ÖZET: Şirket ile sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerinin, ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olduğu tespit edilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, alkol veya uyuşturucu etkisi altında araç kullanmanın yasak olduğunu belirtirken, bu durumun tespiti halinde sürücü belgelerinin geri alınmasını öngörmektedir. Ayrıca, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, özel güvenlik görevlilerinin geçerli kimlik kartına sahip olmalarını zorunlu kılmakta ve bu kartların yenilenmesi için belirli şartlar getirmektedir. Toplu iş sözleşmelerinde, bu tür yasal düzenlemelere aykırı maddelere yer verilmesi, hukuki sorunlar doğurabilmektedir.

Toplu iş sözleşmesinin bazı hükümleri, trafik suçları nedeniyle ehliyeti geri alınan çalışanların başka pozisyonlarda istihdam edilmesine olanak tanımaktadır. Bu durum, ehliyet kaybı nedeniyle işin gerekliliklerine uygun bir şekilde hareket edilmediği anlamına gelirken, işçinin bu eyleminden dolayı herhangi bir mağduriyet yaşamadan çalışmaya devam etmesi, mevzuata aykırıdır. Aynı şekilde, güvenlik görevlilerinin belgelerinin yenilenmemesi durumunda başka bir işte görevlendirilmesi veya ücretsiz izin verilmesi, işçinin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

Şirketin, fesih yerine alternatif çözümler sunma yaklaşımı, iş hukuku açısından önemli bir ilke olsa da, bu durumun hukuki dayanağı ve uygulanabilirliği sorgulanmaktadır. Mevzuata aykırı düzenlemelerin toplu iş sözleşmelerinde yer alması, ileride ciddi hukuki sorunlara yol açabilecektir. Dolayısıyla, imzalanan sözleşmelerin yasal çerçeveye uygun olması sağlanmalıdır.

BULGU: Şirket ile Sendika Arasında İmzalanan Toplu İş Sözleşmelerine Mevzuatında Belirtilen Konular Dışında Hükümler Konulması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

Şirket ile sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerinde yer alan hükümlerin Kanuna uygun olmadığı görülmüştür.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı” başlıklı 48’inci maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu, alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücülere idari para cezası verilmesinin yanında sürücü belgesinin altı ay süreyle geri alınacağı, alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişiye son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde ikinci defasında idari para cezası verilmesinin yanında sürücü belgelerinin iki yıl süreyle geri alınacağı, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmeyen sürücülere idari para cezası verileceği ve sürücü belgesinin iki yıl süreyle geri alınacağı belirtilmiştir. Kişinin ehliyetine el konulması iş yerindeki bir aracı kullanır iken olabileceği gibi özel aracını kullanırken de olabilir. Her iki durumda trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü gerçeğini değiştirmemektedir.

5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un “Özel güvenlik eğitimi” başlıklı 11’inci maddesinde, özel güvenlik görevlilerinin çalışabilmesi için geçerli bir özel güvenlik kimlik kartına sahip olmaları zorunlu kılınmış; bu kartın yenilenmesi için Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde eğitim alınması ve sınavda başarılı olunması şartı getirilmiştir. Aynı Kanun’un “Çalışma izni ve kimlik kartının iptali” başlıklı 14’üncü maddesinde, kimlik kartı olmadan özel güvenlik hizmeti yapılamayacağı ve çalışma izninin kimlik kartıyla bağlantılı olduğu belirtilmiştir. Bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan 07.10.2004 tarih ve 25606 sayılı Resmî Gazete ile yayımlanan Uygulama Yönetmeliği’nin “Kimlik kartının geçerlilik süresi ve yenilenmesi” başlıklı 20’nci maddesinde, kimlik kartının veriliş tarihinden itibaren beş yıl süreyle geçerli olduğu, bu süre sonunda yenileme eğitimi alınarak sınavda başarılı olunması gerektiği, süresi dolan kimlik kartıyla hizmet verilemeyeceği düzenlenmiştir. Kişinin özel güvenlik kimlik kartının yenilenmemesi durumu başvuru yapmaması veya yenileme

eğitimine katılmaması gibi nedenlerle de gerçekleşebilir. Dolaysıyla bu hallerde, güvenlik hizmetinin sürekliliği ve güvenliği açısından işçinin sorumlu olacağı açıktır.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Toplu iş sözleşmesi ve çerçeve sözleşmenin içeriği” başlıklı 33’üncü maddesinin beşinci fıkrasında, Toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmelerin Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremeyeceği belirtilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlıklı 25’inci maddesinde, işçinin işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması, işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi haklı nedenle fesih olarak sayılmıştır.

Şirket ile sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin “Gözaltı, Tutukluluk ve Mahkûmiyet Halinde Fesih ve Tekrar İşe Alınma” başlıklı 25’inci maddesinde; “Trafik suçlarından ehliyetleri 2 yıla kadar geri alınanlar, ehliyeti iade edildiği tarihten itibaren 7 gün içinde başvurmaları halinde eski görevlerine iade edilebilirler. Ehliyetlerinin alınması süresi içinde işveren işçiyi, uygun bir işte çalıştırır.” denilmektedir. Madde hükmünde şoför olarak görev yapan personelin trafik suçlarını işlemesi durumunda başka bir işte çalıştırılması hüküm altına alınmıştır. Bu durum ihtiyaçları sebebiyle şoför olarak istihdam edilen personelin ehliyet yeterliliğini kaybetmesine rağmen dağıtım personeli, temizlik personeli, hizmetli gibi vasıfsız işçi olarak çalıştırılması sağlanmaktadır. Bu maddeye göre ehliyeti 2 yıla kadar alınan kişi işini kaybetmemekte, başka pozisyonda çalışmaya devam etmektedir. Bu kişilerin işe alınma nedeni şoförlük ihtiyacı nedeniyledir. Ehliyeti olmayan kişi şoförlük yapamayacağı için ihtiyaç olunan şoförlük için başka kişiler işe alınmakta, ehliyeti geri alınan kişinin çalıştığı pozisyonda ihtiyaç olmadığı halde bu pozisyonda çalıştırılarak kişi gelir elde etmeye devam etmektedir. Ehliyeti geri alınan kişinin eylemi cezayı ve duruma göre haklı feshi gerektirdiği halde bunun yerine kişi bu eylemi nedeniyle herhangi bir mağduriyet yaşamadan işine devam etmektedir.

Toplu iş sözleşmesinde; “Güvenlik Görevlilerinin Belgelerinin Yenilenmesi” başlıklı 53’üncü maddesinde ise “Güvenlik görevlisi olarak çalışan işçilerin özel güvenlik belgesinin işçinin kendi kusurundan kaynaklanmayan (belge yenileme süresinde başvuru yapmaması, sınav ve eğitimlere girmemesi vb.) nedenler ile … yenilenmemesi ya da geç yenilenmesi durumunda işveren bu süre zarfında; Şirketin İzmir Büyükşehir Belediyesi, bağlı kuruluşlar ve diğer belediye şirket ve iştirakleri ile yapmış olduğu hizmet alım sözleşmelerinde boş kadro bulunması durumunda işçiyi işverenlik bünyesinde uygun bir işte görevlendirir. Hizmet alım İZENERJİ İnsan Kaynakları Temizlik Bakım Onarım Enerji Güvenlik Hizmetleri 18 İlaçlama ve Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi 2024 Yılı Sayıştay Düzenlilik

Denetim Raporu

sözleşmelerinde boş kadronun bulunmaması durumunda işçi ilk boşalacak kadroya kadar ücretsiz izinli sayılır…Kartyenileme eğitim planlaması işverence yapılır. İşverence planlanan bu kursta geçen süreler çalışma süresinden sayılır. Kurs bitiminde işçi işe dönerek mesaisini tamamlar. İş kazası dışında işverence düzenlenen bu eğitime katılmayan işçilerin kurs bedeli işçilere rücu edilir.” denilmektedir. Madde hükmünde, güvenlik görevlisi olarak görev yapan personelin özel güvenlik kimlik kartını yenilememesi durumunda başka bir işte görevlendirilmesi veya ücretsiz izinli sayılması hüküm altına alınmıştır. Öte yandan güvenlik görevlilerinin belgelerinin yenilenmemesi veya iptal edilmesi durumunda, bu durumun “işçinin kusurundan kaynaklanmayan nedenler” olarak tanımlanması ve parantez içinde “belge yenileme süresinde başvuru yapmaması, sınav ve eğitimlere girmemesi” gibi örneklerin verilmesi arasında uyarlılık bulunmamaktadır. Zira “belge yenileme süresinde başvuru yapmaması” ve “sınav ve eğitimlere girmemesi” gibi durumlar, işçinin bu yükümlülükleri yerine getirmemesi anlamına gelmekte ve 5188 sayılı Kanun ile Yönetmelik açısından belgenin alınamaması veya geç alınması bağlamında, açıkça işçinin kusuru olarak değerlendirilmektedir. Buna karşın, güvenlik görevlilerinin belgelerinin yenilenmemesi kendi kusurlarından kaynaklı duruma göre sözleşmelerinin haklı feshi gerektirdiği halde bunun yerine kişi bu eylemi nedeniyle herhangi bir mağduriyet yaşamadan işine devam etmekte ve başka bir iş verilerek ya da ücretsiz izin verilerek yapmış olduğu kusurlu eylem ödüllendirilmektedir. Bu kişilerin işe alınma nedeni güvenlik görevlisi ihtiyacı nedeniyledir. Özel güvenlik belgesi olmayan kişi bu işi yapamayacağı için ihtiyaç olunan güvenlik görevlisi için başka kişiler işe alınmakta, belgesi iptal olunan kişi başka pozisyonda çalıştırılarak kişi gelir elde etmeye devam etmektedir. Bu durumlar yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine ve açıklamalara uygun düşmemektedir.

Şirket cevabında özetle, “Feshe son çare olarak başvurma” ilkesi gereği, bulguya konu edilen personelin iş akdinin hemen feshedilmediği, önce alternatif çözümlerin (örneğin farklı bir görevde çalıştırma) değerlendirildiği, aksi halde mahkemelerin, işe iade kararı verebildikleri, söz konusu mahkeme karaları neticesinde, söz konusu hükümler zamanla Toplu İş Sözleşmesinde yerini aldığı, İş Hukuku’na göre, feshin en son başvurulacak yöntem olması gerektiği, Şirketin personeli farklı bir görevlerde değerlendirerek hem işyerinin menfaatlerini koruduğu hem de geçersiz fesih tazminatı riskini önlediği ifade edilmiştir.

Şirket cevabında mahkeme kararları neticesinde, Toplu İş Sözleşmesine söz konusu hükümlerin konulmasının zaruriyeti üzerinde durulmuş ise de örnek hiçbir mahkeme kararı sunulamamıştır. Ayrıca Bulgu içeriğinde değinildiği üzere kanuna aykırı bir davranış

neticesinde yapılacak/yapılması gereken haklı bir feshin son çare olarak kullanılması gerektiği yönündeki iddialar ise hukuki ve nesnel gerekçelere dayanmamaktadır.

İmzalanan/imzalanacak toplu iş sözleşmelerinde Kanun hükümlerine aykırılık oluşturacak maddelere yer verilmemesi gerekir.