belirlenmiştir. İdare, bu işlerin kesin kabullerinin yapılacağını taahhüt etmiştir. Sonuç olarak, kesin kabul işlemleri, idarelerin takdirine bağlı olmaksızın, ivedilikle gerçekleştirilmelidir.

BULGU: Kesin Kabulü Yapılmayan Yapım İşlerinin Mevcut Olması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Bağlı İdaresi

İdare tarafından geçici kabul işlemleri yapıldıktan sonra uzun süre geçmesine rağmen kesin kabulü yapılmayan yapım işlerinin olduğu görülmüştür.

Kesin kabul; yapım işinin fen ve sanat kurallarına uygun yapıldığı, yüklenicinin bütün yükümlülüklerini yerine getirdiği, yapılan işte bir eksiklik ve kusur olmadığı anlamını taşımaktadır.

4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun “Yapım işlerinde yüklenicilerin ve alt yüklenicilerin sorumluluğu” başlıklı 30’uncu maddesinde; yapım işlerinde yüklenici ve alt yüklenicilerin, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, yapının tamamı için işe başlama tarihinden itibaren kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi, kesin kabul onay tarihinden itibaren de onbeş yıl süreyle müteselsilen sorumlu olduğu, bu zarar ve ziyanın genel hükümlere göre yüklenici ve alt yüklenicilere ikmal ve tazmin ettirileceği belirtilmiştir.

Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin “Teminat süresi” başlıklı 42’nci maddesinde; geçici kabul ile kesin kabul tarihi arasında geçecek sürenin teminat süresi olduğu, yapım işlerinde teminat süresinin sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa on iki aydan az olamayacağı ancak sözleşme kapsamında yapım işiyle birlikte ifası istenen montaj, işletmeye alma, eğitim, bakım- onarım, yedek parça gibi destek hizmetlerine ait teminat ve/veya garanti sürelerinin işlerin özelliğine göre arttırılabileceği veya eksiltilebileceği ifade edilmiştir.

Aynı Şartname’nin “Kesin kabul” başlıklı 44’üncü maddesinde; kesin kabul için belirlenen tarihte, yüklenicinin yazılı müracaatı üzerine, kesin kabul komisyonu oluşturularak geçici kabuldeki esas ve usullerle kesin kabul yapılacağı, yüklenicinin belirlenen tarihte kesin kabul başvurusunda bulunmaması halinde idarece re’sen kesin kabul işlemlerine başlanabileceği, kesin kabul komisyonu tarafından, teminat süresi içerisinde sürekli bakım niteliğindeki işlerin sözleşme uyarınca yapılıp yapılmadığı, işin fen ve sanat kurallarına uygun yapılmamasından kaynaklanabilecek herhangi bir bozukluğun veya geçici kabulden sonra ortaya çıkan bir kusurun olup olmadığının inceleneceği, kesin kabul sırasında kusur ve eksiklik tespit edilmesi halinde tespit edilen kusur ve eksikliklerin kabul yapılmasına engel olup olmama durumunda komisyon üyelerinin nasıl bir yol izlemesi gerektiği ayrıntılı olarak tarif edilmiştir

Kesin kabul işlemlerinin zamanında yapılmaması durumunda, zaman içerisinde idarece inşaatta yapılacak değişiklikler, eklemeler ve kullanım sonucu oluşacak hasarlar yüklenicinin kusurlarının gizlenmesine neden olabileceği gibi yükleniciden kaynaklı kusurların tespit edilememesine ve sağlıklı bir kesin kabul yapılamamasına sebep olabilecektir. Süreye bağlı kesin teminatların enflasyon nedeniyle değersiz hale gelmesi veya süresinin bitmesi sonrasında tespit edilecek kesin kabul eksikliklerinin idarece yüklenicinin nam ve hesabına yaptırılmasını ve tahsilini zorlaştıracaktır. Yüklenicinin ölümü, iflası gibi durumlarda kabulde tespit edilecek eksik ve kusurların giderilmesi imkânsız hale gelebilecektir. Sürecin uzamasıyla kabul aşamasında tespit edilecek eksik ve kusurlarda sorumlu kamu görevlilerinin sorumluluğunun da tespiti zor olacaktır. Ayrıca yapının idarece kullanılmaya başlanılmasından sonra ortaya çıkan kusur ve eksikliklerin, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle mi ortaya çıktığı, yoksa yapının idare tarafından kullanılma ve işletilmesinden mi kaynaklandığının tespiti zorlaşacaktır.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere kesin kabul yapılmadığı sürece yapım işi tamamlanmış sayılamayacağı gibi yapılan işin fen ve sanat kurallarına uygunluğundan da bahsedilemez.

Yapılan incelemede 2007 yılından itibaren geçici kabulün yapılıp kesin kabulü yapılmayan 84 adet yapım işinin olduğu görülmüştür.

Kamu İdaresi cevabında; bahsedilen işlerin kesin kabullerinin yapılmasının sağlanacağı belirtilmiştir.

Sonuç olarak, İdare tarafından yaptırılan yapım işlerinin sözleşme ve şartname hükümlerine uygunluğunun ispatı ve kamu kaynaklarının mevzuata uygun şekilde harcandığının ispatı açısından kesin kabul işlemlerinin yapılması zorunlu olup bu işlem idarelerin takdirinde de olan bir husus değildir. Bu nedenle söz konusu işlere ait kesin kabul işlemlerinin teminat süreleri de dikkate alınarak ivedilikle yapılması gerekmektedir.