|
ÖZET: 2024 yılı Sayıştay denetim raporlarında, bir belediye şirketinin kıdem tazminatı karşılıklarını hesaplamadığı ve bu karşılıkların mali tablolara yansıtılmadığı belirlenmiştir. 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nde, dönemsellik kavramı, işletmenin sürekliliği ilkesi doğrultusunda her dönemin sonuçlarının bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Kıdem tazminatı karşılıklarının 472 Kıdem Tazminatı Karşılıkları Hesabı’nda gösterilmesi gerektiği belirtilmiş; bu hesapta, hesaplanan tutarların gider hesaplarına borç, ilgili hesaba ise alacak kaydedilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Yapılan incelemeler sonucunda, şirketin geçmiş dönemlerden bu yana kıdem tazminatı karşılıklarını hesaplamadığı ve mali tablolara yansıtmadığı tespit edilmiştir. Muhasebenin ihtiyatlılık ve dönemsellik ilkeleri gereği, işletmelerin kıdem tazminatı yükümlülükleri için karşılık ayırması ve bu karşılıkları ait oldukları dönemde muhasebeleştirmesi önemlidir. Aksi takdirde, ödeme yapılan yılın giderleri olduğundan fazla, önceki dönemlerin ise eksik gösterilmesi riski bulunmaktadır. Kamu idaresi, şirketin 2015 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini ve o tarihten beri kıdem tazminatı ayrılmadığını belirtmiştir. Şirketin mali müşaviri ile yapılan görüşmelerde, kıdem tazminatının ayrılması ve ilgili hesapların kullanılması hakkında bilgi verildiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, İş Kanunu’na tabi çalışanlar için her yıl kıdem tazminatı karşılığı ayrılması ve bu tutarların muhasebe kayıtlarının doğru bir şekilde yapılması, mali tabloların güvenilirliğini artıracaktır. |
BULGU: Kıdem Tazminatı Karşılıklarının Ayrılmaması ve İlgili Hesapların Kullanılmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi
Şirket tarafından, kıdem tazminatı yükümlülüklerine ilişkin karşılıkların hesaplanmadığı ve bu karşılıkların mali tablolara yansıtılmadığı tespit edilmiştir.
1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nin “Muhasebenin Temel Kavramları” bölümünde; dönemsellik kavramı, işletmenin sürekliliği ilkesi doğrultusunda sınırsız kabul edilen ömrünün belirli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak değerlendirilmesi şeklinde tanımlanmıştır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması bu kavramın gereğidir.
Genel Tebliğin “V-C Hesap Planı Açıklamaları” bölümünde, 472 Kıdem Tazminatı Karşılıkları Hesabına ilişkin olarak, belirlenen esaslar çerçevesinde ayrılacak kıdem tazminatı karşılıklarının bu hesapta gösterileceği belirtilmiştir. Söz konusu hesabın işleyişinde, hesaplanan kıdem tazminatı karşılık tutarlarının ilgili gider hesaplarına borç, bu hesaba ise alacak kaydedileceği; izleyen dönemde ödenmesi beklenen tutarların ise bu hesabın borcuna, 372 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabı’na alacak kaydedilerek muhasebeleştirileceği ifade edilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, tahakkuk esaslı muhasebe anlayışının ve dönemsellik kavramının gereği olarak Şirket çalışanlarının kıdem tazminatlarının her yılın sonunda hesaplanarak (yıllık olarak) 472 Kıdem Tazminatı Karşılıkları Hesabı ile mali tablolara yansıtılması ve izleyen dönemde ödeneceği öngörülen tazminatlara ilişkin olarak ise yıl sonlarında kısa vadeli hesaba (372 no.lu hesaba) aktarma bakımından gerekli kayıtların yapılması, ödenmeyen tazminatların kurum kazancının tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Şirketin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde; işçilere ilişkin olarak ayrılması gereken kıdem tazminatı karşılıklarının geçmiş dönemlerden bu yana hesaplanmadığı ve mali tablolara yansıtılmadığı tespit edilmiştir.
Muhasebenin temel kavramlarından olan ihtiyatlılık ve dönemsellik ilkeleri gereği, işletmelerin muhtemel kıdem tazminatı yükümlülükleri için karşılık ayırması ve bu karşılıkları ait oldukları dönemde muhasebeleştirmesi gerekmektedir. Karşılık ayrılmaması durumunda, ödeme yapılan yılın giderlerinin olduğundan fazla, önceki dönemlerin ise eksik gösterilmesi söz konusu olabilmektedir. Her ne kadar kıdem tazminatı karşılığı ayrılması mali mevzuatta açıkça zorunlu tutulmamış olsa da, söz konusu ilkeler uyarınca bu yükümlülüklerin bilanço kalemlerinde yer alması mali tabloların doğruluğu açısından önem arz etmektedir.
Kamu idaresi göndermiş olduğu cevapta, Şirketin 2015 yılından bu yana faaliyette olup ilgili tarihten beri kıdem tazminatı ayrılmadığını ve bununla birlikte Şirketin mali müşaviri ile yapılan görüşmelerde kıdem tazminatının ayrılması ve ilgili hesapların kullanılması hususunda bilgi verildiğini bildirmiştir.
Sonuç olarak, Şirkette görev yapan ve İş Kanunu’na tabi olarak çalışan personel için muhasebenin temel kavramlarından olan dönemsellik ve ihtiyatlılık kavramları gereğince, her yıl kıdem tazminatı karşılığı ayrılmalı ve ayrılan tutarlara ilişkin muhasebe kayıtlarının Tekdüzen Hesap Planı’nda yer verilen 372 – 472 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesaplarında izlenmesi neticesinde mali tabloların bu tablolardan yararlanacak kişi ve kuruluşların doğru karar vermelerine yardımcı olacak ölçüde açık ve anlaşılır olması sağlanmalıdır.