ÖZET: Şirketin vergi ve prim borçlarını zamanında ödememesi, ek mali yükümlülüklere yol açmaktadır. 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, belediye şirketinin bu durumdan kaynaklanan gecikme faizi ve zammı gibi ilave maliyetlerle karşılaştığını ortaya koymaktadır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun ilgili maddeleri, işverenlerin gelir vergisi tevkifatlarını belirli süreler içinde ödemelerini zorunlu kılmakta; benzer şekilde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu da prim ödemeleri için belirli süreler öngörmektedir. Şirketin, bu yükümlülükleri yerine getirmemesi, 176.827.669,07 TL vergi ve 395.262.042,52 TL sosyal güvenlik prim borcu birikmesine neden olmuştur.

Yapılan incelemelerde, şirketin borçlarının önceki döneme göre önemli oranda arttığı ve bu durumun gecikme faizi ve zammı gibi ek yükümlülükleri de beraberinde getirdiği tespit edilmiştir. Ödenen gecikme zammı ve faizler, şirketin kurum kazancına eklenmekte ve dolayısıyla vergi matrahını artırmaktadır. Bu durum, şirketin öz sermayesinin azalmasına yol açmakta ve mali durumunu olumsuz etkilemektedir.

Sonuç olarak, şirketin ödeme yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesi, hem yasal gereklilikler hem de mali sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir. Kamu idaresi, bu bulgulara katıldığını belirtmiş ve gerekli önlemlerin alınacağına dair taahhütte bulunmuştur. Şirketin, gecikme faiz ve zammı gibi ek maliyetlerden kaçınmak için yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesi gerekmektedir.

BULGU: Şirket Yükümlülüklerinin Zamanında Yerine Getirilmemesi Nedeniyle Ek Mali Külfetlere Katlanılması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

Şirketin vergi ve prim borcu ödemelerini zamanında yapmadığı, bu nedenle gecikme faizi ve zammı gibi ilave maliyetlere katlanmak zorunda kaldığı görülmüştür.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesinde, hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri dolayısıyla ilgililerin gelir vergilerine mahsuben işveren tarafından gerçekleştirilecek tevkifatlara ilişkin detaylı açıklamalara yer verilmiş, 84’üncü maddesinde ise söz konusu tevkifatlar dolayısıyla muhtasar beyanname verileceği düzenlenmiştir.

Aynı Kanun’un 98’inci maddesinde, vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bir ay içinde tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmi üçüncü günü akşamına (Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 29.03.2019 tarih ve 115 numaralı Sirküler gereğince yirmi altıncı günü akşamına) kadar vergi dairesine bildirmeye mecbur olduğu, 119’uncu maddesinde ise yapılan vergi tevkifatının, vergi kesenler tarafından beyanname verecekleri ayın yirmi altıncı günü akşamına kadar bağlı bulundukları vergi dairesine yatıracakları belirtilmiştir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında işverenlerin prim ödeme işlemleri, Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlerin, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını sigortalıların ücretlerinden keserek, kendi hissesine isabet eden prim tutarlarını da bu tutarlara ekleyerek en geç takip eden ay/dönemin sonuna kadar Kuruma ödemeleri şeklinde gerçekleşmektedir. 5510 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesinde işverenlerce Kuruma verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin şekli, içeriği, ekleri, ilgili olduğu dönemi, verilme süresi ve diğer hususların Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle belirleneceği hükmü yer almıştır. Mezkur maddede belirtilen hususları düzenleyen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 102’nci maddesinde aylık prim ve hizmet belgelerinin en geç belgenin ilişkin olduğu ayı izleyen ayın 26’sında Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderileceği, 108’inci maddesinde ise prim tutarlarının da en geç söz konusu ay sonuna kadar Kuruma ödeneceği belirtilmiştir.

Şirket tarafından işçilerin ücretlerinden, söz konusu kişilerin gelir vergilerine mahsuben kesilen tutarlar ilgili ayı takip eden ayın 26’ncı günü akşamına kadar beyan edilip ödenmelidir. Ayrıca sosyal güvenlik primleri de benzer şekilde işçi ücretlerinden kesilmeli, Şirkete ait prim de bu tutara eklenerek belirlenen sürelerde ilgili Kuruma bildirilmeli ve ödenmelidir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 369’uncu maddesi, yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişilere, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetme yükümlülüğü getirmiştir.

Yapılan incelemelerde, Şirketin; 2024 yıl sonu itibariyle ilgili kurumlara ödenmemiş 176.827.669,07 TL vergi borcu ve 395.262.042,52 TL sosyal güvenlik prim borcu bulunduğu, bu kapsamda 69.791.567,71 TL vergi ve sigorta priminden kaynaklı gecikme faizi ve zammı ödendiği görülmüştür. Söz konusu vergi borcu önceki döneme göre %277,1 oranında, sosyal güvenlik prim borcu ise %82,4 oranında artış göstermiş olup, borç bakiyesindeki bu artışlar şirketin gecikme faiz ve zammından kaynaklı yükümlülüklerinin de gün geçtikçe artmasına sebebiyet vermektedir.

Şirket tarafından vergi ve prim borcundan kaynaklı ödenen gecikme zammı ve faizler, şirketin hasılatından indirimi kabul görmeyen giderler olması nedeniyle şirketin kurum kazancına ilave edilerek vergi matrahına eklenmektedir. Dolayısıyla yapılan bir gider sonucunda bu tutarın kurum kazancından indirimi kabul edilmemesi ve kurum kazancına ilave edilmesi şirketin yükümlülüğünü arttırmaktadır. Bu sebeple kanunen kabul edilmeyen giderler, dolaylı olarak şirketin öz sermayesinde azalışa sebep olmaktadır.

Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden ve açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Şirketin, ödeme yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getirmesi gerekmektedir. Söz konusu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre gecikme faizi ve zammı gibi fer’i alacakların doğmasına ve şirketin ilave mali yük altına girmesine sebebiyet vermektedir.

Kamu idaresi cevabında bulguya katıldığını belirtmiş olup, bulgunun gereğinin yapılması hususunda azami dikkat gösterileceği ifade edilmiştir.

Şirket tarafından vergi ve prim borcu gibi ödeme yükümlülüklerinin zamanında yerine getirilerek gecikme faiz ve zammına sebep olunmaması gerekmektedir.