ÖZET: Küçük Menderes Nehir Havzası, Türkiye’nin batısında yer alan ve Ege Denizi’ne su taşıyan önemli bir bölgedir. Ancak, bu havza son yıllarda iklim değişikliği, kuraklık ve yanlış sulama yöntemleri nedeniyle ciddi bir su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, havza bölgesindeki bazı ilçelerde su kayıp kaçak oranlarının mevzuatta belirtilen sınırların üzerinde olduğunu ortaya koymuştur. Ödemiş, Kiraz ve Beydağ gibi ilçelerde su kayıpları sırasıyla %31,82, %33,07 ve %36,38 seviyelerine ulaşmıştır. Bu durum, su kayıplarının azaltılması için gerekli önlemlerin alınmadığını göstermektedir.

Ayrıca, havza bölgesindeki atık su arıtma tesislerinden elde edilen arıtılmış suyun tarımsal sulamada kullanılmadığı tespit edilmiştir. Su kaynaklarının korunması ve yeniden kullanımı, artan nüfus ve sanayileşme ile birlikte daha da önem kazanmaktadır. Su Tahsisleri Hakkında Yönetmelik gereğince, yüzey sularının değerlendirilmesi esas alınmalı ve arıtılmış suların tarımsal sulamada kullanılması teşvik edilmelidir. Bu, hem su tasarrufu sağlamak hem de yer altı su kaynaklarını korumak açısından kritik bir adımdır.

Son olarak, Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü tarafından verilen sondaj izinleri ile ilgili bilgi eksiklikleri, altyapı planlamalarını olumsuz etkilemektedir. Sondaj kuyularının kullanımı ve faydalı tüketim miktarlarının belirlenmesi, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi için hayati öneme sahiptir. Bu nedenle, DSİ ile İdare arasında etkili bir bilgi akışının sağlanması, su kaynaklarının korunması ve yönetimi açısından gereklidir.

BULGU: Küçük Menderes Nehir Havzasının Korumasında İdarenin Sorumluluğunda Bulunan Önlemlerin Alınmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Bağlı İdaresi

Küçük Menderes Havzası, Türkiye’nin batısında Gediz ve Büyük Menderes Havza’ları arasında, sularını Küçük Menderes Nehri ve diğer akarsularla Ege Denizi’ne boşaltan alanı kapsamaktadır. İzmir sınırları içinde birçok bölgeyi kapsayan ve son dönemlerde yaşanılan küresel ısınma, kuraklık ve yanlış sulama yöntemleri gibi birçok nedenle kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bu havzaya ilişkin aşağıda belirtilen önlemlerin alınmadığı görülmüştür.

Havza Bölgesindeki Bazı İlçelerde Su Kayıp Kaçak Oranının Yüksek Olması

İdarenin verilerinden hareketle 2024 yılı sonu itibarıyla bazı ilçelerde gerçekleşen su kayıp kaçak oranının, yani gelire dönüşmeyen su oranının, mevzuatta belirtilen sınıra göre yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu ilçelerde su kayıp kaçak oranı; Ödemiş %31,82, Kiraz %33,07, Beydağ %36,38 olarak tespit edilmiştir.

08.05.2014 tarih 28994 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İçme Suyu Temin ve Dağıtım Sistemlerindeki Su Kayıplarının Kontrolü Yönetmeliği’nin “Su kayıplarının azaltılması” başlıklı 9’uncu maddesinde; “Büyükşehir ve il belediyeleri su kayıplarını 2023 yılına kadar en fazla %30, 2028 yılına kadar ise en fazla %25 düzeyine; diğer belediyeler su kayıplarını 2023 yılına kadar en fazla %35, 2028 yılına kadar en fazla %30, 2033 yılına kadar ise en fazla %25 düzeyine indirmekle yükümlüdürler. Bu kapsamda, bu Yönetmelik uyarınca çıkarılacak Teknik Usuller Tebliğinde yer alan hususlar ve 12/10/2017 tarihli ve 30208 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İçme ve Kullanma Suyu Temini ve Dağıtım Sistemleri Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde gerekli faaliyetler yürütülür,

İlgili Yönetmeliğin “Sorumluluk” başlıklı 11’inci maddesinde; “Bu Yönetmelikte belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyenler 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ve ilgili diğer mevzuata göre sorumludurlar. Bu Yönetmelik kapsamında, içme suyu temin ve dağıtım sistemlerindeki su kayıplarının kontrolüne ilişkin olarak yapılan faaliyetler, ilgili mevzuat çerçevesinde ilgili kurum ve kuruluşlarca denetlenir ve gerektiğinde yaptırım uygulanır. İdareler, stratejik planlarında su kayıplarını azaltmaya yönelik faaliyetlerine yer vermek zorundadır.” denilmektedir.

Madde hükümlerinde, büyükşehir belediyelerinin su kayıplarını 2023 yılına kadar en fazla %30, 2028 yılına kadar ise en fazla %25 düzeyine indirmekle yükümlü olduğu ve Yönetmelik kapsamında çıkarılacak Teknik Usuller Tebliğinde verilen yöntemlerle gerekli faaliyetleri yürütmesi gerektiği belirtilmiştir.

Mevzuatta su kayıp kaçak oranlarının belirli oranlara düşürülmesi gerekliliği ifade edilmiş olup havza bölgesinde yaşanılan su kıtlığı sebebiyle bölgedeki ilçelerin su kayıp kaçak oranını en alt seviyelere indirmesi gereklilikten öte zorunluluk haline gelmiştir. Bu çerçevede İdare tarafından bu bölgeye özel eylem planı hazırlanarak su kayıp kaçak oranının en alt seviyelere indirilmesi sağlanmalıdır.

Arıtma Tesislerinden Çıkan Suyun Tarımsal Sulamada Kullanılmaması

Havza Bölgesinde yer alan atık su arıtma tesislerinden çıkan arıtılmış suyun tarımsal sulamada kullanılmadığı tespit edilmiştir.

Ülke nüfusunun hızla artması, kentleşme, tarımsal ve endüstriyel faaliyetler, canlılar için yaşamsal önem taşıyan ve son derece sınırlı olan yeryüzündeki kullanılabilir su kaynaklarının miktarının ve kalitesinin hızla azalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle mevcut su kaynaklarının korunmasının yanında, kullanılan suyun da yeniden kullanılması önem kazanmaktadır. Bu durum suyun kullanılıp atıksu haline gelen çeşitli yöntemlerle arıtılıp farklı amaçlarla yeniden değerlendirilmesini sağlayan bir anlayışın daha önemli hale gelmesini neden olmuştur.

Su Tahsisleri Hakkında Yönetmelik’in İlkeler Başlıklı 5’inci maddesinde;

Yeraltı suyu işletme sahalarında, içme ve kullanma amaçlı yeraltı su kullanımları ile yeraltı suyuna doğrudan bağımlı kullanımlar hariç öncelikli olarak yüzey sularının değerlendirilmesi esastır…

..Tahsis edilen suyun iletiminde ve kullanımında tasarruf kriterleri azami şekilde göz önünde bulundurulur.” denilmektedir.

Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere içme ve kullanma sularında yüzey sularının değerlendirilmesi esas olup su tasarrufunun ana ilkelerden biri olduğu vurgulanmıştır. Bu kapsamda nehir havzası bölgesinde yer alan atık su arıtma tesislerinden çıkan arıtılmış suların tarımsal sulamada kullanılması bölgede su tasarrufu ve yer altı sularının dinlendirilmesi açısından elzemdir.

Bu sebeple İdare tarafından gerekli yatırımlar yapılarak Torbalı, Kiraz, Beydağ, Ödemiş gibi ilçelerde yer alan atıksu arıtma tesislerinden elde edilen suların tarımsal sulamada kullanılması zorunluluğu doğmuş olup İdarenin görev ve sorumlulukları çerçevesinde çevrenin ve sürdürülebilir ekosistemin korunması gerekmektedir.

Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünce Kuyu İzni Verilen Yerlere İlişkin Takiplerin Yapılmaması

Devlet Su İşleri (DSİ) Bölge Müdürlüğünce sondaj izni verilen kuyulara ait bilgilerin İdare tarafından edinilememesi neticesinde faydalı tüketim miktarının belirlenemediği, altyapı yatırım planlamaları ve atıksu abonelik tesisi işlemlerinin yapılamadığı tespit edilmiştir.

167 sayılı sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun’un 2’nci maddesinde; Yeraltı suyunun içmede, temizlikte, belediye hizmetlerinde, hayvan sulamada, zirai sulamada, maden ve sanayide, sportif vesair tesislerde kullanılması şeklinde faydalı kullanım tanımlanmıştır. 3’üncü maddesinde ise; sınırları ve yapısal özellikleri belirlendikçe yeraltı suyu sahaları, DSİ Genel Müdürlüğünün teklifi üzerine ilgili bakanlıkça “Yeraltısuyu İşletme Alanları” kabul ve ilan edilmektedir.

Mezkur Kanun’un 4’üncü maddesinde; kuyu açan kimsenin, bulunan suyun ancak kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmaya yetkili olduğu, bu miktarı aşan suların 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine uyularak il özel idarelerince kiraya verileceği, faydalı ihtiyaç miktarının, tahsis edilecek maksada göre ilgili bakanlıkların mütalaası alınmak suretiyle, Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü tarafından tayin ve tesbit edileceği hükme bağlanmıştır.

Yukarıdaki madde hükümlerinden anlaşılacağı üzere, sondaj kuyularının adedi, yerleri, derinlikleri ve diğer nitelikleri hakkında gerekli izin ve belgelerin verilmesi, ilgili kuyulara ilişkin faydalı kullanım miktarının belirlenmesi DSİ Genel Müdürlüğünün yetkisi dâhilindedir. Sondaj kuyularından çıkarılan suyun kiralanması işlemlerine 6360 sayılı kanun ile büyükşehir olan illerde il özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırılmış olması sebebiyle su ve kanalizasyon idareleri bakmaktadır.

İdarenin su kaynaklarının temini, abonelere ulaştırılması için gerekli altyapı yatırımlarının planlanması ve yürütülmesi, kullanılmış suların toplanması, uzaklaştırılması, zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması ve gerekli hallerde bu sulardan yararlanılması, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının korunması bağlamındaki görev ve yetkileri dikkate alındığında, 167 sayılı Kanun çerçevesinde DSİ Genel Müdürlüğünce verilen sondaj kuyularının adedi, yerleri, derinlikleri ve diğer nitelikleri hakkında İdarenin bilgi sahibi olması gerekmektedir.

DSİ Genel Müdürlüğü ile İdare arasında doğru, sağlıklı ve zamanlı bilgi alışverişinin sağlanamaması, İdarenin görev sahası içinde açılan ve kullanılan bu kuyuların kaçak deşarjları, arıtma tesislerine olan aşırı ve zamansız yükleri, kaçak su kullanımlarını, atıksu abonelikleri ve Çevre Temizlik Vergisi gibi bedellerin alınmasını zorlaştırabileceği gibi yapılacak alt yapı yatırım/işletme planlamalarını önemli ölçüde etkilemektedir.

Yukarıdaki açıklamalar bağlamında, DSİ tarafından verilen yer altı suyu belgelerinin (ruhsatları) temini ve aboneliklerinin mevcudiyeti yönünden incelenmesi sonucunda; faydalı ihtiyaç miktarı belirlenmediği, ticari ve sanayi amaçlı olarak kullanılan yer altı su kaynakları için atıksu abonelik takibinin yapılmadığı görülmüştür. Bu durum özellikle su kıtlığı yaşayan Küçük Menderes Havzası için diğer bölgelere oranla daha önemli bir sorun haline gelmektedir.

Bu itibarla, DSİ Bölge Müdürlüğünce sondaj izni verilen kuyulara ilişkin faydalı tüketim miktarlarının ortaklaşa bir çalışmayla saptanması, İdarenin görev alanı içinde kullanımda olan veya yeni kullanıma açılan/açılacak kuyuların bilgisi ve değişikliklerinin periyodik olarak temin edilerek görev ve yetkiler dâhilinde kullanılmasının yer altı suyunun tasarrufu ve planlı kullanımı açısından yapılması gerekmektedir.