ÖZET: Kilis Belediyesi, mahkeme kararıyla yasaklanan servis devir ücretlerini “şartsız bağış” adı altında tahsil etmeye devam ettiği belirlenmiştir. Bu tahsilatlar, devir talep edenlerden farklı tutarlarda yapılmakta olup, Anayasa’nın 125. maddesi gereği idarenin tüm işlemlerinin yargı denetimine tabi olduğu vurgulanmaktadır. İdarelerin hukuka uygun hareket etme yükümlülüğü, yargı organları tarafından iptal edilebilecek eylemler ve tazminat yükümlülükleri ile sonuçlanabilir.

Anayasa’nın 138. maddesi, mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve bu kararların değiştirilmesinin veya geciktirilmesinin mümkün olmadığını belirtmektedir. Bu durum, belediyelerin yargı kararlarına uymak zorunda olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, kamu kaynaklarının hukuka uygun bir şekilde yönetilmesini ve hesap verme sorumluluğunu öngörmektedir.

Yapılan incelemelerde, mahkeme kararına rağmen, belediyenin farklı tutarlarda tahsilat yaptığı ve bu durumun eşitlik ilkesini ihlal ettiği tespit edilmiştir. Belediye, mahkeme kararına uygun hareket etmeli ve bu tür tahsilatları sonlandırmalıdır. Geçmişte yapılan hukuka aykırı tahsilatlar incelenerek, yasal dayanağı olmayan bedellerin iadesi sağlanmalıdır.

BULGU: Mahkeme Kararıyla Kaldırılan Servis Devir Ücretlerinin Farklı Adlar Altında Tahsil Edilmeye Devam Edilmesi

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – İl Belediyesi

Kilis Belediyesi’nin, mahkeme kararıyla alınmaması gerektiği hükme bağlanan servis devir ücretlerini, “şartsız bağış” adı altında tahsil ettiği ve bu tahsilatların, devir talebinde bulunanlardan farklı tutarlarda gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.

Anayasa’nın “Yargı yolu” başlıklı 125’inci maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işleminin yargı denetimine tabi olduğu ve bu işlemlerin hukuka uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu düzenleme, idarelerin (belediyeler dâhil) tüm faaliyetlerinde hukuka uygunluk ilkesine bağlı kalması gerektiğini hüküm altına almıştır. İdarenin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinin, yargı organları tarafından iptal edilmesi veya tazminat yükümlülüğüne neden olması riski bu bağlamda doğrudan ortaya çıkmaktadır.

Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinde, mahkeme kararlarının herkes için bağlayıcı olduğu ve hiçbir organ, makam, merci veya kişinin mahkeme kararlarını değiştiremeyeceği veya bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği ifade edilmiştir. Bu düzenleme, idarelerin (belediyeler dâhil) yargı kararlarına uygun hareket etmek zorunda olduğunu açıkça belirtmektedir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinde, belediye işlemlerinin hukuka uygun olarak gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Diğer yandan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8’inci maddesinde ise her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından sorumlu ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorunda olduğu ifade edilmiştir.

İdare hukukunun temel ilkelerinden biri olan hukuka uygunluk ilkesi, idarenin tüm eylem ve işlemlerinin yasalara, mahkeme kararlarına ve genel hukuk kurallarına uygun olması gerektiğini ifade eder. İdare, keyfi uygulamalardan kaçınmalı ve mevzuatın öngördüğü sınırlar çerçevesinde hareket etmelidir. Bu ilke, özellikle yargı kararlarının bağlayıcılığına uyulmasını zorunlu kılar. Eşitlik ilkesi ise idarenin bireyler arasında ayrım yapmadan, eşit koşullarda ve tarafsız bir şekilde hizmet sunmasını gerektirir. Vatandaşlar arasında farklı muamele yapılması, eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelir ve idarenin güvenilirliğini zedeler. Bu iki ilke, kamu yönetiminin şeffaf, adil ve hukuka dayalı bir şekilde işlemesinin temel güvencesidir.

Yapılan incelemelerde, servis devir ücreti tahsil edilmemesine ilişkin mahkeme kararı bulunmasına rağmen, belediyenin devir işlemi yapmak isteyen talep sahiplerinden “şartsız bağış” adı altında ödeme aldığı, ayrıca bu ödemenin talep sahiplerinden herhangi bir gerekçe ve tarife olmaksızın farklı tutarlarda tahsil edildiği tespit edilmiştir.

Bu durum, mahkeme kararlarının bağlayıcılığına ve hukuka uygunluk ilkesine aykırı bir uygulamanın sürdürülmesine yol açmış; ayrıca, talep sahipleri arasında farklı tutarlarda tahsilat yapılması nedeniyle Anayasa’nın 10’uncu maddesinde yer alan eşitlik ilkesini de ihlal etmiştir. Uygulamanın bu yönüyle, Anayasa’nın 138’inci maddesi gereği mahkeme kararlarına uyma zorunluluğu ile birlikte değerlendirildiğinde, açık biçimde anayasal ilkelere aykırılık taşıdığı görülmektedir.

Kamu idaresi tarafından verilen cevapta özetle, servis devir ücretlerine ilişkin işlemlerin Belediye Meclisi tarafından onaylanan ücret tarifesine göre yürütüleceği ifade edilmiştir. Ancak, bulgu metninde de belirtildiği üzere, söz konusu ücretin alınamayacağına dair yargı kararı bulunmakta olup bu karar geçerliliğini korumaktadır; dolayısıyla Belediye Meclisince onaylanmış bir tarifenin, yargı kararı ile hukuka aykırı olduğu tespit edilen bir uygulamayı meşrulaştırması mümkün değildir.

Belediyenin, mahkeme kararına aykırılık teşkil eden bu uygulamayı sonlandırması gerekmektedir. Mahkeme kararlarına uygun şekilde, devir ücreti adı altında ya da başka bir adla tahsilat yapılmaması sağlanmalıdır. Geçmişte yapılan tahsilatların yasal dayanağı incelenmeli, hukuka aykırı tahsil edilen bedeller tespit edilerek iadesi gerçekleştirilmelidir.