ÖZET: Şirketin, 2018 yılı öncesine ait mali hakları için işçilere yaptığı ödemelerin Belediyeden rücu edilmediği tespit edilmiştir. 2018 yılında kurulan Şirket, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında istihdam edilen ve daha önce alt işveren olarak çalışan işçilere, yıllık izin gibi eksik ödenen haklarını dava yoluyla ödemiştir. Ancak, bu ödemelerin ardından işçi alacakları ve dava masraflarının Belediyeden geri alınmadığı gözlemlenmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince, asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı sorumluluğu bulunmaktadır. Bu durum, işçilerin haklarının kısıtlanamayacağını ve asıl işverenin, alt işverenle birlikte tüm işçilik haklarından müteselsil sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, Türk Borçlar Kanunu’na göre, borçluların birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir.

Yapılan incelemelerde, 111 adet dava dosyasının çoğunluğunun, 696 sayılı KHK öncesi dönemdeki işçilerin alacaklarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Kamu İdaresi, Şirketin sorumlu olmadığı dönemler için yapılan ödemelerin Belediyeden geri alınacağını ifade etmiştir. Bu bağlamda, yıllık izin ücreti ve diğer eksik ödenen işçi alacakları açısından Şirket ile Çankaya Belediyesi arasında müteselsil sorumluluk bulunmaktadır.

BULGU: Şirket Tarafından Dava Yoluyla İşçilere Ödenen 2018 Yılı Öncesine Ait Mali Haklar İçin Belediyeye Rücu Edilmemesi

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

2018 yılında kurulan Şirket nezdinde anılan yıl itibarıyla 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) uyarınca istihdam edilmeye başlanılan ve önceki süreçte Belediyede alt işveren personeli olarak çalışan işçilere 2018 yılı öncesine ait olan başta yıllık izin olmak üzere eksik ödenen mali haklarının Şirket tarafından dava yoluyla ilgili çalışanlara ödendiği ancak söz konusu davalardan doğan işçi alacakları ve dava masraflarının Belediyeden rücuen tahsil edilmediği görülmüştür.

4857 sayılı İş Kanunu’nun;

“Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinin altıncı fıkrasında, asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu; yedinci fıkrasında asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarının kısıtlanamayacağı veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamayacağı, aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görecekleri,

“Yıllık ücretli izne hak kazanma ve izni kullanma dönemi” başlıklı 54’üncü maddesinin birinci fıkrasında, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı, şu kadar ki, bir işverenin bu Kanun kapsamına giren işyerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin işyerlerinde bu Kanun kapsamına girmeksizin geçirmiş bulundukları sürelerin de hesaba katılacağı,

hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin “Yıllık Ücretli İzine Hak Kazanma” 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında ise, İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinin birinci fıkrası ile 54’üncü maddesindeki esaslar ve 55’inci maddesindeki durumlar göz önünde tutularak her işçinin yıllık ücretli izne hak kazandığı tarihin bu Yönetmelik’in 20’nci maddesinde sözü geçen yıllık ücretli izin kayıt belgesine yazılacağı ifade edilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden görüleceği üzere asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işveren ile birlikte sorumludur. Bu durumda, ihbar, kıdem, kötü niyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, prim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esas olup, yerleşik Yargı Kararlarında da belirtildiği üzere Kanunun kullandığı, “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısıyla müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekmektedir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun iç ilişkiye ilişkin “1.Paylaşım” başlıklı 167 nci maddesinde; aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her birinin, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu oldukları, kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkının olduğu, bu durumda borçlunun, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebileceği, borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçluların eşit olarak üstlenmekle yükümlü oldukları hüküm altına alınmıştır.

Yapılan incelemede, eksik ödenen işçi alacaklarına ilişkin 111 adet dava dosyasının mevcut olduğu, söz konusu davaların önemli çoğunluğunun 696 sayılı KHK öncesi Belediye nezdinde çalışan ve anılan KHK ile Şirket nezdinde sürekli işçi kadrosuna geçirilen taşeron işçilerinin fark ücret alacaklarına ilişkin olduğu, davalar neticesinde davacı işçilere ödenen alacaklar, fer’ileri ve dava masraflarının Belediyeye rücü edilmediği tespit edilmiştir.

Kamu İdaresi cevabında, bulguda yer verilen husus doğrultusunda dava ve akabinde icra yoluyla Şirketin sorumlu olmadığı dönemler yönünden ödenmiş bulunan miktarlar için Belediyeye rücu edileceği ifade edilmiştir.

Bu itibarla, yıllık izin ücreti başta olmak üzere eksik ödenen işçi alacakları hususunda Şirket ve Çankaya Belediyesi müteselsil sorumlu olduğundan, Şirket tarafından yapılan davaya ilişkin ödemeler için Belediyeye rücu edilmesi hukuki bir zorunluluktur.