ÖZET: Mülkiyeti idareye ait araziler üzerinde üst hakkı tesis edilen işletmelerin emlak vergisi mükellefiyeti oluşturulmadığı belirlenmiştir. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun ilgili maddeleri, bina ve arazi vergisinin ödenmesini malike, intifa hakkı sahibine veya bunların yokluğunda taşınmaza malik gibi tasarruf edenlere yüklemektedir. Ancak, üst hakkına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 726. maddesi, üst hakkına dayalı inşa edilen yapıların mülkiyetinin irtifak hakkı sahibine ait olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle, belediyeye ait arazilerde inşa edilen binaların mülkiyeti, irtifak hakkı sahibi olan işletmelere aittir.

Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nin 2019 tarihli kararı, emlak vergisinin ödenmesi gereken tarafları net bir şekilde tanımlamaktadır. Özel bütçeli idareler, belediyeler ve devlet gibi kamu kurumları emlak vergisinden muaf tutulurken, özel hukuk tüzel kişileri bu muafiyetten yararlanamamaktadır. Dolayısıyla, üst hakkı tesis edilen işletmelerin emlak vergisi mükellefiyeti bulunmaktadır. İlgili mevzuat çerçevesinde, mülkiyeti idareye ait arazilerde inşa edilen binalar için emlak vergisi tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. 2024 yılı için işletmelerden alınması gereken toplam emlak vergisi tutarı 6.231.276,40 TL olarak hesaplanmıştır.

BULGU: Mülkiyeti İdareye Ait Olan Arazi Üzerinde Lehine Üst Hakkı Tesis Edilen İşletmeler İçin Emlak Vergisi Mükellefiyeti Oluşturulmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi

İdarenin mülkiyetinde olan arazi üzerinde lehine üst hakkı tesis edilen işletmeler için, söz konusu arazide inşa ettikleri binalara ilişkin emlak vergisi mükellefiyetinin oluşturulmadığı tespit edilmiştir.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 3 ve 13’üncü maddelerinde, bina ve arazi vergisini, bina ve arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa bina ve araziye malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu maddelerde bina ve arazi vergisi mükellefinin tayininde intifa hakkına yer verilmiş, ancak üst hakkından söz edilmemiştir.

1319 sayılı Kanun’un 33’üncü maddesinin birinci fıkrasında, yeni bina inşa edilmesi vergi değerini tadil eden sebepler arasında sayılmış; 23’üncü maddede de Kanun’un 33’üncü maddesinin bir ve yedinci fıkralarında sayılan vergi değerini tadil eden sebeplerin meydana gelmesi halinde değişikliğin vuku bulduğu yılın sonuna kadar, değişiklik bütçe yılının son üç ayı içinde meydana gelmişse üç ay içinde ilgili belediyeye emlak vergisi bildirimi verileceği hükme bağlanmıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 726’ncı maddesinde ise, bir üst hakkına dayalı olarak, başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyetinin irtifak hakkı sahibine ait olduğu düzenlenmiştir. Bu nedenle, bir irtifak hakkı olan üst hakkına dayalı olarak, mülkiyeti Belediyeye ait arsa üzerinde inşa edilen binanın maliki, irtifak hakkı sahibi olan şirket olacaktır.

Yerel mahkeme kararının temyiz edilmesi neticesinde konuyu görüşen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 16.12.2019 tarihli ve E:2016/23379, K:2019/7018 sayılı kararı ise şu şekildedir;

“1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun “Mükellef” başlıklı 3’üncü maddesinde, bina vergisinin, taşınmazın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa taşınmaza malik gibi tasarruf edenler tarafından ödeneceği hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükümden emlak vergisini taşınmaz malikinin ödeyeceği, maliki bulunan taşınmazlarda intifa hakkı tesis edilmesi halinde emlak vergisini malik yerine intifa hakkı sahibinin ödeyeceği, ancak taşınmaz malikinin ve intifa hakkı sahibinin bulunmaması halinde taşınmaza malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği sonucuna varılmaktadır.

Anılan Kanun’un “Daimi muaflıklar” başlıklı 4/a maddesinde, özel bütçeli idarelere (mazbut vakıflar dahil), il özel idarelerine, belediyelere, köy tüzel kişiliğine kanunla kurulan üniversitelere ve Devlete ait binaların, bina vergisinden daimi olarak muaf olduğu kurala bağlanmıştır.

Konuya değil kişi ve kurumlara uygulanan muafiyetin, emlak vergisi uygulamasında verginin konusu olabilecek taşınmaza değil, taşınmazın malikine tanındığı, dolayısıyla verginin ödenmesinden sadece genel ve özel bütçe kapsamındaki idarelerin, belediyelerin, köy tüzel kişiliğinin, kanunla kurulan üniversitelerin ve Devletin muaf tutulacağı, davacı şirketin, özel hukuk tüzel kişisi olması nedeniyle emlak vergisinden muaf tutulamayacağı açıktır.

Dava konusu taşınmazla ilgili lehine intifa hakkı tesis edilen davacının, vergi mükellefi olarak tahakkuk eden emlak vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunması katkı payını ödeme yükümlülüğünün bulunması karşısında davalı belediye adına kayıtlı bulunan taşınmazın emlak vergisinden muaf tutulduğu gerekçesiyle ödeme emrinin iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.”

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, mülkiyeti İdareye ait olan arazi üzerinde ayrıntılı hesabı aşağıdaki tabloda gösterilen, lehine üst hakkı tesis edilen işletmelerin inşa ettikleri binalara ilişkin olarak emlak vergisi tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yapılması gerekmektedir.

Tablo 12: İşletmelerden Alınması Gereken Emlak ve ÇTV Bedelleri

Sıra No Unvanı Emlak Vergisi Tutarı (2024 Yılı) TL
… Hotel Termal 87.833,60
… Otel 530.636,80
… Termal 5.288.768,00
… Otel 324.038,00
Toplam 6.231.276,40