|
ÖZET: Karesi Belediyesi, kamulaştırmasız el atma nedeniyle sık sık tazminat davalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, belediyenin yersiz tazminat, faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderleri ödemesine yol açmaktadır. Kamulaştırmasız el atma, fiili ve hukuki el atma olarak ikiye ayrılmakta; hukuki el atma, mülkiyet hakkının uzun süre kullanılamaz hale gelmesiyle tanımlanmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu’na göre, belediyelerin imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren en geç üç ay içinde beş yıllık imar programlarını hazırlamaları gerekmektedir.
Bu programlar, ilgili kamu kuruluşlarının görüşleri alınarak belediye meclisinde onaylanmalı ve kamu hizmet tesisleri için gerekli kamulaştırma işlemleri yapılmalıdır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen düzenlemelere göre, umumi hizmetlere ayrılan taşınmazların kamulaştırılması veya imar planı değişikliği yapılması zorunludur. Aksi takdirde, taşınmaz sahipleri mülkiyet haklarıyla ilgili tazminat talepleriyle adli yargıya başvurabilirler. Karesi Belediyesi’nin imar planlarını beş yıllık süre içinde hayata geçirememesi, özel mülkiyetteki imar kısıtlılıkları nedeniyle zarara uğrayan taşınmaz sahiplerinin tazminat taleplerine yol açmıştır. Bu nedenle, belediyenin İmar Kanunu ve Kamulaştırma Kanunu çerçevesinde hareket etmesi, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarına muhatap olmaktan kaçınması açısından büyük önem taşımaktadır. |
BULGU: Mevzuata Göre Yapılması Gereken Kamulaştırma İşlemlerinin Zamanında Yapılması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi
Karesi Belediyesinin, kamulaştırmasız el atmanın bir türü olan hukuki el atma nedeniyle sıklıkla tazminat davalarına muhatap olduğu ve Belediye tarafından yersiz olarak tazminat, faiz, vekalet ücreti, yargılama gideri ödendiği görülmüştür.
Kamulaştırmasız el atma ikiye ayrılmakta olup bunlardan birincisi fiili el atma diğeri ise hukuki el atmadır. Taşınmaza doğrudan el konulmayıp, idari bir işlemle mülkiyet hakkının herhangi bir gerekçe olmadan uzun süre kullanılamamasına sebebiyet verilmesi hukuki el atma olarak nitelendirilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarih ve E: 2010/5- 662, K: 2010/652 sayılı kararı)
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10’uncu maddesinde; “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.
İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”
denilmektedir.
Bu hükme göre; belediyeler imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, ilgili planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Bu programların Mecliste görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kuruluşlarının da görüşü alınır. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet yapıları için tahsis edilmiş olan yerlerin, bu program süresi içinde kamulaştırması maksadıyla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.
Bu maddeye ek olarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 20.08.2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 33’üncü maddesi ile eklenen Ek Madde 1’de yer alan;
“Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür”
hükmü gereği, uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.
Danıştay 6’ıncı Dairesinin 17.4.2013 gün 2013/2702 sayılı Kararında; Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin mülkiyet hakkına ilişkin düzenlemeleri ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun ilgili düzenlemelerini değerlendirerek, imar planlarında kalan taşınmazın imar programına alınmadığı ve kamulaştırılmadığı için taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının belirsiz bir süre kısıtlandığına ve bu nedenle taşınmaz malın değerinin hesaplanarak ilgilisine ödenmesi dışında başka bir yol kalmadığına hükmetmiştir. Söz konusu Daire kararında taşınmaz malın değerinin Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Kamulaştırılma yapılmazsa, mülkiyet hakkının kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılması zorunlu hale getirilmiştir.
Yapılan incelemelerde Karesi Belediyesi tarafından yapılan imar planlarının beş yıllık sürede fiilen hayata geçirilmemesi sonucunda özel mülkiyetteki imar kısıtlılığı nedeniyle zarara uğrayan taşınmaz maliklerinin açtıkları davalarla Belediyenin tazminat ödemeye mahkum edildiği tespit edilmiştir. Ayrıca kamulaştırılma yapılmamasına rağmen mülkiyet hakkının kısıtlılığını kaldıracak şekilde imar planı değişikliği de yapılmamaktadır. Bu sebeple belediye yersiz olarak tazminat, faiz, vekalet ücreti, yargılama gideri ödemek zorunda kalmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat ve açıklamalar kapsamında kamulaştırmasız el atma kapsamında tazminat davalarına muhatap olmamak için İmar Kanunu ve Kamulaştırma Kanunu uyarınca hareket edilmesi gerekmektedir.