Kurumlar vergisinde mükellefiyet kapsamı, kurumun kanuni merkezi veya iş merkezinin Türkiye’de bulunup bulunmamasına göre tam ve dar mükellefiyet olarak ayrılır. Bu ayrım, yalnız vergi oranını değil, hangi kazançların Türkiye’de vergilendirileceğini, beyan ve stopaj yükümlülüklerini de belirler.
Tam mükellef kurumlar
Kanuni merkezi veya iş merkezinden herhangi biri Türkiye’de bulunan kurumlar tam mükelleftir ve gerek Türkiye içinde gerek yurt dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden Türkiye’de kurumlar vergisine tabidir.
Kanuni merkez ve iş merkezi
Kanuni merkez, ana sözleşme veya kuruluş belgelerinde gösterilen merkezdir. İş merkezi ise iş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği yerdir. Şirket yabancı ülkede kurulmuş olsa da fiili yönetim Türkiye’de ise iş merkezi ölçütü önem kazanabilir.
Dar mükellef kurumlar
Kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayan kurumlar yalnız Türkiye’de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirilir. Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilen ticari kazanç, taşınmaz geliri, serbest meslek kazancı, menkul sermaye iradı ve diğer kazançlar ayrı kurallara tabidir.
İşyeri ve daimi temsilci
Dar mükellef kurumun Türkiye’de işyeri bulunup bulunmadığı hem iç hukuk hem de çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları açısından incelenir. Sabit işyeri, şube, ofis, fabrika, şantiye ve bağımlı temsilci yapıları vergileme hakkını etkileyebilir.
Beyan ve stopaj
Türkiye’de işyeri aracılığıyla elde edilen ticari kazanç yıllık kurumlar vergisi beyannamesine konu olabilir. İşyeri olmaksızın elde edilen serbest meslek, faiz, gayrimaddi hak ve benzeri gelirlerde ise özel beyan veya stopaj rejimi uygulanabilir.
Anlaşmaların etkisi
İç hukukun Türkiye’de vergileme yetkisi vermesi halinde dahi ilgili vergi anlaşması bu yetkiyi sınırlayabilir. Mukimlik belgesi ve gelir türünün anlaşmadaki doğru maddeye yerleştirilmesi önemlidir.