Kimlik Bildirme Kanunu’na muhalefet nedeniyle idari para cezası kesinleşmeden iş yeri ruhsatının iptali hukuka aykırı mıdır (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’nun Ek 1. maddesine muhalefet eden davacıya yönelik olarak verilen idari para cezalarının kesinleşmeden iş yeri ruhsatının iptaline ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Davacıya, anlık veri göndermeme ve gerçeğe aykırı kayıt tutma fiilleri nedeniyle idari para cezası verilmiş, ancak bu cezalara karşı yapılan itirazlar henüz […]

→

Tebligatın usulüne uygun yapılmaması nedeniyle işyeri açma ruhsatının iptali işleminin hukuka aykırılığı ve geçersiz tebligatın etkisi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, davacı şirketin işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygunluğunu değerlendirirken, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığını incelemiştir. 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’na göre, anlık veri göndermeme veya gerçeğe aykırı kayıt tutma fiillerinin tekrarı halinde ruhsatın iptal edileceği belirtilmiştir. Ancak, davacıya tebliğ edilen idari para cezasının, şirket yetkilisi yerine çalışanına […]

→

İdari para cezasının tekerrür hükümleri çerçevesinde ruhsat iptali için yeterli sebep oluşturup oluşturmayacağına dair hukuki değerlendirme (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, konaklama tesislerinin işletmecilerinin, misafirlerin kimlik kayıtlarını usulüne uygun şekilde tutma yükümlülüğünü vurgulayarak, bu yükümlülüğe aykırı hareket edenlere idari para cezası uygulanacağını belirtmiştir. Ancak, aynı gün içinde yapılan iki denetim sonucunda verilen idari para cezasının, tekerrür hükümleri çerçevesinde ruhsat iptaline gerekçe olamayacağına karar vermiştir. İlk denetimde tespit edilen ihlalin ardından, ikinci denetimdeki fiilin, ilk […]

→

Kimlik Bildirme Kanunu Kapsamında İşyeri Ruhsatı İptali Uyuşmazlığında Adli Yargının Yetkisi ve İdari Yaptırımın Niteliği Üzerine Hukuki Değerlendirme (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu çerçevesinde işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaliyle ilgili uyuşmazlıkta, idari yaptırım niteliğinde bir işlem olduğunu belirlemiştir. Bu bağlamda, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. ve 27/1. maddeleri gereği, idari yaptırımlara karşı itirazların adli yargı bünyesinde bulunan Sulh Ceza Hâkimliği tarafından çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Dava konusu işlemin, […]

→

Danıştay 2. Dairesi’nin işyeri ruhsatı iptali ve faaliyetten men işlemlerinin adli yargıda çözülmesi gerektiğine dair hukuki değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’na dayanan bir işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali ile işyerinin faaliyetten men edilmesine ilişkin işlemin, idari yaptırım niteliğinde olduğunu belirlemiştir. Bu bağlamda, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. ve 27/1. maddeleri gereğince, bu tür uyuşmazlıkların adli yargı bünyesinde bulunan Sulh Ceza Hâkimliği tarafından çözülmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. […]

→

Babalık izni nedeniyle maaş kesintisinin hukuka aykırılığı ve sözleşmeli aile hekimlerinin izin haklarının Anayasa’ya aykırı yönetmelikle düzenlenememesi (KDK)

ÖZET: Bu karar, Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından başvuranın kullandığı babalık izni nedeniyle maaşından yapılan kesintinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 2014 tarihli kararı, sözleşmeli aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının izin haklarının yönetmelikle düzenlenemeyeceğini belirterek, bu durumun Anayasa’ya aykırı olduğunu ortaya koymuştur. Başvuranın talebi doğrultusunda, Aile Hekimliği Kanunu’nun ilgili maddeleri ve Sözleşmeli […]

→

Geçici görevle görevlendirilen belediye personeline yapılan harcırah ödemelerinin mevzuata uygunluğu ve kamu zararı iddialarının değerlendirilmesi (Sayıştay)

ÖZET: Sayıştay kararında, geçici görevle memuriyet mahalli dışına görevlendirilen belediye personeline yapılan harcırah ödemeleri incelenmiştir. 6245 sayılı Kanun’un 14. maddesi gereğince, ikamet veya vazife mahalli ile istasyon, iskele veya durak arasındaki nakil masraflarının ödenebileceği belirtilmiş, bu ödemenin yalnızca görevlendirmenin ilk ve son günleri için geçerli olduğu vurgulanmıştır. Ancak, taşınan malzemelerin resmi vazife için gerekli olduğu […]

→

Eş durumu mazeretiyle naklen atanma talebinin, kadro durumu ve idarenin hizmet ihtiyaçları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, eş durumu mazeretiyle yapılan naklen atanma başvurusunun hukuka uygunluğunu değerlendirmiştir. Davacı, eşinin astım hastalığı nedeniyle farklı bir ilde atanma talebinde bulunmuş, ancak bu talep idare tarafından reddedilmiştir. Mahkeme, eş durumu özrüne dayalı başvurunun, ilgili mevzuat çerçevesinde, davacının ve eşinin kadro durumları ile idarenin hizmet ihtiyaçları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Mahkeme, […]

→

İlk atama işlemi yürürlükteyken yapılan ikinci atamanın hukuki dayanağının kalmaması nedeniyle iptali ve davanın kabulü kararı (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, davacının (mülga) Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nde il müdür yardımcısı olarak görevden alınarak araştırmacı unvanıyla atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, ilk atama işleminin hukuki dayanağının kalmadığına hükmetmiştir. Dava sürecinde, davacının öğretmen olarak atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından bozulduğu ve bu bozma kararının […]

→

Zabıta müdürü kadrosuna sınavsız atamanın 5393 sayılı Belediye Kanunu ve ilgili yönetmeliklere aykırılığı değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, Balıkesir İdare Mahkemesi’nin zabıta müdürü kadrosuna atanma işleminin iptali yönündeki kararını onayladı. Dava, davacının zabıta müdürü kadrosuna atanmasının 2014 yılı Sayıştay Denetim Raporu ile mevzuata uygun bulunmaması gerekçesiyle açılmıştı. İdare Mahkemesi, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve Belediye Zabıta Yönetmeliği’nde belirtilen atama şartlarının ihlal edildiğini belirterek, davacının zabıta müdürü kadrosuna atanma şartlarını […]

→

Kamu Görevlileri Etik Kurulu kararlarının kesinliği ve idari yargı denetimiyle geri alınmasının hukuka aykırılığı (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, Kamu Görevlileri Etik Kurulu kararlarının başkan ve üyeler tarafından imzalanarak kesinleştiğini ve bu kararlara karşı idari yargı yolunun dışında bir itiraz yolu bulunmadığını belirterek, davacının “etiğe aykırı davrandığı” yönündeki kararın geri alınması talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğunu ifade etmiştir. Dava, davacının etik ihlali nedeniyle alınan kararın geri alınması isteminin, Kurul gündemine […]

→

CİMER başvurularında yetkili kişinin kimlik bilgilerinin paylaşılması bilgi edinme hakkı kapsamında değerlendirilebilir mi (KDK)

ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın CİMER aracılığıyla yapılan başvurularda yetkili kişinin kimlik bilgilerinin paylaşılmasını talep etmesi üzerine, bu talebin hukuki dayanakları ve sonuçları değerlendirilmiştir. Bilgi edinme hakkı, bireylerin idareden bilgi alabilme yetkisini güvence altına alırken, aynı zamanda idareye bilgi verme yükümlülüğü getirmektedir. Ancak, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği gibi hakların da göz önünde bulundurulması […]

→

Başarısızlık sonrası muafiyet sınavı başarısı, bursun öğrenim kredisine dönüşümünü engelleyebilir mi (KDK)

ÖZET: Başvuran, bursunun başarısızlık gerekçesiyle öğrenim kredisine çevrilmesine itiraz ederek, bursun devamını ve oluşan borcun silinmesini talep etmiştir. İdare, başarısızlık sonrası elde edilen başarıların durumu değiştirmeyeceğini savunmuştur. Ancak, başvuranın 2018-2019 eğitim yılında yapılan muafiyet sınavında başarılı olduğu ve bu başarıyla bir üst sınıfa geçtiği tespit edilmiştir. Uyuşmazlık, başarısızlık durumunun sonraki dönemlerdeki başarılarla telafi edilip edilemeyeceği […]

→

Hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumlarına nakil talepleri doluluk oranları ve güvenlik durumları dikkate alınarak nasıl değerlendirilir (KDK)

ÖZET: Başvuran, Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmakta olup, ailesine yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmiştir. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin 5275 sayılı Kanun, hükümlülerin yeniden topluma kazandırılması ve aile bağlarının sürdürülmesi gerekliliğini vurgulamaktadır. Ancak, mevcut mevzuat, hükümlülerin ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmesine yönelik emredici […]

→

Tahliye işleminin 2886 sayılı Kanun’un 75. maddesi uyarınca hukuka uygunluğu ve kira sözleşmesinin etkisi üzerine yapılan hukuki değerlendirme (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, İzmir İli, Bornova İlçesi’ndeki bir işyerinin tahliyesine ilişkin işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararını değerlendirmiştir. Dava, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi uyarınca yapılan tahliye işleminin hukuka uygun olup olmadığını sorgulamaktadır. İdare Mahkemesi, kira sözleşmesinin 01/01/2000 tarihinde yapıldığını ve bu sözleşmede 2886 sayılı Kanuna atıf yapılmadığını belirterek, tahliyenin ancak özel […]

→