|
ÖZET: Mükelleflerin reeskont işlemlerinde mevzuata uyumsuzlukları, vergi matrahlarının aşınmasına yol açmaktadır. 2023 yılına ait kurumlar vergisi beyannameleri incelendiğinde, bazı mükelleflerin alacak senetlerini reeskont işlemine tabi tutarken, borç senetlerine aynı işlemi uygulamadığı tespit edilmiştir. Bu durum, mükelleflerin reeskont faiz giderlerini matrahta indirmesine rağmen, reeskont faiz gelirlerini matraha eklememesiyle sonuçlanmakta ve vergi gelirlerinde azalmaya neden olmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ilgili maddeleri, alacak ve borçların değerleme esaslarını belirlemekte ve reeskont işlemlerinin uygulanmasını ihtiyari kılmaktadır. Ancak, alacak senetlerini reeskont eden mükelleflerin borç senetlerini de aynı şekilde işlemeleri zorunlu hale getirilmiştir. Bu düzenleme, vergi matrahının aşınmasını önlemek amacı taşımaktadır. Ancak, 2020-2023 yılları arasında yapılan denetimlerde, bu kurala uyulmadığı ve bazı mükelleflerin borç senetlerine reeskont uygulamadığı görülmüştür. Sonuç olarak, reeskont uygulamalarında tutarlılığın sağlanması ve mali tabloların doğruluğunun artırılması için dijital denetim ve kontrollerin güçlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, mükelleflerin mevzuata uyumunu artırmak amacıyla bilgilendirme ve rehberlik faaliyetlerinin artırılması önemlidir. Başkanlığın, gerekli düzenlemeleri yaparak vergi matrahlarının aşınmasını önlemesi beklenmektedir. |
BULGU: Mükellefler Tarafından Yapılan Reeskont İşlemlerinde Mevzuata Uyulmaması Sonucu Vergi Matrahlarının Aşınması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri
GİB’e 2023 yılına ilişkin beyanname veren bazı kurumlar vergisi mükelleflerinin, alacak senetlerini reeskont işlemine tabi tutarken borç senetlerine reeskont işlemi uygulamadıkları ve böylelikle, mükelleflerce reeskont faiz giderleri matrahta indirim olarak dikkate alınırken reeskont faiz gelirlerinin matraha eklenmediği ve Başkanlığın toplamakla yükümlü olduğu vergi gelirlerinde aşınmaya neden olunduğu görülmüştür.
213 sayılı VUK’un 281’inci maddesinde alacakların, 285’inci maddesinde de borçların mukayyet değerleriyle değerleneceği, henüz vadesi gelmemiş alacak ve borcun senede bağlı olmak, işletmede doğmak ve henüz vadesi gelmemiş olmak şartıyla dönemsellik ilkesinin bir gereği olarak değerleme günündeki kıymetine indirgenebileceği belirtilmektedir. Senede bağlı alacak ve borç tutarı içinde yer alan vade farkının hesaplanıp ilgili olduğu döneme aktarılmasını sağlayan bir değerleme kavramı olan reeskont işlemi, mükellefler açısından ihtiyari bırakılmış, diğer bir ifadeyle, 213 sayılı VUK mükelleflere, alacak ve borç senetlerini reeskonta tabi tutup tutmamaları konusunda seçimlik hak tanımıştır. Ancak, alacak senetlerini reeskont işlemine tabi tutan mükelleflerin, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutması hususu ihtiyari değil zorunlu tutulmuştur. Bu zorunluluğun getirilmesi ile kanun koyucu; alacak senetlerini reeskonta tabi tutan ve hesapladığı tutarı reeskont faiz gideri olarak vergi matrahından indiren mükellefe borç senetlerini de reeskonta tabi tutturmak suretiyle, hesaplanacak reeskont faiz gelirinin matraha ilave edilmesini ve vergi matrahının aşınmasını engellemeyi garanti altına almayı amaçlamaktadır.
Ancak, 2023 mali yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannameleri ile beyanname eki gelir tablosu ve bilançoların incelenmesi neticesinde; alacak senetlerini reeskont işlemine tabi tutarak hesapladıkları reeskont faiz giderlerini vergi matrahından indiren bazı mükelleflerin, mali tablolarındaki borç senetleri için reeskont işlemi uygulamadığı tespit edilmiştir.
Bulgu konusu husus 2020,2021,2022 ve 2023 yılı denetimi kapsamında Başkanlığa bildirilmiş olup, 2024 yılı denetimi sonucunda da aynı uygulamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, bazı mükellefler tarafından alacak senetlerine reeskont uygulanırken borç senetlerine reeskont uygulanmaması, finansal tabloların gerçeği yansıtmamasına ve vergi matrahının aşınmasına yol açabilmektedir. Bu durum, mükellefler arasında vergisel yükümlülüklerin eşit ve adil şekilde yerine getirilmesini de olumsuz etkileyebilmektedir. Bu çerçevede, dönem sonu işlemlerinde tutarlılığın sağlanması ve mali tabloların doğruluğunun artırılması amacıyla, reeskont uygulamalarına yönelik dijital denetim ve kontrollerin güçlendirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, yapılacak kontrollerin beyanname verme süreçlerini zorlaştırmayacak ve vergiye gönüllü uyumu olumsuz etkilemeyecek şekilde tasarlanması önem arz etmektedir. Ayrıca, mükelleflerin doğru uygulamalar konusunda bilgilendirilmesi ve rehberlik faaliyetlerinin artırılması, mevzuata tam uyumu teşvik edecektir. Bu doğrultuda, başkanlık tarafından gerekli düzenlemelerin yapılması ve uygulamada karşılaşılan aksaklıkların giderilmesi sağlanarak vergi matrahının aşınması engellenmelidir.