ÖZET: Kurumun 2023 yılı Sayıştay Denetim Raporu, iş analizi, iş tanımı ve iş etüdüne dayalı bir organizasyon yapısının eksikliğini ortaya koymaktadır. Ana hizmet birimleri içinde alt birimlerin oluşturulmadığı ve personelin görev tanımlarının belirsiz olduğu belirtilmiştir. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun 14. maddesi, kurumun hizmet birimlerinin belirli bir sayıda olmasını ve bu birimlerin koordinatörler tarafından yönetilmesini öngörmektedir. Ancak, 2023 yılı itibarıyla hazırlanan yönetmelik henüz yürürlüğe girmemiştir. Kurumda mevcut birimler oluşturulmuş olsa da, personelin alt birimlere bağlı olmaksızın görev yapması, organizasyonel etkinliği olumsuz etkilemektedir.

Ayrıca, uluslararası standartlar gereği, kurumun taşra birimlerinin kurulması ve başvuruların doğrudan alınabilmesi önem taşımaktadır. Paris Prensipleri, ulusal insan hakları kurumlarının yerel ofisler açmasını teşvik etmektedir. Kurumda geçici personel istihdamı yapılmakta, ancak asli görevlerin kadrolu personel tarafından yürütülmesi gereklidir. 2023 yılı itibarıyla toplam 215 kadrodan 156’sı dolu, 59’u ise boş durumdadır. Uzman ve uzman yardımcıları için belirli görev tanımları mevcutken, diğer pozisyonlar için bu tanımların eksikliği dikkat çekmektedir.

Sonuç olarak, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla kurumsal yapının güçlendirilmesi, iş analizi ve iş tanımı çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Bu adımlar, kurumun uluslararası akreditasyonunu sağlamak ve etkinliğini artırmak için kritik öneme sahiptir. Norm kadro çalışmalarının başlatılması, insan kaynaklarının nitelik ve sayı açısından yeterli hale gelmesi için elzemdir.

BULGU: Kurum Faaliyetlerinin Etkinliği ve Uluslararası Akreditasyon Açısından İş Analizi, İş Tanımı ve İş Etüdüne Dayalı Organizasyon ve Norm Kadro Çalışmalarına İhtiyaç Bulunması

2023 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Özel Bütçeli İdare

Kurumda iş analizi, iş tanımı ve iş etüdüne dayalı bir organizasyon ve norm kadro çalışmasının bulunmadığı, ana hizmet birimleri bünyesinde alt birimlerin ve bir il dışında, merkeze bağlı taşra birimlerinin henüz oluşturulmadığı, personelin görev, yetki ve sorumluluk tanımlamaları açısından eksiklikler bulunduğu belirlenmiştir.
6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun 14’üncü maddesinde; Başkanlığın, Başkan Yardımcıları, hizmet birimleri ve çalışma gruplarından oluşacağı, hizmet birimlerinin sayısının 10’u geçemeyeceği ve Başkan tarafından belirlenen koordinatörlerin eşgüdümünde faaliyet göstereceği, hizmet birimleri ve büroların çalışma usul ve esaslarının yönetmelikle düzenleneceği hususlarına yer verilmiştir.
Kurumda hizmet birimleri ve büroların çalışma usul ve esasları ile ilgili çalışma yapılarak önceki yıl bir taslak yönetmelik hazırlanmış, ancak 2023 yılında da yürürlüğe konulamamıştır. Yönetmelik yürürlüğe konulmamış olmakla birlikte Kurumda fiilen; Ön İnceleme, İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi, Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik, Ulusal Önleme Mekanizması, Uluslararası İlişkiler ve Proje, Kurul İşleri ve Kararlar, Strateji Geliştirme, Hukuk Müşavirliği, Personel ve Destek Hizmetleri ve Bilgi İşlem birimleri oluşturulmuştur. Ancak ana hizmet birimlerinin alt birimleri belirlenmemiş olup personel herhangi bir alt servise bağlı olmadan görev yapmaktadır.
İnsan hakları ve ayrımcılık ihlalleri nedeniyle Kuruma yapılacak başvurular, illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da yapılabilmektedir. Ancak uluslararası ilkeler gereği, idari özerklik çerçevesinde Kurumun kendine ait taşra birimlerinin oluşturulması ve başvuruların doğrudan Kuruma yapılması önem arz etmektedir. Nitekim İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi İçin Kurulan Ulusal Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkelerde (Paris Prensipleri, 1993) “Ulusal İnsan Hakları Kurumlarının işlevlerini yerine getirmede yardımcı olması amacıyla yerel veya bölgesel ofisler kurması” hususu açık biçimde düzenlenmiştir.
Diğer yandan, GANHRI Akreditasyon Alt Komitesi Genel Yorumları 1.10 Yeterli Bütçe başlığı altında Ulusal İnsan Hakları Kurumlarının “Halka erişilebilirliği” hususu düzenlenmiş olup “Dezavantajlı bireylerin büyük bir kısmı coğrafi olarak ulusal insan hakları kurumlarının bulunduğu büyük şehirlerden uzakta olacağı için kuruma bağlı bürolar kurulması kurumun erişilebilirliğini artırmakta, coğrafi erişimi kolaylaştırmakta ve başvuruları ülkenin her yerinden daha etkili biçimde almaya olanak sağlamaktadır.” Denilmektedir.
Büro kurulması konusu ayrıca Asya Pasifik Ulusal İnsan Hakları Kurumları Forumu (APF) ve Avrupa Ulusal İnsan Hakları Kurumları Ağı (ENNHRI), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı İstanbul Bölge Ofisi (UNDP IRH) ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) iş birliğinde bağımsız uzmanlar tarafından hazırlanan TİHEK’in Kurumsal Kapasitesinin Değerlendirilmesi Raporu’nun “Erişilebilirlik” başlığı altında yer alan tavsiyelerde; “İllerdeki faaliyetler zaman içerisinde geliştirilmeli ve İstanbul’dan başlayarak büyük şehir merkezlerine TİHEK ofisleri açılmalıdır.” şeklinde ifade edilmiş bulunmaktadır.
Kaldı ki 6701 sayılı Kanun’da da, gerek görülmesi hâlinde, Kurumun teklifi üzerine Cumhurbaşkanı kararıyla Kuruma bağlı bürolar kurulabileceği hükmüne yer verilmiş olup bu kapsamda 07.03.2023 tarihi itibarıyla Gaziantep ilinde bir bağlı büro kurulması izni alınmış ancak büro halâ faaliyete geçirilememiştir.
Dolayısıyla Paris Prensipleri ile uluslararası bildirim ve tavsiye kararları da dikkate alınarak Kuruma erişilebilirliğinin güçlendirilmesi açısından taşra birimleri olarak bağlı büroların yaygınlaştırılması hususu üzerinde önemle durulmalıdır.
Kurumun merkez teşkilatındaki ana hizmet birimlerinin yöneticisi konumundaki koordinatörler görevlendirme yoluyla hizmet vermekte olup Kurum kadro cetvelinde koordinatör kadrosu bulunmamaktadır. Koordinatörlerin bir kısmı ise Kurum dışından geçici görevlendirme yoluyla hizmet vermektedir.
Bakanlık daire başkanı düzeyinde bir konuma sahip olan koordinatörlerin, bir kadro tanımına bağlı olmaksızın, görevlendirme şeklinde hizmet vermelerinin, yönetim istikrarı, bilgi birikimi ve kurumsal hafızanın korunması açısından gözden geçirilmesinde yarar bulunmaktadır.
Diğer yandan Kurumda, kadroları başka kurumlarda bulunan toplam 21 geçici görevli personel görev yapmaktadır. Başka kurumlardan geçici personel görevlendirmeleri iki yılı geçmeyecek şekilde uygulanmakta, süre dolunca birer yıllık süre uzatımları yapılabilmektedir. Bazı görevler için geçici personel uygulamasının gerekli olabileceği hususu göz ardı edilmemekle birlikte, asli ve süreklilik arz eden görevlerin olabildiğince kadrolu personel eliyle gördürülmesi önem arz etmektedir. Dolayısıyla söz konusu uygulamanın kapsamı bu çerçevede gözden geçirilmelidir.
Kurumun genel personel kadro ve pozisyon durumu ele alındığında, toplam kadro ve pozisyon sayısının 215 olduğu, bunlardan 156’sının dolu, 59’sının münhal durumda bulunduğu, Kurum personeli olmakla başka kurumlarda çalışan 8 personel bulunduğu ayrıca kadroları başka kurumlarda olan 21 geçici görevli personelin de Kurumda çalıştığı sonuç olarak fiilen görev yapan toplam personel sayısının 169 olduğu, bazı birimlerin personel ihtiyacı içinde bulunduğu anlaşılmıştır. Personel ihtiyacının giderilmesi için 2023 yılında ilgili merciler nezdinde girişimlerde bulunulduğu belirlenmiştir.
Kurumun personel kadroları, görev, yetki ve sorumluluk tanımları açısından ele alındığında; uzman ve uzman yardımcılarının görev ve hizmet tanımlarına ilişkin olarak İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanlığı Yönetmeliği’nde hükümler yer aldığı, koruma ve güvenlik görevlilerine ilişkin hizmet tanımlarının bulunduğu, ancak diğer kadro ve pozisyonlar için hizmet tanımlarının bulunmadığı belirlenmiştir.
Kurumun ihtiyaç duyduğu personelin istihdamı için ilgili merciler nezdindeki girişimlerin sürdürülmesinin yanı sıra, Kurumda daha verimli ve etkin çalışmaya yönelik bir organizasyon yapısının oluşturulması ve gerçek ihtiyaca dayalı nitelikli personel istihdamının sağlanabilmesi için iş analizi, iş tanımı ve iş etüdü çalışmalarının yürütülmesi gerekli bulunmaktadır. Bu husus uluslararası akreditasyon açısından da önem arz etmektedir.
GANHRI Bürosu tarafından 21.02.2018 tarihinde Cenevre’de gerçekleştirilen toplantıda kabul edilen ve GANHRI Akreditasyon Alt Komitesi’nin (SCA) Genel Yorumları olarak yayımlanan dokümanda; “UİHK’ya, görevlerini yerine getirebilecek gerekli niteliklere ve deneyime sahip personeli istihdam etme imkânı verecek yeterli kaynağın verilmesi; UİHK’ların liyakate dayalı yazılı işe alma kılavuzuna göre ve yayımlanmış kriterleri kullanarak şeffaf bir seçim süreci yoluyla kendi personelini işe alma yetkisine yasal olarak sahip olması ve uygun seviyede nitelikli personel istihdamının sağlanması” hususlarına yer verilmiştir.
Diğer yandan, nitelikli personel istihdamı konusu kalkınma planları ile orta vadeli ve yıllık programlarda da yer almaktadır. 2023-2025 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Programda makroekonomik hedef ve politikalar kapsamında; “Norm kadro, unvan standardizasyonu, kariyer planlama, performans değerleme gibi insan kaynakları süreçleri iş analizlerine dayalı olarak yapılandırılacaktır.” şeklinde istihdam politika ve tedbirine yer verilmiştir. Dolayısıyla makro istihdam politikaları açısından ele alındığında da Kurumda norm kadro çalışmalarına başlanmasının gereği ortaya çıkmaktadır.
Sonuç olarak; insan haklarının korunması, geliştirilmesi, ayrımcılığın önlenmesi ve ihlallerin giderilmesi konusunda önemli görev ve sorumluluklar üstlenmiş bulunan Kurumun bu alandaki görevlerini daha etkin ve verimli bir şekilde yürütebilmesi ve uluslararası alanda “A” düzeyinde akredite olabilmesi için yeterli sayı ve nitelikte insan kaynakları alt yapısına sahip olması gerekli bulunmaktadır. Bu amaçla organizasyon yapısının ve personel kadrolarının, uluslararası ilkeler ile Ulusal İnsan Hakları Kurumlarına ve TİHEK’e yönelik tavsiye ve bildirim kararları da dikkate alınmak suretiyle iş analizi, iş tanımı ve iş etüdünü içeren bilimsel esaslara dayalı çalışmalarla tespit edilmesi ve bu çerçevede gerekli hukuki düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerekli bulunmaktadır.