2019 yılı Sayıştay Denetim Raporları

BESOT AŞ mali tablolarının incelenmesi neticesinde, kira gelirlerinin tahakkuk kaydının yapılmadığı, tahsil edildiğinde tahakkuk ve tahsilat kayıtlarının aynı anda yapıldığı tespit edilmiştir.

Şirketin tabi olduğu “Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı”nın (BOBİ FRS) tanımlar kısmında tahakkuk esası; “nakit giriş ve çıkışlarının gerçekleştiği döneme bakılmaksızın, işlem ve olayların işletmenin ekonomik varlık ve kaynaklarına etkileri gerçekleştiğinde finansal tablolarda gösterilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı standardın genel finansal raporlama ilkeleri kısmında ise; Nakit Akış Tablosu hariç, tüm finansal tabloların tahakkuk esasına göre düzenleneceği belirtilmiştir.

1 sıra no’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nin “muhasebenin temel kavramları” başlığı altında düzenlenen dönemsellik kavramı gereği; işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanması ve gelir ile giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi gerekmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6’ncı maddesinde; “safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır” denilmektedir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 39’uncu maddesinde; “İşletme hesabı esasına göre ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler arasındaki müspet farktır” düzenlemesi yapıldıktan sonra takip eden fıkrada, “Elde edilen hasılat, tahsil olunan paralarla tahakkuk eden alacakları; giderler ise, tediye olunan ve borçlanılan meblağları ifade eder” 

Hükümleri yer almaktadır.

Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere ticari kazançta geliri doğuran muamelelerin eksiksiz olarak tekemmül etmiş olması gelirin elde edilmiş olması için yeterlidir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Verginin konusunu teşkil eden işlemler” başlıklı 1’inci maddesinde, Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin katma değer vergisine tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.

KDV açısından, mal ve hakların kiralanmasında verginin konusuna giren işlemler, gayrimenkul sermaye iradi elde edilmesi ile sonuçlanan kiraya verme işlemleridir. Kiralama işlemi, taşınır veya taşınmaz bir mal veya hakkın, bedel karşılığında belli bir süre başkasının kullanımına verilmesidir. Mal ve hakların kiralanması işlemleri, KDV uygulamasında hizmet olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, kiralama işlemlerinin vergilendirilmesinde, 3065 sayılı Kanun’un hizmet ifaları için geçerli olan hükümleri uygulanmaktadır.

KDV Kanunu’nun “Vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi” başlıklı 10’uncu maddesinde; hizmetin ifasında, hizmetin yapılması anında verginin doğacağı ifade edilmiştir. 

KDV uygulamasında, mal teslimi ve hizmetin ifası ile vergiyi doğuran olay meydana gelmekte ve tahakkuk esasına göre vergi hesaplanmaktadır. Hizmet ifası olarak kabul edilen kiralama işlemlerinde de tahakkuk esası geçerli olduğundan verginin doğması tahsilata bağlı olmayıp kira gelirinin tahakkuk etmesiyle vergiyi doğuran olay tekemmül etmiş olacaktır. Mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere KDV ve Kurumlar Vergisinde ticari kazancın tespitinde tahakkuk esası geçerli olup verginin doğması için kira gelirinin tahsil edilmesi şart değildir. 

Şirketin yevmiye kayıtlarının incelenmesi neticesinde, gecikmeli olarak tahsil edilen kira alacaklarının tahakkuk kaydının aylar itibariyle yapılmadığı, tahsil edildiğinde hem tahakkuk kaydının hem de tahsil kaydının aynı tarihte tapıldığı tespit edilmiştir. Bu durum hem muhasebenin temel ilkelerinden dönemsellik ilkesine aykırılık teşkil etmekte hem de tahakkuk ettiği dönemde hesaplanarak beyan edilmesi gereken KDV ve Kurumlar Vergisinin tahsil edildiği dönemde beyan edilmesi sonucunu doğurmaktadır.


ÖZET: 2019 yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, BESOT AŞ’nin mali tablolarında kira gelirlerinin tahakkuk kaydının yapılmadığı ve tahsilatın yapıldığı dönemde tahakkuk ile tahsilat kayıtlarının aynı anda gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu durum, muhasebenin temel ilkeleri olan dönemsellik ilkesine aykırı olup, KDV ve Kurumlar Vergisi’nin tahakkuk ettiği dönemde beyan edilmesi gerektiği halde, tahsilat döneminde beyan edilmesine yol açmaktadır. Mevzuat gereği, ticari kazancın tespitinde tahakkuk esasının geçerli olduğu ve kira gelirinin tahsil edilmesinin verginin doğması için yeterli olmadığı belirtilmiştir.