|
ÖZET: Kurumun Tıp Fakültesi Hastanesi kayıtlarında, sosyal güvencesi olmayan hastalardan alacakların takip ve tahsilatında eksiklikler tespit edilmiştir. 2023 yılı Sayıştay Denetim Raporları, hastanenin alacaklarının mali tablolara doğru bir şekilde yansıtılmadığını göstermektedir. 2008 tarihli Başbakanlık Genelgesi, acil sağlık hizmeti sunan kuruluşların, hastaların sağlık güvencesine bakmaksızın acil vakaları kabul etmesi gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca, sağlık güvencesi olmayan ve ödeme gücü bulunmayan vatandaşlardan hizmet bedeli talep edilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Yapılan incelemelerde, hastanede hizmet verilirken ilgili hasta bilgilendirme formunun doldurulduğu, ancak tahakkuk kayıtlarının yapılmadığı ortaya çıkmıştır. Bu durum, alacakların takibinde zorluklar yaratmakta ve tahsilatı mümkün olan alacaklar ile şüpheli hale gelen alacakların ayrımını güçleştirmektedir. Ayrıca, şüpheli ticari alacakların izlenmesi için gerekli muhasebe kayıtlarının oluşturulması gerektiği ifade edilmektedir. Kamu idaresi, gelecekte hasta bilgilendirme formuna dayanan alacakların takip edilerek muhasebe kayıtlarının düzenleneceğini belirtmiştir. Hastane yönetimi, döner sermaye saymanlığı ve hukuk müşavirliği iş birliğiyle alacakların detaylarını tespit ederek tahakkuk kayıtlarının yapılmasını, tahsilat güçlüğü çeken alacaklar için hukuki süreçlerin başlatılmasını ve tahsilatı imkânsız hale gelen alacakların muhasebe kayıtlarından düşülmesini planlamaktadır. |
BULGU: Kurumun Tıp Fakültesi Hastanesi Kayıtlarında Yer Alan ve Sosyal Güvencesi Olmayan Hastalardan Alacaklarının Takip ve Tahsilinin Tam Olarak Yapılmaması
2023 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite ve Üniversite Döner Sermayesi
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerinin alacaklarının mali tablolara doğru ve güvenilir biçimde yansıtılamadığı görülmüştür.
26.06.2008 tarihli ve 26918 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2008/13 sayılı Başbakanlık Genelgesi’nde, acil sağlık hizmeti vermekle yükümlü bulunan sağlık kuruluşlarının, acil vakaları hastanın sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakmaksızın kabul edeceği ve gerekli tıbbi müdahaleyi kayıtsız-şartsız ve gecikmeksizin yapacağı, herhangi bir sağlık güvencesi olmayan vatandaşlardan ödeme gücü bulunmayanların acil sağlık hizmeti bedelleri kendilerinden talep edilmeyeceği, bunlardan kamuya ait sağlık kuruluşlarından ve ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarından acil sağlık hizmeti alanların hizmet bedelleri 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlık kuruluşunun bulunduğu yer sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından talep edileceği belirtilmiştir.
16.10.2009 tarihli ve 27378 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul Ve Esasları Hakkında Tebliği’nde, acil servislere müracaat eden ancak herhangi bir nedenle geçerli kimlik belgesi, sağlık karnesi veya hasta sevk evrakı ibraz edemeyen hastaların kimlik bilgilerinin ve adresinin belirlenmesi, hasta ve yakınlarının bilgilendirilmesi amacıyla Hasta Bilgilendirme Formu doldurulacağı ve bu hastalardan hiçbir surette senet veya taahhütname alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından kurumlara gönderilen 15.12.2011 tarihli 2011/62 sayılı Genelge ile yukarıda bahsedilen Hasta Bilgilendirme Formu dışında senet, taahhütname ya da bu anlama gelebilecek herhangi bir evrak imzalatılamayacağı vurgulanmıştır.
Yapılan incelemede; döner sermaye işletmesine bağlı olan Üniversite Hastanesinde, yukarıda bahsedilen mevzuat gereği, herhangi bir ücret alınmadan hizmet verildiği, ilgili formun doldurularak daha sonra tahsil edilmek üzere hastaların borçlandırıldığı, ancak tahakkuk kayıtlarının yapılmadığı görülmüştür. Diğer taraftan söz konusu alacaklardan borçlusu tarafından ödeme gerçekleştirildiğinde muhasebe biriminin alacaktan haberdar olduğu, bu kapsamda 336-Diğer Çeşitli Borçlar Hesabının alt detay kodunda “Mahiyeti tespit edilemeyen tutarlar” adı altında 12.297.549,22 TL borç, 22.976.132,13 TL alacak kaydının bulunduğu ve hesabın 10.678.582,91 TL alacak bakiyesi verdiği, bu hesaba yapılan kayıtların çoğunlukla hastanede tedavi hizmeti aldıktan sonra borcunu ödeyenlere ilişkin tahsilat kayıtları olduğu anlaşılmıştır.
Oysa verilen tedavi hizmeti sonucunda tahakkuk edecek alacakların hastane döner sermaye işletmesinin muhasebe kayıtlarında (senetsiz alacak ise) 120- Alıcılar Hesabına borç kaydı yapılarak takibi yapılmalıdır. Söz konusu alacakların tahakkuk kaydının yapılmaması bunların takip ve tahsilinde güçlüklere yol açacağı gibi, tahsili mümkün olanlar ile tahsili şüpheli hale gelen alacakların ayrımının yapılmasını da zorlaştırmaktadır.
Bilindiği üzere Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinde Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabı, işletmelerin mal ve hizmet satış faaliyetleri sonucu ortaya çıkan ve ödeme süresi geçmiş bu nedenle vadesi bir kaç defa uzatılmış veya protesto edilmiş, yazı ile birden fazla istenmiş ya da dava veya icra safhasına aktarılmış alacakların izlenmesi için kullanıldığı hesap olarak ifade edilmektedir.
Hastane kayıtlarında yer alan ve yıllar itibariyle aktarılan yüksek miktardaki şüpheli alacağın zamanaşımına uğraması nedeniyle tahsilat işlemlerine başlanmazsa kişi sorumluluğunun doğacağı anılan Yönetmelik’te belirtilmektedir.
Kamu idaresi cevabında; bundan sonraki süreçte, hasta bilgilendirme formuna bağlı alacaklarla ilgili olarak gerekli takiplerin yapılarak muhasebe kayıtlarının oluşturulacağı ifade edilmiştir.
Yıllar itibariyle devreden Kurumun Tıp Fakültesi Hastanesi Kayıtlarında Yer Alan ve Sosyal Güvencesi Olmayan Hastalardan alacakların detaylarının Hastane Yönetimi, Döner Sermaye Saymanlığı ve Hukuk Müşavirliğinin müşterek çalışmasıyla tespit edilip tahakkuk kayıtlarının yapılması, tahsilatında güçlük olanlara ilişkin hukuki sürecin başlatılarak Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabına aktarılarak karşılık ayrılması, hukuki süreç sonunda mahkeme kararıyla tahsilatı imkânsız hale gelenlerin muhasebe kayıtlarından düşülmesi ve tahsilatın imkânsız hale gelmesinde personelin sorumluluğu varsa ilgili tutarın kişi borcuna alınması gerektiği değerlendirilmektedir.