|
ÖZET: Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bir şirkete ayni sermaye olarak devredilen taşınmazın üzerinde daimî irtifak hakkı bulunduğu tespit edilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ilgili maddeleri, meclisin bütçe içi işletmelerle ortaklıklar kurma ve sermaye artışına karar verme yetkisini tanımaktadır. Ayrıca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 127. maddesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulabilecek unsurları belirlerken, taşınmazların faydalanma ve kullanma haklarını da kapsamaktadır. Ancak, 342. maddeye göre, sınırlı ayni hak, haciz veya tedbir bulunmayan taşınmazların sermaye olarak kabul edilebileceği hükmü bulunmaktadır.
Yapılan incelemeler sonucunda, üzerinde irtifak hakkı bulunan taşınmazın, Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından 3. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ve bilirkişi değerleme raporuyla ayni sermaye olarak devredildiği ortaya çıkmıştır. Ancak, ilgili mevzuat gereği, taşınmazların ayni sermaye artışlarında üzerinde herhangi bir sınırlamanın olmaması gerektiği açıktır. İdare, mahkeme kararının yeterli olduğunu savunsa da, tapu sicil müdürlüğü tescil talebini reddetmiştir. Bu durum, taşınmazın ayni sermaye olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını göstermektedir. Sonuç olarak, taşınmazların belediye şirketlerine devri işlemlerinin, 6102 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde ve taşınmaz üzerinde herhangi bir sınırlı ayni hak bulunmadan gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu süreçte, mahkeme kararı ve bilirkişi değerleme raporunun yanı sıra, taşınmaz üzerindeki hakların durumu da dikkate alınmalıdır. |
BULGU: Şirkete Ayni Sermaye Olarak Devredilen Taşınmazın Üzerinde Sınırlı Ayni Hak Olması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi
Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Şirkete ayni sermaye olarak verilen taşınmazın üzerinde daimî irtifak hakkı bulunduğu görülmüştür.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18’inci maddesinin (i) bendinde; bütçe içi işletme ile 6102 sayılı Kanun’a tâbi ortaklıklar kurmaya veya ayrılmaya, sermaye artışına karar vermeye meclisin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 127’nci maddesinde ticaret şirketlerine sermaye olarak konulabilecek unsurlar sayılmış olup ilgili maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde “Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları” yer almaktadır. Kanun’un anonim şirketlerin düzenlediği dördüncü kısmında yer alan 342’nci maddesinde ise; üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurlarının ayni sermaye olarak konulabileceği hükmü yer almaktadır. Anılan Kanun’un 128’inci maddesinde şirketlere konulacak ayni sermayeye bilirkişiler tarafından değer biçileceği, ayni sermayeye konu olacak taşınmazlar için tapuya şerh düşürüleceği hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun’un 343’üncü maddesinde şirketlere konulacak ayni sermayenin tespitinin şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce yapılacağı, 131’inci maddesinde ise sermaye olarak konulan ayni sermayelere, bilirkişi tarafından biçilecek değerlerin ilgililerce kabul edilmiş sayılacağı belirtilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun sınırlı ayni hakları düzenleyen ikinci kısmının 779’uncu maddesinde, taşınmaz lehine irtifak hakkı, bir taşınmaz üzerinde diğer bir taşınmaz lehine konulmuş bir yük olup, yüklü taşınmazın malikini mülkiyet hakkının sağladığı bazı yetkileri kullanmaktan kaçınmaya veya yararlanan taşınmaz malikinin yüklü taşınmazı belirli şekilde kullanmasına katlanmaya mecbur kılar şeklinde tanımlanmıştır.
Yapılan incelemede, üzerinde daimî irtifak hakkı bulunan Osmangazi İlçesi Veysel Karani Mahallesi sınırlarındaki taşınmazın Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı ve eki bilirkişi değerleme raporu ile ayni sermaye olarak Şirkete devredildiği görülmüştür.
Yukarıda bahsedilen mevzuat hükümlerine göre ayni sermaye artışlarında, taşınmaz üzerinde herhangi bir sınırlamanın olmaması ve bununla beraber taşınmaz tespitine ilişkin mahkeme kararı ile bilirkişi değerleme raporunun da aranması gerekmektedir. Dolayısı ile üzerinde irtifak hakkı bulunan bir taşınmazın şirketlere sermaye olarak konulmasının yahut sermaye artırımında kullanılmasının mümkün olmadığı görülmektedir.
İdare tarafından verilen cevapta; asliye ticaret mahkemesi kararıyla üzerinde irtifak hakkı bulunan taşınmazın şirkete ayni sermaye olarak konulmasına izin verilmesine rağmen, tapu sicil müdürlüğünce tescil talebinin reddedildiği, oysaki taşınmazın asliye ticaret mahkemesi tarafından ayni sermaye olarak kabulünün yeterli olduğu ve bu konuda daha önce verilen bir yargı kararı olduğu ifade edilmiş olup; süreç ile ilgili olarak tapu müdürlüğünün tescil işleminin reddi işlemine karşı idare mahkemesi nezdinde iptal davası açıldığı, davanın olumsuz sonuçlanma ihtimaline karşı ise taşınmaz üzerinde teknik bir çalışma ile ifraz ve tevhit yollarına başvurmak için çalışmalara başlanıldığı belirtilmiştir. Ancak; bulguda belirtilen mevzuat hükümleri ve açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, ayni sermaye artışlarında taşınmaz üzerinde herhangi bir hak, haciz ve tedbir bulunmaması gerektiği hükmü oldukça açıktır.
Taşınmazların ayni sermaye artırımı yoluyla belediye şirketlerine devredilmesi işlemlerinin 6102 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda yapılması, asliye ticaret mahkemesi kararı ve bilirkişi değerleme raporu ile birlikte taşınmaz üzerinde herhangi bir sınırlı ayni hak olmamasına da dikkat edilmesi gerekmektedir.