ÖZET: Şirketin Hukuk Birimi, bünyesinde iki avukat bulundurmasına rağmen dışarıdan avukatlık hizmeti almayı sürdürmektedir. 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, şirketin kendi kadrosundaki avukatların yanı sıra serbest çalışan avukatlarla da işbirliği yaptığını ortaya koymuştur. Bu durum, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleriyle çelişmekte ve şirketin menfaatlerini zedelemektedir. Şirket, toplamda dört avukatla çalışırken, kadrolu avukatların asli görevleri olan dava takibi ve sonuçlandırma işlemlerini yerine getirmemekte, dışarıdan alınan hizmetlerin ise şirketin lehine herhangi bir sonuç doğurmadığı görülmektedir.

2024 yılında, şirket çalışanı avukatlara toplam 630.155,01 TL ödeme yapılırken, sözleşmeli avukatlara yapılan ödemeler ise 453.345,00 TL olarak kaydedilmiştir. Bu durum, şirketin mali kaynaklarının verimsiz kullanılmasına ve dolayısıyla zarar etmesine yol açmaktadır. Kadrolu avukatların mevcut olduğu bir ortamda, dışarıdan avukatlık hizmeti alımının gerekliliği sorgulanmaktadır.

Sonuç olarak, şirketin kendi avukatları varken dışarıdan avukatlık hizmeti alarak kaynaklarını israf etmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun sermayenin korunmasına dair hükümlerini ihlal etmektedir. Bu bağlamda, sözleşmeli avukatlarla olan anlaşmaların feshedilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

BULGU: Şirketin Hukuk Biriminde Görevli İki Şirket Avukatı Bulunmasına Rağmen Dışarıdan Avukatlık Hizmeti Alınması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

Şirketin kendi bünyesinde çalıştırdığı iki avukatı bulunduğu halde, serbest çalışan başka avukatlardan avukatlık hizmeti alındığı ve bu kapsamda avukatlık ücreti ödendiği görülmüştür.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun “Tacir olmanın hükümleri” başlıklı 18’inci maddesinin, “…(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.” şeklindeki hükmü, “Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı 369’uncu maddesinin, “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” şeklindeki hükmü ile “Yönetim Kurulu, Devredilemez görev ve yetkiler” başlıklı 375’inci maddesinin;

“(1) Yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri şunlardır:

Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi.

Şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi.

Muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal planlama için gerekli düzenin kurulması.

Müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları.

Yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi.

Pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin tutulması, yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel kurula sunulması, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi.

Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması.”

Şeklindeki hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, Şirket Yönetim Kurulu’nun şirketin karlılığı, sermayesinin korunması ve ana sözleşmesine uygun faaliyette bulunmasını temin etmek üzere; şirkette istihdam edileceklerin kendilerine ödenecek ücretler karşılığında şirketin ihtiyaç duyduğu hizmetleri sunmasını sağlaması gerekmektedir.

Ancak yapılan incelemede 2024 yılında Şirket’in kendi kadrosunda mevcut iki, serbest olarak çalışan iki olmak üzere toplam 4 avukat ile çalışılmıştır. Şirket davalarının serbest olarak çalışan iki avukata verildiği ve davalara ilişkin işlemlerin bu avukatlar tarafından gerçekleştirildiği görülmüştür.

2024 yılında şirket çalışanı avukatlara toplam 630.155,01 TL tutarında ücret ödemesi yapılmıştır. Yine aynı dönemde sözleşmeli avukatlara takip ettikleri işler karşılığında yapılan ödemelerin Şirkete maliyeti toplam 453.345,00 TL olmuştur. Kadrolu avukatların asıl görevinin Şirketin davalarının takibi ve sonuçlandırılması olduğu açıktır. Kmu İdaresi her ne kadar cevabında bu uygulamanın şirket menfaatine olduğunu bildirmişsede yapılan denetimlerde söz konusu hizmet alımlarından dolayı söz konusu avukatların şirketin lehine sonuçlandırdığı herhangi bir davaya rastlanmadığı gibi şirketin faaliyet alanları ile ilgilide danışmanlık hizmeti vermemişlerdir.

Bu itibarla, dava takibi yapmayan şirket çalışanı avukatlar mevcutken sözleşmeli avukatlara ödeme yapılarak şirketin zarara uğratılması ve TTK’nın sermayenin korunmasına ilişkin hükümlerinin ihlal edilmesi nedeniyle sözleşmeli avukatların sözleşmelerinin feshedilmesi gerekmektedir.