|
ÖZET: 2020 yılına ait kurumlar vergisi beyannameleri incelendiğinde, bazı mükelleflerin alacak senetlerini reeskont işlemlerine tabi tutarken, borç senetleri için aynı işlemi uygulamadıkları tespit edilmiştir. Bu durum, mükelleflerin reeskont faiz giderlerini vergi matrahından indirmelerine rağmen, reeskont faiz gelirlerini matraha eklememeleri nedeniyle vergi gelirlerinde aşınmaya yol açmıştır. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ilgili maddeleri, alacak ve borçların mukayyet değerleriyle değerlendirilmesini ve reeskont işlemlerinin uygulanmasını düzenlemektedir.
Mükelleflere, alacak ve borç senetlerini reeskonta tabi tutma konusunda seçimlik hak tanınmış olsa da, alacak senetlerini reeskont edenlerin borç senetlerini de aynı şekilde işlemeleri zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk, vergi matrahının aşınmasını önlemek amacıyla getirilmiştir. Ancak, yapılan denetimlerde, mükelleflerin borç senetleri için reeskont işlemi uygulamadıkları görülmüştür. Kamu İdaresi, bu bulguların risk kriteri olarak değerlendirileceğini ve gerektiğinde ilgili mükellefler hakkında vergi incelemesi yapılabileceğini belirtmiştir. Bu bağlamda, mükelleflerin mali tablolarında giderlerin ve gelirlerin doğru bir şekilde yansıtılması, vergi matrahının aşınmasını engellemek adına büyük önem taşımaktadır. |
BULGU: Mükellefler Tarafından Yapılan Reeskont İşlemlerinde Mevzuata Uyulmaması Sonucu Vergi Matrahlarının Aşınması
2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri
Gelir İdaresi Başkanlığına (GİB) 2020 yılına ilişkin beyanname veren bazı kurumlar vergisi mükelleflerinin, alacak senetlerini reeskont işlemine tabi tutarken borç senetlerine reeskont işlemi uygulamadıkları ve böylelikle, mükelleflerce reeskont faiz giderleri matrahta indirim olarak dikkate alınırken reeskont faiz gelirlerinin matraha eklenmediği ve Başkanlığın toplamakla yükümlü olduğu vergi gelirlerinde aşınmaya neden olunduğu görülmüştür.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 281’inci maddesinde alacakların, 285’inci maddesinde de borçların mukayyet değerleriyle değerleneceği, henüz vadesi gelmemiş alacak ve borcun senede bağlı olmak, işletmede doğmak ve henüz vadesi gelmemiş olmak şartıyla dönemsellik ilkesinin bir gereği olarak değerleme günündeki kıymetine indirgenebileceği belirtilmektedir. Senede bağlı alacak ve borç tutarı içinde yer alan vade farkının hesaplanıp ilgili olduğu döneme aktarılmasını sağlayan bir değerleme kavramı olan reeskont işlemi, mükellefler açısından ihtiyari bırakılmış, diğer bir ifadeyle, 213 sayılı VUK mükelleflere, alacak ve borç senetlerini reeskonta tabi tutup tutmamaları konusunda seçimlik hak tanımıştır. Ancak, alacak senetlerini reeskont işlemine tabi tutan mükelleflerin, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutması hususu ihtiyari değil zorunlu tutulmuştur. Bu zorunluluğun getirilmesi ile kanun koyucu; alacak senetlerini reeskonta tabi tutan ve hesapladığı tutarı reeskont faiz gideri olarak vergi matrahından indiren mükellefe borç senetlerini de reeskonta tabi tutturmak suretiyle, hesaplanacak reeskont faiz gelirinin matraha ilave edilmesini ve vergi matrahının aşınmasını engellemeyi garanti altına almayı amaçlamaktadır.
Ancak, 2020 mali yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannameleri ile beyanname eki gelir tablosu ve bilançoların incelenmesi neticesinde; alacak senetlerini reeskont işlemine tabi tutarak hesapladıkları reeskont faiz giderlerini vergi matrahından indiren mükelleflerin, mali tablolarındaki borç senetleri için reeskont işlemi uygulamadığı tespit edilmiştir.
Kamu İdaresi cevabında, bulguda yer verilen hususların risk kriteri olarak dikkate alınmasının ve gerektiğinde ilgili mükellefler hakkında vergi incelemesi yapılmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir.
Bu itibarla, söz konusu matrahların hesaplanmasında ve beyanında mükellef bazında ortaya çıkan ilgili mali yıla ilişkin giderlerin olması gerekenden daha yüksek gösterilmesi ile gelirlerin olması gerekenden daha düşük gösterilmesi gibi vergi matrahının aşınmasına yol açacak uygulamaların önüne geçilmesi gerekmektedir.