|
ÖZET: Şirketin, Düzce Belediyesi’ne ait diğer şirketlere ödünç para verme yetkisi olmaksızın borç vermesi, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda tespit edilmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu, yalnızca belirli finansal kuruluşların kazanç amacıyla ödünç para verebileceğini belirtmektedir. Ayrıca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuatlar, şirketlerin birbirlerine borç verme işlemlerine dair herhangi bir düzenleme içermemektedir. Dolayısıyla, Düzce Belediyesine bağlı şirketlerin birbirlerine yüksek tutarlarda borç vermesi, hukuki çerçeve açısından sorunlu bir durum olarak öne çıkmaktadır.
Denetim bulgularında, mali yapısı zayıf olan bir şirketin, Düzce Belediyesi Turizm İşletmeleri AŞ, Düzce Ulaşım Hizmetleri AŞ ve Düzce Bahçeşehir Yönetim ve Site Hizmetleri AŞ’ye toplamda 46.513.461,54 TL borç verdiği ve bu borçların herhangi bir iş karşılığında verilmediği tespit edilmiştir. Ayrıca, Düzce Beltaş İnşaat AŞ’ye de önemli miktarda borç verilmiş, ancak tahsilat konusunda herhangi bir işlem yapılmamıştır. Bu durum, şirketin mali sağlığını olumsuz etkilemekte ve etkin nakit yönetimi hedeflerini tehdit etmektedir. Sonuç olarak, belediyeye ait şirketlerin birbirlerine borç verme uygulaması, mevzuata aykırı bir durum teşkil etmektedir. Şirketin mali yapısının düzeltilmesi için, bu borçların bir an önce tahsil edilmesi ve gelecekte benzer uygulamalara son verilmesi gerekmektedir. Tüm işlemlerin, “basiretli tacir” tanımına uygun bir şekilde yürütülmesi, şirketin menfaatlerinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. |
BULGU: Ödünç Para Verme Yetkisi Bulunmamasına Rağmen Şirketin Belediyenin Diğer Şirketlerine Borç Vermesi
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi
Şirketin kazanç elde etme amacıyla ödünç para verme yetkisi olmamasına rağmen Düzce Belediyesine ait 4 ayrı şirkete borç verdiği görülmüştür.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nda kazanç elde etme amacıyla ödünç para verebilecek olanlar; bankalar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri olarak sayılmıştır.
Şirketlerin bağlı ortaklıklarına ve ortaklarına borç verme işlemleri de dâhil olmak üzere her türlü finansman işlemleri önceleri 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) hükümlerine göre düzenlenmekteydi.
Bu Kararname’nin “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde, tüzel kişilerin doğrudan veya ortak veya iştirakleri vasıtasıyla dolaylı olarak ortaklık ilişkisi içinde bulundukları diğer tüzel kişilere ödünç para verebilecekleri yer almaktaydı.
Ne var ki, söz konusu KHK 6361 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. 6361 sayılı Kanun’da ise bu yönde bir düzenleme yapılmamıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda da şirketlerin birbirlerine borç verebileceğine ilişkin herhangi bir cevaz verilmemiştir. Kanun’un “II – Pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağı” başlıklı 358’inci maddesinde pay sahiplerinin şirketten belli şartlarda borçlanabileceği zımni olarak ifade edilmiş, ancak şirketin başka şirketlere kazanç amacıyla borç verebileceğine ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Kanun’un “Şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı” başlıklı 395’inci maddesinde şirketler topluluğuna dâhil şirketlerin birbirlerine kefil olabileceği ve garanti verebileceği düzenlenmiş, ancak birbirlerinin ortağı konumunda olan bu şirketlerin birbirlerine faizli borç verebileceğine ilişkin bir kayda yer verilmemiştir.
6102 sayılı Kanunu’nun “II – Tüzel kişiler” başlıklı 16’ncı maddesinin birinci fıkrasında ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşların tacir sayılacağı ifade edilmiş ve Kanun’un “C) Tacir olmanın hükümleri” üst başlıklı 18’inci maddesinin ikinci fıkrasında her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtaya göre basiretli iş adamı gibi hareket etmek “tacirin, bugünün ve istikbalin piyasa durumunu işlemi yaptığı sırada göz önünde tutması” demektir. Başka bir tarife göre, basiretli hareket etmek “bugünün ve geleceğin koşullarını gerçek ve ölçülü bir şekilde değerlendirebilmek” anlamına gelmektedir. Buna göre basiret, tacirin ticarî işletmesiyle ilgili yürüttüğü iş ve işlemlerde dikkatli, özenli, ölçülü ve tedbirli davranmasını gerektirmektedir.
Belediye şirketlerinin tabi olduğu mevzuat açısından ne 6102 sayılı Ticaret Kanunu’nda ne de 5393 sayılı Belediye Kanunu ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda şirketin farklı tüzel kişiliği bulunan şirketlere borç verebileceğine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir.
Yapılan incelemelerde; mali yapısı bozuk olan ve yıllar itibarıyla sürekli zarar eden Şirketin, Düzce Belediyesi Turizm İşletmeleri AŞ’ye 17.648.258,18 TL, Düzce Ulaşım Hizmetleri AŞ’ye 22.703.543,51 TL ve Düzce Bahçeşehir Yönetim ve Site Hizmetleri AŞ’ye 6.161.659,85 TL borç verdiği, söz konusu borçların 159 Sipariş Avansları Hesabına kaydedilmiş olmasına rağmen söz konusu tutarların belirli iş karşılığında verilmediği, bu tutarlara ilişkin bir ihale, yapılan bir iş vs. bulunmadığı, dolayısıyla bu tutarların Belediyeye ait şirketlere finansman desteği sağlanması amacıyla borç olarak verildiği,
Ayrıca; Şirketin Belediyenin bir diğer şirketi olan Düzce Beltaş İnşaat AŞ’ye 2021 yılında 24.513.842,54 TL ve 2022 yılında 3.450.000 TL olmak üzere toplam 27.963.842,54 TL senet karşılığında uzun vadeli olarak borç verdiği, senetlerin 2.525.000 TL’sinin vadesi geçmiş olmasına karşın tahsilat için herhangi bir işlem yapmadığı ve 2024 yılında borç vermeye devam edilerek 7.071.876,23 TL borç verdiği, söz konusu borcu 220 Alıcılar Hesabında takip ettiği, aynı şekilde bu tutarın da karşılığında yaptırılan bir iş, ihale vb. bulunmadığı,
tespit edilmiştir.
Yüksek tutarlı borç para verilmesinin Türk Ticaret Kanunu’nda yerini bulan “basiretli tacir” tanımlaması ile örtüşmediği açıktır. Yapılan ödünç para verme işlemi, Şirketin zaten bozuk olan mali yapısını olumsuz yönde etkilemekte ve etkin nakit yönetimi ve kâr optimizasyonu hedeflerinin göz ardı edilmesine neden olmaktadır.
Şirket Belediyenin diğer şirketlerine verilmiş olan borçların tahsil edilmesine ilişkin olarak çalışmaların başlanıldığını belirterek bulguya iştirak etmiştir. Başlatılan çalışmalar neticesinde bir tahsilat sağlanamadığı gibi 2025 yılında başlatılan çalışmaların 2024 yılı mali tablolarında oluşan hatayı düzeltici etkisi bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, Şirketin mali yapısının düzeltilmesi amacıyla Belediyenin diğer şirketlerine verilmiş olan borçların bir an önce tahsil edilmesi, mevzuatta yeri bulunmayan yüksek tutarlı borç verilmesi uygulamasına son verilmesi ve tüm işlemlerde basiretli tacir tanımlamasına uygun hareket edilerek şirket menfaatinin gözetilmesi gerekmektedir.