ÖZET: Mersin Serbest Bölgesi’nde, 2022 yılı Sayıştay Denetim Raporu’na göre, yurt dışı satış taahhüt eden bazı firmaların, ticari işlemlerinin yönünün yurt dışı olmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun amaçlarına aykırıdır. Kamu idaresi, bu firmaların uyarılacağını ve faaliyetlerinin takip edileceğini belirtmiş, gerektiğinde ruhsat iptali ve tahsislerin kaldırılacağını ifade etmiştir.

BULGU: Mersin Serbest Bölgesinde Ticari İşlemlerinin Yönü Yurt Dışı Olmayan Kullanıcıların Bulunması

2022 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri

Serbest Bölgeler Kanunu’nun amacına aykırı olarak Mersin Serbest Bölgesinde alım- satım konulu ruhsat sahibi kullanıcı firmalardan ticari işlemlerinin yönü yurt dışı olmayanların faaliyette bulunduğu görülmüştür.
3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun “amaç ve kapsam” başlıklı birinci maddesinde, serbest bölgelerin kuruluş amacının, ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak, işletmeleri ihracata yönlendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek olduğu ifade edilmektedir.
Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği’nin “faaliyet ruhsatının verilmesi” başlıklı 11’inci maddesinde ise bölgede faaliyette bulunmak isteyen gerçek ve tüzel kişilerin faaliyet ruhsatı müracaatlarının değerlendirilme kriterlerine ilişkin usul ve esasların Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünce çıkarılacak genelgelerle düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
Bu çerçevede yayımlanan 2009/1 sayılı Faaliyet Ruhsatı Müracaatlarında Dikkate Alınacak Kriterlere İlişkin Genelge’de; üretim faaliyetlerinde olduğu gibi alım-satım faaliyetlerinde de yurt dışına satışın esas olduğu, hammadde, ara malı ve yatırım malları öncelikli olmak üzere yurt içine satışa da belli oranlarda izin verilebileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine karşın yerinde yapılan incelemelerde, Mersin Serbest Bölgesinde alım-satım ruhsatına sahip kiracı kullanıcılardan bazılarının yurt dışı satışlarının, faaliyet ruhsatı müracaat formunda taahhüt ettikleri tutarların çok altında olduğu, dolayısıyla bu kullanıcıların ticari işlemlerinin yönünün yurt dışı olmadığı, hatta bir tekstil firmasının 2019 yılı başından itibaren bölgede gerçekleştirdiği 80.387.406,90 USD tutarlı toplam ticaretinin tamamının Türkiye’den bölgeye getirildikten sonra tekrar Türkiye’ye çıkartılan mallardan oluştuğu görülmüştür.
Kamu idaresi cevabında;
-3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun serbest bölgelerin amaçlarını düzenleyen 1’inci maddesinde yer alan “ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek” ibaresinin 12.11.2008 tarihli ve 5810 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle madde metninden çıkarıldığı, bahse konu Kanun değişikliği öncesinde, “ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek” üzere faaliyet göstermek isteyen firmalara da faaliyet ruhsatı düzenlenmiş olduğu ve bu sebeple de değişiklik öncesinde ruhsat alan firmalardan bazılarının faaliyet taahhütlerinin Türkiye’ye satış ağırlıklı olduğu,
-2008 yılında yapılan mevzuat değişikliği sonrasında faaliyet ruhsatı başvurularının değerlendirmesinde bu hususun gözetildiği, nitekim 2007 yılında %60 olan toplam satışlar içinde Türkiye’ye satışların payının 2022 yılında %36’ya gerilediği,
-Bulguya konu edilen hususların giderilmesini teminen Mersin Serbest Bölgesinde taahhütlerine aykırı olarak ağırlıklı Türkiye’ye satış yapan 33 firmanın uyarıldığı, bu firmaların faaliyetlerinin 6 ay süreyle takip edileceği ve söz konusu sürenin bitiminde ağırlıklı olarak Türkiye’ye satış yapmaya devam eden firmaların Türkiye yönlü satışlarına blokaj konulacağı,
belirtilmektedir.
Kamu idaresi cevabında her ne kadar Mersin Serbest Bölgesinde faaliyet gösteren kullanıcılardan ticari işlemlerinin yönü yurt dışı olmayanların 12.11.2008 tarihinde gerçekleştirilen mevzuat değişikliği öncesinde ruhsat alan firmalar olduğu belirtilmiş olsa da, bulguya konu edilen hususların giderilmesi amacıyla taahhütlerine aykırı bir biçimde ağırlıklı olarak Türkiye yönlü (%50 ve üzerinde) satış yaptığı tespit edilen firmaların uyarıldığı belirtilmektedir. Dolayısıyla, bu firmaların 2008 yılında gerçekleşen mevzuat değişikliği sonrası faaliyet ruhsatı aldığı ve faaliyet ruhsat müracaat formunda taahhüt ettikleri yıllık satış tutarının ağırlıklı olarak yurt dışına satış şeklinde olduğu anlaşılmaktadır.
Serbest bölgelerden Türkiye’ye yapılan satışların payının azalarak 2022 yılında %36’ya gerilemiş olması, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun 1’inci maddesinde serbest bölgelerin kuruluş amaçları arasında sayılan “ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak, işletmeleri ihracata yönlendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek” gibi amaçlara ulaşılabilmesi için şüphesiz önemlidir. Ancak bulguya konu edilen husus, taahhütlerine aykırı bir biçimde Mersin Serbest Bölgesinden ağırlıklı olarak Türkiye’ye satış yapan firmaların varlığına ilişkin olup bu firmaların Bölgede faaliyette bulunmaya devam etmesidir. Bakanlık istatistiklerine göre 2022 yılı sonu itibarıyla mevcut 18 serbest bölgenin toplam ticaret hacmi yaklaşık 33 milyar dolar olup bunun 4 milyar dolardan fazlası (%12) sadece Mersin Serbest Bölgesinde gerçekleştirilmiştir. Bu anlamda ülkemiz ekonomisine ciddi katkıda bulunan ve %100’e yakın kapasite ile çalışan Mersin Serbest Bölgesinde Türkiye yönlü satış gerçekleştiren kullanıcıların faaliyetlerine son verilerek yurt dışı yönlü firmaların Bölgede faaliyette bulunmalarının sağlanması hem 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun 1’inci maddesinde belirtilen serbest bölgelerin kuruluş amacına uygun olacak, hem de Bölgenin ülke ekonomisine katkısını artıracaktır.
Kamu idaresi bulgu konusu hususun düzeltilmesine yönelik olarak;
-Ağırlıklı Türkiye’ye satış yaptığı tespit edilen firmaların uyarılması,
-Bu firmaların faaliyetlerinin 6 ay süreyle takip edilmesi,
-Söz konusu sürenin bitiminde ağırlıklı olarak Türkiye’ye satış yapmaya devam eden firmaların Türkiye yönlü satışlarına blokaj konulması,
İşlemlerinin tesis edileceğini ifade etmiştir. Diğer yandan, Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği’nin “faaliyetin geçici olarak durdurulması ve faaliyet ruhsatının iptali” başlıklı 14’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde Faaliyet Ruhsatı Müracaat Formunda beyan ve taahhüt edilen hususlara uyulmaması halinde faaliyet ruhsatının Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü tarafından iptal edileceği hüküm altına alınmış, Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Tahsis ve Devri Hakkında Yönetmelik ile de, tahsis edilen taşınmazların amacı dışında kullanılması durumunda tahsislerin kaldırılabileceği düzenlenmiştir. Bu nedenle kamu idaresi cevabındaki tesis edileceği belirtilen işlemlerle birlikte ilgili firmaların faaliyet ruhsatlarının iptal edilmesi ve ruhsata bağlı tahsisli Hazine taşınmazlarının tahsislerinin kaldırılması anılan mevzuat hükümlerinin gereğidir.
Sonuç itibarıyla, serbest bölgelerde yurt dışına satışın esas olmadığı alım-satım faaliyetleri 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun amacına aykırılık teşkil etmekte olup bu şekilde faaliyette bulunan kullanıcıların Bakanlıkça tespit edilerek faaliyet ruhsatlarının iptal edilmesi ve ruhsata bağlı tahsisli Hazine taşınmazlarının tahsislerinin kaldırılması gerekmektedir.